Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi89.htm adresini ziyaret ediniz.
|
Kişisel Bir Yaşam #89 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 9 Şubat 2006 |
||
![]() |
||
|
marefidelis.com ● arşivler ● abone ol ● aboneliğimi sil ● koçluk ● bize ulaşın |
||
|
© 2006 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir. |
||
|
MareFidelis Kişisel Bir Yaşam,
www.marefidelis.com adresinden
e-dergimize abone olan okurlarımıza ve müşterilerimize sunduğumuz bir
hizmettir. Eğer bu derginin size yanlışlıkla veya isteğiniz dışında
geldiğini düşünüyorsanız lütfen
burayı tıklayarak aboneliğinizi siliniz.
Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir
e-gruptan mı aldınız? Haftanın Sözü: "Cemiyeti ile, ne onun tarafından yutularak, ne de ondan tamamen çekilerek, dikkatli bir temas içerisinde yaşabilen kişi, iyi bütünleşmiş kişidir."
-Fritz Perls |
||
|
Haftanın Yazısı:
En mutlu düşten daha mutludur uyanmak... Dost Can Deniz
Bir dostumla yemek yiyoruz, öğleyin. İyi durumda değilim. Biraz önce biten ve benim tanık olduğum bir karşılaşma, hiç de benim istediğim gibi gitmemiş. İki uykuda insan birbirine girmiş, kendilerini uyanık sanarak. Her biri diğerinin rüya gördüğüne emin, kendi yarattıkları canavarla savaşmışlar ve doğal olarak kurşunların ve sözlerin işlemediği bu canavara yenik düşmüşler. Ben ise kendi canavarımla boğuşuyorum şimdi. Bu halimi gören bilge dostum çiğnediği lokmaların arasında duruyor. Dikkatle ve endişe ile süzüyor beni. “Ya Dost’um,” diyor. “Ne yapıyorsun şimdi?” Sorusunu algılamaya çalışıyorum mücadelemin arasından. Sonra elimden geldiğince, dilim döndüğünce o olaydan, o rüyada, kabusta olan iki dostumdan bahsediyorum, nasıl gerçeği göremediklerinden, nasıl kendi yaptıkları şeyler için birbirlerini suçladıklarından, nasıl kendi yarattığı canavarlarla savaştıklarından ve yenildiklerinden bahsediyorum. Nasıl beni dinlemeyi reddettiklerinden ve kendi dramalarına aşık olduklarından, bundan nasıl beslendiklerinden dem vuruyorum. Sonra kendime dönüyorum, üstüme düşeni yapamadığımdan, zayıf düştüğümden, elimden bir şey gelmediğinden bahsediyorum. Dostum beni dikkatli bir şekilde, ama düşünceli dinliyor. Gözleri bende ufacık bir uyanıklık pırıltısı arıyor herhalde. Baktı ki nafile, “peki dostum” diyor, “senin canavarın nerede şimdi, şu an?” Sorusunu anlamazlıktan geliyorum. “Sana şu an işkence yapmakta olan, kendi canavarın nerede?” diye tekrarlıyor. Yanı başımda. Ense kökümde. Boynumdan yakalamış. Devamlı konuşuyor, bu karşılaşmada bu iki insana nasıl destek olmam gerektiği ile ilgili kesin ve keskin fikirlerini avaz avaz bağırıyor, yapamadıklarım için canıma okuyor. Karşımda duruyor hiç bir zaman ulaşamayacağım, zaten ulaşamayacağım şekilde yarattığım o ideal, herşeyi her zaman ve her şekilde doğru yapan ve bu benimle ilgili bu ideale uymayan herşeye bütün gücüyle saldıran. Hani o ideale uyma çabamın pek de işe yarar bir iş olmadığını deneyimle öğrensem de ele geçiriyor bazen o idealist iç canavarım. Hatta bu son cümle bile onun söyleyeceği cinsten bir cümle, sinsidir canavarım benim! Rüyamı görüyorum. Dostum uyanmakta olduğumu görüyor, diyor ki “baksana çevrene” diyor, “bu andan başka an var mı?” Anlamaya çalışıyorum. “Bana dostlarını ve problemlerini göster şimdi.” Saçmalıyor olabilir mi? Anlamadığımı görerek açıyor: “Şu anda endişelendiğin, seni üzen şey hangi zamanda?” diye soruyor. “Geçmişte kaldı” diyorum, içim sızlayarak. Geri dönüp de değiştiremeyecek olmanın acısı sarıyor içimi. Sevgili canavarım bütün açıkları değerlendiriyor. “Dostum” diyor dostum. “Söylediklerin, pişmanlık duydukların, seni mutsuz eden şeylerin hepsi geçmişte kaldı, değil mi?” “Evet” diyorum. “Yani şu anda değiştiremezsin”. Doğal olarak. “Farkında mısın” diyor, “seninle ne zamandır sohbet edemedik”. Dostumla saatler süren