Fark edin ki
konuştuğumuz her şey, ister bir ürün olsun, bir pazarlama planı, yönetim,
planlama, strateji oluşturma, liderlik, markalaşma, ne olursa olsun, tek
bir şey hakkında: İnsan. Herhangi bir organizasyon, bu ister bir aile
olsun, ister bir şirket, ister bir ülke, onu oluşturan insanların özgün
yaratımıdır. Bu noktayı gözden kaçıran liderler, yöneticiler, şirket
sahipleri, yaratıcılar, sanatçılar, pazarlama uzmanları, ve evet, koçlar,
kendi "ağırlıkları" altında ezilerek yok olmaya mahkumdur.
Peki,
nedir bu insan? Daha önceki
bir yazımda,
eğer insandan ilişki içinde olabildiği herşeyi - yani kendisi dışında
görüp de adlandırabildiği herşeyi, örneğin vücudunu, düşüncelerini,
duygularını - alırsak, geriye ne kalır insan olarak diye sormuştum. Geriye
kalan tek şey, insanın ilişki kurabilme kapasitesidir, ki Medard Boss'a
göre bu varoluşun tek temeli ve olasılığıdır. Ve biz bunu farkettiğimizde,
yaşamımız değişir, ve anlam kazanır. Çünkü fark ederiz ki varolmamızın
nedeni ben değil, sendir.
Herhangi bir
koçluk çalışmamızı bu gerçek üzerine kurar, aslında insanın bir varlık,
bir olgudan çok bir süreçler, ilişkiler bütünü olduğu felsefesiyle
yaklaşırız konulara. Çalışmamızda önemli olan, ister duygularımızla,
düşüncelerimizle ve kendimizle olsun, ister fiziksel veya sosyal
çevremizle olsun bu ilişkilerin ve bu süreçlerin bizi ileri taşıyacak
şekilde düzenlenmesidir.