Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsay83.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #83            İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi               26 Ekim 2004

 

 marefidelis.com   arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    koçluk    bize ulaşın

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


 
Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak web sitemizden abone olunuz.

MareFidelis'ten Haberler

 

Evet, evet, biliyoruz! Sizleri çok beklettik yeni bir sayı yayımlamak için! Eski, her hafta yeni bir sayının garantili olarak yazıldığı ve yayımlandığı günleri açıkçası biz de özledik. Yakında da o günlere döneceğiz! Yeni ofisimizin kurulması, MareFidelis'in büyümesi ve bir çok seyahatle damgalanan bu dönem, bir çok güzel yazıya da ebelik yapacak. Şimdi haberler:

  • MareFidelis taşındı! MareFidelis bundan sonra Ebulula Caddesi, 4. Gazeteciler Sitesi, A10 Ev 5 Levent, İstanbul adresindeki yeni merkezinde hizmet vermeye devam edecek.

  • Christopher Nevill'den Applied Life Coaching Eğitimi 8 Kasım'da Başlıyor. Güney Afrikalı ünlü koç ve eğitimci Christopher Nevill tarafından tasarlanan Applied Life Coaching eğitimi, yaklaşık 9 ay sürüyor ve katılımcılara yaşam koçluğu yolunu açmayı amaçlıyor. Türkiye'de ERA Eğitim ve Danışmanlık'ın temsilciliğini yaptığı programla ilgili detaylı bilgileri http://www.myera.net/alcnew.htm adresinden edinebilirsiniz.

  • Koçlar İçin Grup Çalışmalarımız Devam Ediyor. Şu an devam etmekte olan 2 grup çalışmamıza ek olarak, Ramazan Bayramı'ndan sonra yeni bir grup çalışması başlatacağız.


Haftanın Yazısı:

İki yabancı...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"Çoğu başarısızlık aslında bir son değil, son kıyafetine bürünmüş bir başlangıçtır."

 

 -Suzanne Falter-Barns

 


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Bu haftanın alıştırması, bazıları için kolay olsa da, bazılarımız için daha zor olacak. Aslında yapmanızı istediğim şey çok basit, ama o kadar kolay değil. Bazılarınız saçma bulacaksınız. Bazılarınızın ise hoşuna gidecek. Çünkü bu hafta bir çoğumuzun hayatında hiç yapmadığı bir şey yapacağız.

Bu haftaki ödeviniz aynaya bakmak. Evet, yanloş duymadınız, bu hafta, sizden yaşamınızda ilk defa aynaya bakmanızı istiyorum! "Dost sonunda çok çalışmaktan kafayı yedi" demeden önce yazdıklarımın devamını okuyun lütfen!

Bu hafta yapacağımız aslında varoluşçu bir deney. Sizden ricam yaşayacağınız bu muhteşem deneyimin her saniyesini kaydetmenizi istiyorum. Eğer sahipseniz ses kayıt cihazınızı kullanmanızı öneririm. Yoksa kağıt kalem de kullanabilirsiniz, hatta bir arkadaşınıza sizin için not tutmasını isteyebilirsiniz.

Öncelikle bu buluşmaya kendinizi hazırlayın. Birazdan uzunca bir zamandır görmediğiniz biriyle karşılaşacaksınız. Bu karşılaşma ile ilgili ne hissettiğinizi kaydedin veya not alın. Aynaya doğru ilerlerken nasıl hissediyorsunuz, neler düşünüyorsunuz, aklınıza neler geliyor, nelerin farkındasınız? Hepsini kaydedin.

Aynanın karşısına geldiğinizde, aynadaki kişinin direkt gözlerinize bakmak yerine, önce vücudunun diğer yerlerini inceleyin. Aklınızdan "şunun kazağına bak, hiç yakışmamış" gibi, "küpelerinden bir düşmüş" gibi kelimeler geçtiğinde bunları kaydedin, ve bırakın gitsinler. Aklınıza gelen yargı ve yorumların hepsinin farkına varın ve kaydedin, ancak dikkatinizi almalarına izin vermeyin. Bırakın aklınızdan geçip gitsinler. Bir yandan da neler hissettiğinize dikkat etmeyi unutmayın.

