|
Bu e-dergiyi okumakta
gucluk cekiyorsaniz, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi9.htm
adresinden de okuyabilirsiniz DERGIYI BASTIRMAK VEYA TEXT SEKILDE OKUMAK ICIN buraya
TIKLAYINIZ. www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın |
||
|
Kişisel Bir Yaşam |
İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık E-Dergi |
Sayı 9 – 17 Eylül
2002
|
|
|
||
|
Bu hafta... Eski
sayılarımıza buraya
tıklayarak ulaşabilirsiniz. Normalde yazılarımı Salı akşamları yazarım. E-Dergi’nin gönderilme saatlerine bakmış olanlar bilirler, gece 00:00 ile 04:50 arasında değişir gönderilme saatleri. Genellikle bir hafta içinde karşıma çıkanlar, okuduklarım, kendi kafamı kurcalayanlar, bir yerde duyup ta etkilendiğim sözleri biriktirip, Salı öğleden sonra yığarım masanın üstüne. Bir bakarım hepsine tepeden, ve başlarım yazmaya... Bu hafta daha değişik bir yol izleyeceğim. Bu gün henüz Pazar, öğleden sonra dört gibi şu an... Biliyorum, sağ olsun Internet, hepimiz hemen her gün, yaşamın anlamıyla alakalı, hemen hareket geçmemiz, anı yaşamamız konusunda bizi uyaran bir sürü e-postayı defalarca alıyoruz. Ancak biraz önce gelen bu mesaj beni düşündürdü, ve aklımda ilişkiler, duygusal duyarsızlık, öfke, yeni iş kurmanın hukuki yanı, Internet becerileri ve benzeri gibi bir sürü konu varken bu aşağıdaki yazıyı yazıverdim. Tadını çıkarın... Saygılarımla, Dost C.
Deniz |
||
|
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı
yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz. Ücretsiz değerlendirme
görüşmesi için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler
yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz. |
||
|
Yaşamak
ve ölmek... Bundan bir süre önce Jennifer White Coaching Group adlı, ABD’nin önde gelen coaching şirketlerinden birinin haftalık bültenlerini almak için form doldurmuştum... Hiçbir zaman gelmedi bu e-postalar, ben de tamamen unuttum. Ta ki bu Pazara kadar... Bu Pazar, gelen bir e-posta beni Jennifer’ın eski yazılarından birine yönlendirdi: “Kaç kere yaşamınızda bir kere ortaya çıkacak bir fırsat belirdi ve siz hayır dediniz? O hakkında hiçbir zaman bir şey yapmadığınız iş fikrine ne oldu? Ya o hep bir gün gerçekleştireceğiniz söylediğiniz tatiller, hedefler ve rüyalar? Evet, her zaman rüyalarınızı ezecek, alay edecek insanlar olacak. Daha kaç kere bunu yapmalarına izin vereceksiniz? “Sizin böyle olmanızı istemiyorum. Bu hafta, sizi dışarı çıkmaya ve yaşamaya davet ediyorum. Su birikintilerine atlayın, işyerinizde stres toplarıyla cambazlık yapın, kendini kötü hisseden bir iş arkadaşınıza şefkatle sarılın. Yeni bir iş kurun, büyük bir terfi için uğraşın, veya hep istediğiniz o kitabı yazın. “Korku ve endişe? Tabi ki orada olacaklar. Ama tutku ve kıvılcım da orada olacak. Ve bu, dostlarım, yaşamın tüm anlamıdır.” Meslektaşım ve yaşıtım Jennifer White, bu yazıyı yazdıktan tam bir ay sonra, 10 Haziran 2001’de 33. doğum gününde bir beyin kanaması yüzünden hayata veda etmiş. Kendini insanların yaşamlarını anlamlı ve kaliteli kılmaya adamış olan Jennifer, aynı amaç uğruna, bize coaching yaparak ölmüş sanki. Bu, o sizi yapmak isteyip de yapmadıklarınız yüzünden suçluluk hissettirerek karamsarlığa itecek bir yazı olmayacak. Tam tersine amacım, hayallerinizi gerçekleştirmenin elinizin uzanabileceği kadar yakın olduğuna sizi inandırmak. Çünkü 33 yıl içinde bile olsa Jennifer, tanıdığı ve tanımadığı bir çok insanın yaşamına dokundu. ABD’nin önde gelen kişisel danışmanlarından biri olan Jennifer’ın bülteni, bir milyon kişiye ulaşıyordu. Kişisel gelişim kitaplarına düşkün olanlarınız onu tanır. Work Less, Make More ve Drive Your People Wild Without Driving Them Crazy adlı kitapları Amazon.com’da veya Remzi Kitabevi’nin raflarında bulunabilir. Yaşamınıza bir anlam vermek için... Bu