Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi90.htm adresini ziyaret ediniz.

 Kişisel Bir Yaşam #91           İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi             21 Haziran 2006

 marefidelis.com   arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    koçluk    bize ulaşın

© 2006 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık'ın elektronik yayım organıdır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

MareFidelis Kişisel Bir Yaşam, www.marefidelis.com adresinden e-dergimize abone olan okurlarımıza ve müşterilerimize sunduğumuz bir hizmettir. Eğer bu derginin size yanlışlıkla veya isteğiniz dışında geldiğini düşünüyorsanız lütfen burayı tıklayarak aboneliğinizi siliniz.

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her sayısının size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak web sitemizden abone olunuz.


Haftanın Sözü:

"Psikotik, 'ben Abraham Lincoln'üm' der. Nevrotik, 'keşke Abraham Lincoln gibi olsam' der. Bütünleşmiş insan ise 'ben benim, sen de sensin' der."

 

 -Fritz Perls


Haftanın Yazısı:

 

Düşünmek, beklemek,...

Dost Can Deniz

 

Neler var yapabilecekleriniz arasında? Sizi hedeflerinize, istediklerinize, hayallerinize ulaştıracak nelere, ne gibi özelliklere, güçlü yanlara, yeteneklere sahipsiniz? Bunca yıllık yaşamınızda bu anlamda işe yarayacak neler öğrendiniz, hangi becerileri edindiniz? Üzerine bineceğiniz ve sizi düşlediğiniz geleceğe taşıyacak aracın üzerinde ne yazıyor? Size önerim yazıyı okumaya devam etmeden önce belki elinize kağıt kalemi alıp yazmasanız bile (ki bu en iyisi olurdu), aklınızdan bu sorulara yanıt vermeniz.

Nobel ödüllü Alman yazar Herman Hesse’nin ünlü kitabı Siddharta’yı okuyanlarınız bilir: Bir Brahman’ın oğlu olan Siddharta, kendini bulmak ve mutlak huzura erişmenin yolunu babasını izleyerek tanrılara adak adamak ve arınmak için kutsal ırmakta yıkanmakta bulamaz. Babasının itirazlarına rağmen, bu mutlak farkındalığı idrak etmenin yolunu tamamen nefsi ve dünyasal varlığı köreltmekte arayan, bizim “Hint fakiri” diye adlandırdığımız dervişlere katılır. Üç yıl kaldığı hint fakirlerinin arasında, çabasının egosunu yok etmek yerine tam tersine daha da büyüttüğünü görünce, ayrılır onların da yanından. Guatam Buddha ile karşılaşır. Ancak onun öğretisinden değil, kendisinden, hareketlerindeki mükemmellikten, yaşamın içinde nasıl var olduğundan, var oluş şeklindeki mükemmellikten etkilenir ve der ki “Buddha, öğrettiklerini uygulayarak aydınlanmadı. Öğretiler bunu bana veremez. Hatta öğrenme ve öğreti arayışı, aydınlanmamın önündeki en büyük engel”.

Bu noktada Siddharta, yüreğinin sesini dinlemeye karar verir, ve yüreği onu şehire, uzun zamandır uzak durduğu, tepeden baktığı normal insanlarla, öldürmeye çalıştığı bedensel hazların peşine sürükler. Üzerinde sadece bir paçavra parçası varken karşılaştığı güzel Kamala, onu himayesine alır. Sözlerinden ve şiirlerinden etkilenen Kamala’nın öğrencisi olur Siddharta. Kamala ona bu yaşamda hayatta kalabilmesi için üç şeye sahip olması gerektiğini söyler: Güzel elbiseler ve ayakkabılar, saçlarında güzel kokular ve cebinde para.

“Sadece bunlar mı” der Siddharta, “çok kolay olacak işimiz. Peki bunları en kolay nereden bulabilirim?”

“İşte” der Kamala, “herkesin sorduğu ve yanıtını merak ettiği soru budur. Fakir bir insanın para kazanması için tek yol en iyi yaptığı, yapmayı öğrendiği şeyi yapması ve karşılığında para almasıdır. Sen ne yapabilirsin Siddharta?”

Siddharta yanıt verir: “Düşünebilirim, bekleyebilirim, ve oruç tutabilirim.” Kamala beğenmez: “Hepsi bu mu?”

“Evet, hepsi bu.” Sonra Siddharta’nın okuma yazma da bildiğini öğrenen Kamala, ona şehrin en zengin tüccarının yanında iş bulur.

Daha sonra aralarında konuşurken Kamala der ki: “Siddharta, ne kadar şanslısın, bir kaç gün önce hiç bir şeyi olmayan bir hint fakiriydin, şimdi üstünde güzel elbiselerin, ayağında güzel ayakkabıların ve bir işin var. Kısa zamanda cebinde de çok paran olacak. Bir tür büyü filan mı yaptın sen?”