Zihniniz yeterince sakinleştikten sonra usulca, ürkütmemeye çalışarak aynadaki aksinizin gözlerinin içine bakabilirsiniz artık. Karşılıklı güven sağlayana kadar bakın ona. Utangaçlıktan, veya sizle böyle göz göze kalmak, birden ortaya çıkarılmak onu rahatsız edebilir ve gözlerini kaçırmak isteyebilir. İzin verin, ama tekrar onun gözleriyle buluşun. Bu arada aklınızdan geçen her şeyi ve  hissettiklerinizi kaydetmeyi unutmayın.

Yeterince alıştıktan sonra birbirinize, ona merhaba deyin, yüksek sesle, ve ne hissettiğinize dikkat edin. Rahatsız mı hissediyorsunuz? Yoksa bu alıştırma size çok mu aptalca ve anlamsız geldi? Bu baktığınız insanın gözlerinde ne görüyorsunuz? Bu insanla arkadaş olmak istiyor musunuz? Bu insanın aslında ne istediğini öğrenmek istiyor musunuz? Bu insan için ne yapacaksınız? Bu insanın sizden neye ihtiyacı var? Bütün bunları kaydedin.

Ve Blaise Pascal'a kulak verin: "Bütün ızdırabın kökü insanın bir odada kendisi ile yalnız başına oturamamasında yatar."


 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"

 

Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Koçluk, Eğitim ve Danışmanlık’ın  vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için liderlere, üst düzey yöneticilere, kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara koçluk yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.

 


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Koçluk'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.


Bülten, internet sayfamız ve yazılı görüş ve tavsiyelerimiz, ilgili olduğu alanda yazarının konuyla ilgili ve sağlıklı ortalama insanın normal ilerleme süreci gözönüne alınarak, yazarın ve değişik alanlardaki uzmanların araştırmalarına dayanarak hazırlanmaktadır. Özel veya somut durumunuzla ilgili olarak özel görüşme istemenizi öneririz.

 

Bu sorumluluk bildirimi  Tepe Hukuk Danışmanlığı tarafından hazırlanmıştır. www.tepe.gen.tr

 

Siz dünyaya ne katkıda bulunacaksınız? Yaşamınız pamuk alevi gibi bir parlayıp bir sönen bir yangın mı olacak, arkasında hiçbir iz bırakmayan, yoksa bir başkasının yolunu mu aydınlatacaksınız ışığınızla? Ne işe yarayacak sizin bu dünya üzerinde geçirdiğiniz süre? Sahi, neden bu dünya üzerindesiniz siz? Ne için yataktan kalkıyorsunuz her sabah? Yaşamınız neyin hakkında? Günlük hayatın çekişme ve itişmeleri içinde yol alırken ne ayakta tutuyor sizi içeriden? Bu dünyada günlerinizi doldurduğunuzda ne diyecekler sizin arkanızdan? O gün de gelecek bir gün, farkındasınız değil mi?

Akıl Oyunları filminde John Nash’in dediği gibi “Yaşam bu. Aktiviteler bol miktarda mevcut. Üstüne sadece anlam ekleyin!” Sizin yaşamınızın anlamı ne? Günlerinizi bir kişinin daha önüne geçmek, sahip olduklarınızdan veya başkalarının sahip olduklarından bir iyisine daha sahip olmak için mi yaşıyorsunuz? Başınıza gelmesinden korktuğunuz o şeylerin, parasız kalmanın, “başarısız” olmanın, sahip olmak “zorunda” olduğunuz şeylere ulaşamamanın, en iyi sevgili/eş’e sahip olamamanın mümkün olduğunca uzağından geçmek mi belirliyor seçimlerinizi? Kendinize güvenli bir sığınak bulmak her şeyden daha mı önemli sizin için? Sahi, nefes alıyor musunuz siz gerçekten?