dergimizin dokuzuncu sayısı... Bir çok konuya değindik ama hep tek bir tema vardı işlediğimiz: Yaşamınıza bir anlam verin. Gurur duyacağınız bir yaşam yaratın. Gurur duyacağınız bir yaşam yaratmak demek, her zaman başarılı olmak, hiç hata yapmamak, mükemmel olmak demek değil. Bu mümkün de değil zaten! Danışanlarımla paylaştığım Yaşam Kalitesi 100 diye bir değerlendirmem var. (Bu değerlendirmenin 25 soruluk kısaltılmış şekline buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.) Bu değerlendirme içinde en sevdiğim soru şu: “Bu öğleden sonra ölsem hiç pişmanlık duymam.” Gurur duyacağımız bir yaşam yaratmak demek, işte bu cümleyi içten söyleyebilmek demek. Gurur duyacağımız bir yaşam yaratmak demek, yokluğa değil de, var olana odaklanmak demek. Gurur duyacağımız bir yaşam yaratmak demek, düşmeyi göze alarak ayağa kalkmak demek. Başkalarını suçlamamak, yüzde yüz sorumluluğu almak demek. Ancak bu şekilde gerçekten kendimizin ifadesi olan bir yaşam yaratabiliriz. Size soruyorum, bu öğleden sonra ölseniz, geride nasıl bir yaşam bırakırsınız? Düşe kalka da olsa, hatalar ve yanılsamalarla dolu olsa da, cesaret dolu, kalbinin peşinden giden, dünyaya kendini ve kendi gerçeğini ifade etmek uğruna yaşanmış bir yaşam mı, yoksa başkalarının değer yargıları içinde, belki maddi olarak çok zengin, belki değil, ama doyumsuz bir yaşam mı? Unutmayın, yaşamayı bilmeyen, ölmeyi de bilemez. Kendinizi ifade etmeniz için size birinin izin vermesini bekliyorsanız, bunu ben sizin için yapayım. Ama işe yarar mı? Size izin verecek olan tek kişi sizsiniz. Kendinize izin verin... Size ufak bir sihir öğreteyim: Kendinize izin vermek. Bir çeşit farkındalık meditasyonuna dayanıyor bu. Her hareketinizden önce kendinize izin vermeyi alışkanlık haline getirin. Yataktan kalkmak için, kapıyı açmak için, vitesi üçe takmak için kendinize izin verin. Her adımdan önce kendinize izin verin. Böylece yaşamınızı şimdiki anda yaşamaya başlayabilirsiniz. Ayrıca kendinize aradığınız şeyleri bulmak için izin vermeye başlayın. Örneğin evden çıkmak üzereyseniz ve anahtarınızı bulamıyorsanız yüksek sesle şöyle deyin: “Kendime anahtarlarımı bulmak için izin veriyorum.” Sonra vücudunuzu izleyin. Sonuçlara inanamayacaksınız. Bilinçaltınız ve vücudunuz bütün yanıtları, neyi nereye bıraktığını bilir çünkü. Sadece bu bilginin bilinçli zihninize çıkmasına izin verin. Başlangıçtaki başarısızlıklardan yılmayın, vücudunuz ve bilinçaltınızın sizin onların sözünü dinlemeye başladığınızı fark etmeleri zaman alacak çünkü. Daha sonraki aşama ise kendinize tutkularınızı ve yaşam amaçlarınızı bulmak ve gerçekleştirmek üzere izin vermek. Evet, korkularınız ve kısıtlayan inançlarınız var, biliyorum. Ama onlar aslında sizin değildi ki! Geçen sayımızda değindiğimiz gibi, doğumunuzdan bugüne kadar o kadar çok yalan inançlarla beslediler ki bilinçaltınızı! Ama durun, hemen o yalancıların üzerine suçu atmadan, tekrar kurban rolüne sığınmadan şu Arap atasözüne kulak verin: “Öyle yalanlar vardır ki, günahı söyleyen ağızdan ziyade, dinleyen kulaktadır.” Artık kulaklarınız ve bilinçaltınız şu kelimeleri duysun: “Kendime tam potansiyelimi ve yaşam amacımı bulmak ve gerçekleştirmek için izin veriyorum.” Eğer gerçekten istediğinizi bildiğiniz bir şey varsa, örneğin bir kitap yazmak gibi, o zaman “Kendime kendimin tam ifadesi olan, mükemmel bir kitap yazmak ve insanlara sunmak için izin veriyorum” deyin. Yaşamınızda sonuçlar ortaya çıkana kadar devam edin. Bir iki gün yapıp bırakmayın. ABDli gazeteci John Bingham’ın “İlham bir hafta için iyidir ve motive olmak bir ay civarında işe yarayabilir, ama herhangi bir yaşam stili değişikliğini bir yaşam boyu kalıcı kılmak için kendinizi adamanız gerekir” derken kastettiği budur. Eğer bilinçaltınıza uyumlanacak kadar süre tanırsanız başarabildiklerinize