edebiyat, felsefe, ekonomi, psikoloji, yönetim bilim sohbetlerimizi anımsıyor, gülümsüyorum. “Ve benimle olmak yerine şu an, bu geçmişte kalan, hem de seni pek de mutlu etmemiş bu olayla beraber olmayı tercih ediyorsun.” Yavaş yavaş uyanıklık hali bedenimi sarıyor. Birden bedenime ve şimdiki zaman ve mekana geliyorum. İlk defa etrafıma bakıyorum, şaşkınlıkla. Çevremdeki ağaçları ve çiçekleri hiç fark etmemişim, arka plandaki inşaat gürültüsünü duymadığım gibi. Sanki ışınlanmışım buraya bir saniye önce gibi bir his geliyor içime. İlk defa gerçekten bakıyorum dostumun merakla bana bakan yüzüme. Bedenime ışınlandığımı o da gördü. “Hem,” uyandığımı görmekten aldığı cesaretle devam ediyor, “nereden biliyorsun yaptığının veya onların yaptıklarının kötü, yanlış, işe yaramaz olduğunu? Nereden biliyorsun bu tartışmanın ileride ikisinde de ciddi uyanmalar yaratacağını? Nereden biliyorsun bu iki kişinin arkadaş kalmasının veya olmasının her ikisi, sen ve hatta dünya için iyi olduğunu?” Hmmm, güzel nokta. İçimden, derinlerden bir ses “devam et, devam et!” diyor. “Dostum, farkında mısın, gerçekte olmakta olanla beraber olmaktansa ne olması gerektiği hakkındaki fikirlerinin seni şimdiden, buradan, buradaki, gözünün önündeki fırsat ve yaşamdan koparıp götürdüğünü? Kim demiş senin iyi olarak değerlendirdiğin şeyin iyi, kötü olarak değerlendirdiğin şeyin kötü olduğunu? Olanla beraber olmak varken, herşeyin nasıl olması gerektiği ile ilgili fikirlerinle ilgilenmenin nelere yol açtığının farkında mısın?” Yan gözle canavarıma bakıyorum. Şimdi gözüme çok küçük gözüküyor. Masum, küçük bir kedicik rolü yapıyor şu an. Havayı önce burnuma, oradan da ciğerlerime dolduruyorum. Kar kokusu doluyor genzime. Yemeğimden bir lokma atıyorum ağzıma. Hafif ekşi bir lezzetin içindeki çok hafif zeytinyağı tadını algılıyorum belli belirsiz. Beyaz masa örtüsündeki işleme çiçeklerin uyumuna takılıyor gözüm. Arka planda çalan müzik, tatlı tatlı kulağımı yalıyor. Eğik oturmakta olduğum için sırtımın ağrımaya başladığının ayırdına varıyorum. Aklıma Sheakespeare’in sözü geliyor: “En mutlu düşten daha mutludur uyanmak”. "Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için liderlere, üst düzey yöneticilere, kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara koçluk yapıyor. 1500 saatin üzerindeki koçluk deneyimini ve Gestalt Institute Of Cleveland, Coachville, EATA, Lore Institute ve benzeri bir çok kurumdan aldığı bin saate yakın eğitimini, kurumsal ve bireysel müşterilerin hizmetine birebir ve grup halinde koçluk yaparak ve yöneticilere yönelik liderlik gelişimi ve yönetici koçluk eğitimleri vererek sunuyor. ABD, İngiltere, Almanya ve Hollanda’ya yerleşik danışanlarla geçmişte ve günümüzde çalışmakta olan Dost aynı zamanda Gestalt Institute Of Cleveland Organizations & System Development Center’da öğretim görevlisidir.
Dost'un liderliğinde MareFidelis Koçluk ve Danışmanlık, Türkiye’nin ve Güney Doğu Avrupa’nın önde gelen kurumsal ve bireysel koçluk ve kurumsal/sistemsel gelişim danışmanlığı firmalarından biri haline gelmektedir. Yönetsel ve kişisel gelişim ile koçluk konusunda Türkiye’nin öncü kurumlarından olan MareFidelis; profesyonellere, yöneticilere, iş sahiplerine ve liderlere hizmet sunmaktadır.
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Koçluk'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2006 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bülten, internet sayfamız ve yazılı görüş ve tavsiyelerimiz, ilgili olduğu alanda yazarının konuyla ilgili ve sağlıklı ortalama insanın normal ilerleme süreci gözönüne alınarak, yazarın ve değişik alanlardaki uzmanların araştırmalarına dayanarak hazırlanmaktadır. Özel veya somut durumunuzla ilgili olarak özel görüşme istemenizi öneririz.
Bu sorumluluk bildirimi Tepe Hukuk Danışmanlığı tarafından hazırlanmıştır. www.tepe.gen.tr
|
||