Yoksa o yola çıkmaya cesaret edebildiniz mi siz de? Belki de yaşam itti sizi, "yeter artık" dedi, "yeter artık saklandığın!". Belki bir yerde duydunuz soruyu, belki ter içinde uyandınız, bütün bir geceyi kabuslarla, kendinizi derin kuyularda kaybettiğiniz ve arkasından bulmak için yeraltının derin ve karanlık dehlizlerinde bin bir tehlike ile karşılaştığınız karabasanlarla geçirdikten sonra, ve bütün bu rüyaların anlamı ne diye sordunuz kendi kendinize, en sonunda? İçinizden çağıldayarak çıktı belki önemsiz yaşamınızın öfkesi, düdüklü tencere içinde sıkışan buharın bütün gücü ile dışarı fışkırması gibi.

Ve o soruyu sordunuz kendinize, o önemli soruyu, o tek soruyu, o her şeyi aralamanın en önemli ilk aşamasını... İlk defa bu sorunun yanıtını belki de bilmediğinizi, hatta şimdiye kadar vermiş olduğunuz hiçbir yanıtın aslında doğru olmadığını, artık yeni sorular sorup yeni yanıtlar bulmak gerektiğini fark ettiniz... Sanki uyur gezer gelip de gözünüzü açtığınız ve kendinizi ortasında bulduğunuz, oyuncuların seyirci, seyircilerin oyuncu olduğu bir tiyatro sahnesinde içiniz titreyerek şaşkınlıkla sordunuz: “Ne oluyor burada ya?”

Gerçekten ne oluyor burada? Yaşamınıza, sorunlarınıza, endişelerinize, tasalarınıza, amaçlarınıza, hırslarınıza, hayal kırıklıklarınıza, acılarınıza, düşmanlarınıza, yandaşlarınıza bakın. Bir bakın, çekinmeyin! Gerçekten, ama gerçekten bakın. Durun önce. Öylece durun. Şu anda, şimdi, bütün dünyayı durdurun. Kafanızın içindeki o bütün sesleri durdurun. Size devamlı masallar anlatan o sesi susturun iki saniye, ve bakın. Kendinize bakın. İlk defa kendinize bakın. Evet, evet, şimdi. Hatta bu yazıyı bitirdikten sonra gidin ve kendinize bir ayna bulun. Geçin karşısına aynanın. Bu aynada belki de milyon kere gördüğünüz yabancıya ilk defa bakın, ve ona merhaba deyin önce. Merhaba deyin, çünkü siz aile terbiyesi gördünüz. Bu terbiyeye göre ilk defa karşılaştığınız yabancılara selam vermek gerekir, konuya girmeden önce. Sonra aynadaki yabancıya o önemli soruyu yöneltin: “Ne oluyor ya burada, senin bir fikrin var mı? Buraya nasıl geldik? Ne işimiz var bizim burada? Kim bütün bu insanlar, Allah aşkına, ne yapıyorlar?”

Kendisinin bir gün demir attığı istasyondan geçmesini bekleyen dostlar, duyun beni. Treni kaçırdınız kardeşim. Demiryolu güzergahı değişti. Tren yolda bozulmuş. Hani yarım saat uyudunuz ya, o sırada gelmiş tren. En kötüsü, kendiniz treni kaçırmış, bir sonraki tren bu yaşamda geçmeyecekmiş. Artık beklemeyi bırakın. Kendiniz aramakla, beklemekle, hayal etmekle gelmeyecek çünkü. Onun için siz en iyisi mi, kendiniz bir şeyler yapın. Hadi, ne duruyorsunuz?

 

 

Başa Dön