şaşıracağınıza eminim. Süper iletken olmak... Dünyanın ilk kişisel gelişim kitaplarından birini bundan 2000 yıl önce yazan Epictetus, kitabının ilk satırında şöyle diyor: “Mutluluğun sırrı, kontrol edebileceğin bazı şeylerin varolduğu gibi, kontrol edemeyeceğin şeylerin de varolduğunu bilmekte yatar”. Artık kontrol edemeyeceğiniz şeylerin istediğiniz gibi olması ısrarınızdan vazgeçin. Nasıl teknolojinin geleceği süper iletkenler üzerine kurulu, siz de süper iletken olun, yaşamınızdan direnci çıkarın. İnsanları, durumları, şimdiyi ve geçmişi değiştiremezsiniz. Tepki veren değil, yanıt veren olun. Seçim hakkınızı kullanmaya başlayın. Yani en çok kontrol edebileceğiniz şeyi, kendinizi yönetmeye başlayın. Bunun tekniklerini öğrenin. Destek alın. Mucizeler beklemeyi bırakın, onları siz yaratın. Bilge Şeker’in dediği gibi “bekleyerek geçen süre, zaman değildir”. Gurur duyacağınız bir yaşam yaratmak için kendinize izin verir ve adım atmaya hazırlanırken, şu soruları gözden geçirin: § Zaman ve para sorun olmasaydı, nerede ve nasıl yaşardınız? § Bütün sorunlarınızın yanıtına sahip olsaydınız, onları çözmeniz ne kadar sürerdi? § Kişisel veya profesyonel bir vizyonunuz var mı? § Bu yaşam süresinde istediğiniz ama başaramayacağınızı düşündüğünüz şey nedir? § Yaşam kalitenize on üzerinden kaç verirdiniz? § Yaşam kalitesi notunuzun yaşam sürenizde kaça yükselme olasılığı var? § Vazgeçtiğiniz bir rüyanız veya hedefiniz nedir? § Hangi parçanızdan vazgeçtiniz? § Yaşamınızın hangi tarafından veya hedefinizi “doğru zaman değil” diye rafa kaldırdınız? Sizin hangi parçanız doğru insan veya fırsatın ortaya çıkmasını bekliyor? Soruları ve yanıtlarınızın her birini “seyir defteriniz”e yazın ve düşünün, bu yaşam sürenizin her anını gururla yaşamak ve her an “bu an istediğim her şeye sahibim” diyebilmek için ne yapmanız, kendinize ne izinler vermeniz lazım? Yazımı Jennifer’ın sözleriyle bitiriyorum. Bu yazı, onun anısına yazıldı. Siz de bu dünyada zamanınızı tamamladığınızda, hiç tanımadığınız biri tarafından anınıza bir yazı yazılmasını istemez miydiniz? “Yaşamınızı bir şaheser yapmanız için size meydan
okuyorum. Her gün o hep aramakta olduğunuz özgürlüğü, neşeyi, doyumu ve
tatmini hissettiğiniz sıra dışı bir yaşam yaratın... Sadece kendiniz olma
cesaretiyle, hem de çevrenizde bütün dünya aklını kaybederken. İşte yaşamı
bir şaheser yapmanın gerçek anlamı budur... Kendinizi gururlandırın.
Yaşamınız fark yaratsın.” |
||
|
Grup Çalışması: Korkuya Rağmen İlerlemek Susan Jeffers’ın “Feel The Fear and Do It Anyway” adlı kitabında belirttiği gibi, hepimiz bilmediğimiz, yeni bölgelere girerken korku hissediyoruz. Bu korkuya teslim olmak aslında farkında olmadığımız ciddi bedeller ödetiyor bize. Korkudan kurtulmanın ve kendimiz hakkında daha iyi hissetmenin tek yolu da korkuya rağmen gitmek ve ne gerekiyorsa yapmak. Mare Fidelis olarak hepimizin ortak derdi korkuyla baş
etmek için bir seçenek sunuyoruz: Korkuya Rağmen İlerlemek odaklı bir grup coaching çalışması. 4 – 10
danışanla beraber yaptığım bu çalışma içinde korku ile ilgili gerçekleri
ortaya çıkaracak, onu iyice tanıyacak, alt benliğimizin biz durduran sesini
susturarak üst benliğimizle işbirliği yapmayı öğreneceğiz. Daha sonra yeni
becerilerimizi yaşama taşıyacak, benim coaching’im ve grubun desteğiyle
istediğimiz yaşamı yaratmak için harekete geçeceğiz. Eylül
sonuna doğru başlatacağımız bu çalışmayla ilgili daha fazla bilgi almak
isterseniz lütfen dostdeniz@marefidelis.com
adresine bir e-posta atınız. |
||
|
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. |
||
|
Mare Fidelis’in ve Kişisel
Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz
değerlendirme seansı için bir randevu alınız. ©
2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir.
İzinsiz olarak kullanılamaz. |
||