Siddharta yanıt verir: “Bunda büyü filan yok güzel Kamala. Sen bana ne yapabileceğimi sorduğunda sana düşünebilirim, bekleyebilirim ve oruç tutabilirim dedim. Ama sen bunları beğenmedin. Siddharta kendine bir hedef seçerse, düşünceleri sadece o hedefe odaklanır. Nasıl suya atılan bir taş, doğrudan, hiç bir yöne sapmadan dibe giderse, Siddharta’nın düşünceleri de sadece olmasını istediği şeye odaklıdır, araya hiç bir başka düşünce girmesine izin vermez. Bunu yaparken de Siddharta istediği gerçekleşene kadar beklemeyi bilir. İstediğinin ne zaman olacağı konusunda endişelenmez, ne kadar beklemesi gerekiyorsa o kadar bekler. Beklerken de oruç tutmayı da bilir, aç veya çok az yiyecekle yetinebilir. Böylelikle istediği gerçekleşmeden açlık veya başka nedenlerden dolayı önüne çıkan ve kendisini yolundan ayıracak yiyeceklere tamah etmez. Siz normal insanlar ise buna büyü dersiniz. Bunda büyü filan yok.”

İlk paragrafta sorduğum sorulara yazdığınız yanıt arasında düşünmek var mıydı? Düşünmeyi gerçekten biliyor musunuz, yoksa zihniniz bir düşünceden diğerine, bir endişeden ötekine atlarken çaresizce peşinden koşturmayı düşünmek diye mi adlandırıyorsunuz? İstediğinizi elde etmek için siz elinize düşeni yaptıktan sonra oturup da bekleyebilir misiniz size gelmesini? Buna yanıt vermeden önce telefonun çalmasını en son ne zaman sabırsızlıkla beklediğinizi, eşiniz veya çocuğunuz 5 dakika gecikti diye en son ne zaman endişelendiğinizi hatırlayın. Bütün bunları bir yana bırakın en son ne zaman trafikte sıkıştığınızda kendinizi umutsuzluğa ve öfkeye kaptırdınız? Peki ya istediğiniz gelmesini beklerken karşınıza çıkan diğer “fırsatlara” hayır diyebilir misiniz? En son ne zaman “eh buna da şükür, hiç olmayabilirdi” dediniz? Ne zaman bir başkası, size başlangıçta vermeye söz verdiği şeyleri vermeyince, yani sözleşmenizi bozduğunda, hiç sesinizi çıkarmadan razı oldunuz, ve sonra içinizden ve dışınızdan başkalarına söylenmeye başladınız?

Siddharta’ya kulak verin: “Siddharta, bir hedefi olduğunda, düşünür, bekler, oruç tutar. Ancak dünyanın şeyleri arasından taşın suyun içinden geçtiği gibi, kendini rahatsız etmeden geçer... Bu aptalların büyü diye adlandırdığı şeydir, iblislerin ve meleklerin getirdikleri şeyler olduğunu düşünerek. Hiçbir şeyi iblisler getirmez, iblis diye bir şey yoktur. Herkes büyü yapabilir. Herkes hedeflerine ulaşabilir, eğer düşünebiliyorsa, bekleyebiliyorsa ve beklerken daha azına razı olmuyorsa.”

Not: Siddharta’dan bahseden satırlar, kitaptan alıntı değil, hikayeden benim aklımda kalanlar, yorumum ve özetidir.


"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"

 

Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık’ın  vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için liderlere, üst düzey yöneticilere, kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara koçluk yapıyor. 1500 saatin üzerindeki koçluk deneyimini ve Gestalt Institute Of Cleveland, Coachville, EATA, Lore Institute ve benzeri bir çok kurumdan aldığı bin saate yakın eğitimini, kurumsal ve bireysel müşterilerin hizmetine birebir ve grup halinde koçluk yaparak ve yöneticilere yönelik liderlik gelişimi ve yönetici koçluk eğitimleri vererek sunuyor. ABD, İngiltere, Almanya ve Hollanda’ya yerleşik danışanlarla geçmişte ve günümüzde çalışmakta olan Dost aynı zamanda Gestalt Institute Of Cleveland Organizations & System Development Center’da öğretim görevlisidir.

 

Dost'un liderliğinde MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık, Türkiye’nin ve Güney Doğu Avrupa’nın önde gelen kurumsal ve bireysel koçluk ve kurumsal/sistemsel gelişim danışmanlığı firmalarından biri haline gelmektedir. Yönetsel ve kişisel gelişim ile koçluk konusunda Türkiye’nin öncü kurumlarından olan MareFidelis; profesyonellere, yöneticilere, iş sahiplerine ve liderlere hizmet sunmaktadır.

 


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık'ın haftalık elektronik yayım organıdır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2006 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.


Bülten, internet sayfamız ve yazılı görüş ve tavsiyelerimiz, ilgili olduğu alanda yazarının konuyla ilgili ve sağlıklı ortalama insanın normal ilerleme süreci gözönüne alınarak, yazarın ve değişik alanlardaki uzmanların araştırmalarına dayanarak hazırlanmaktadır. Özel veya somut durumunuzla ilgili olarak özel görüşme istemenizi öneririz.

 

Bu sorumluluk bildirimi  Tepe Hukuk Danışmanlığı tarafından hazırlanmıştır. www.tepe.gen.tr