Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi79.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #79            İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi              25 Mayıs 2004

 
 marefidelis.com   arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    yaşam koçluğu    bize ulaşın

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


 
Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak web sitemizden abone olunuz.

Dost Can Deniz, Orlando, ABD'deki 2004 Coachville Annual Coaching Conference'a konuşmacı olarak katılıyor.

 

45binden fazla üyesi ile, dünyanın en büyük koçluk meslek ve eğitim kuruluşu Coachville'in bu sene Orlando, Florida, ABD'de yapılacak olan yıllık konferansına Dost Can Deniz konuşmacı olarak davet edildi.

 

Diğer konuşmacılar arasında YAHOO!'nun kurucularından ve Chief Solutions Officer'ı, NY Times Best Seller yazarı Tim Sanders, Amerika'nın en başarılı koçlarından Laura Berman Fortgang, Manpower Ltd.'i dünyanın en büyük HR firması haline getiren Lance Secretan, America's Dream Coach Marcia Wieder gibi isimlerin de bulunduğu konferansta Dost Deniz, Every Coach, Every Voice olarak adlandırılan bölümde, ABD dışından davet edilen tek koç olarak, Bir Meslek Olarak Koçluğun ve Koçluk Yetkinliklerinin uluslararası uyarlamaları üzerine bir sunum yapacak.

Detaylı bilgilere http://www.coachvilleannualconference.com/ ve http://www.coachvilleannualconference.com/manyfaces.html adreslerinden ulaşabilirsiniz.

 

 


Haftanın Yazısı:

Kağıttan gemiler...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"En yüce değer gelecek değil şimdidir. Her kim gelecek mutluluğu için bir ev yaparsa bugün için bir hapishane yapar."

 -Octavia Paz

 


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Artık affetmenin zamanı gelmedi mi kendinizi, yaptıklarınız, yapmadıklarınız ve yapamadıklarınız için? Artık kendinizi suçlamayı, onu hor görmeyi, onu cezalandırmayı bırakmanızın zamanı gelmedi mi? yeterince çekmediniz mi kendinize duyduğunuz hasreti? Şimdi zamanı değilse, yeni gemiler yapacak, yeni kaleler inşa edecek gücü toplaması için kendinize izin vermenin, peki ne zaman?

İçinizden "kendimi niye affedeyim, suçlu onlar, kurban benim" diyor olabilirsiniz. Kendinizi, kurban pozisyonuna soktuğunuz için affetmeniz gerekiyor olabilir belki de. Size zarar verdiğini bildiğiniz halde kaldığınız ilişki için, yüzünüze bağıran patronunuza veremediğiniz yanıt için, işinize nefret ederek gittiğiniz halde istifa etmeye cesaret edemediğiniz için, sigarayı bırakamadığınız için, spora gitmediğiniz için, yardım kabul edemediğiniz için, sınır koyamadığınız için, kendinizi düşürdüğünüz bütün durumlar, bütün düşme ve kalkmalarınız için affetmenizden bahsediyorum.

Onun için lütfen şimdi durup içinize bir bakın. Kendinize en fazla kızdığınız, kendinizi en fazla hırpaladığınız olayı, hatanızı, ortaya çıkarın ve şu soruları yanıtlayın:

> Bu hatadan/olaydan ne öğrendiniz?

> Bunu daha önce biliyor muydunuz?

> Sizi aynen o günkü bilginizle, o günkü bilincinizle aynı koşulların ve seçeneklerin içine bıraksak, farklı karar vermeniz mümkün mü?

> Hata yapıldığında ne gibi problemler yaratıldı?

> Bu problemleri düzelttiniz mi? (Düzeltmediyseniz nasıl düzelteceksiniz?)

> Bu hatayı başkası yapsaydı onu affeder miydiniz?

> Kendinizi affedecek misiniz?


 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"

 

Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın  vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.

 


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şu şiirini siz de çok sever misiniz?:

Kağıttan bir gemi yaptım küçücük

Ya 5 öpücük sığar içine

Ya 10 öpücük

Kız kardeşim

10 öpücükte batar bu gemi dedi

Sen misin

15 öpücük

Anam sakın denize atma dedi

Doğru havuza

Sen misin

Doğru denize

Ama ıslanmasıyla batması bir oldu

 

Bir gemi daha yaparım ne çıkar

Hem bu sefer öpücük yerine

Sunturlu birkaç küfür

Daha birkaç gemi yaparım

Çok şükür.

Kağıttandır bizim gemilerimiz. Ufak ufak gemiler yaparız biz hayallerimizi, düşlerimizi, dertlerimizi, keyiflerimizi taşısın diye. Kağıttan gemiler yaparız, ve usulca bırakırız içine yüreğimizi... Kağıttan gemilere teslim ederiz biz yaşamlarımızı...

Kalelerimiz ise kumdandır bizim. Kaleler yaparız, yürek kovalarımızı doldurdukları kumları umutlarımızla ıslatarak. Bazen kocaman, bazen küçücük, kaleler yaparız, yanı başında duran uçsuz bucaksız denize, amansız dalgalara meydan okurcasına.

Bazılarımız saklar kağıttan gemilerini, suya sokmaz, batar diye, suya soksa bile içine bir şey koyamaz korkusundan. Diğerlerimiz kumdan kale yapanlara güler, "ne diye uğraşıyorsun" der, "ne diye uğraşıyorsun, nasıl olsa bir dalgada yıkılacak, belki de bir ayak darbesiyle. Hiç biri olmazsa güneş kurutacak kumları, ve dağılacak bu kadar uğraşarak yaptığın kalen..."

Diğerlerimiz cesaret eder sonunda bir kağıttan gemi yapmaya, kumları kovasına doldurup da bir kale inşa etmeye... Ama onlara bütün hayallerini, rüyalarını, hayatını yüklediğini sanır. Ve su değip de dağılınca kağıttan gemisi, ve dikkatsiz veya acımasız bir ayak basınca kalesine, bir daha affedemez, ne ayağı, suyu, ne kendisini. Nasıl bu kadar aptal olabildim der, kağıttan bir geminin yüzmeyeceği belliydi, bunu nasıl yapabildim, o kadar hayali, rüyayı, umudu, öpücüğü bu gemiye ben nasıl koyabildim der. Alçak, der, nasıl bastın o özene bezene yaptığım kaleme. Bir daha ne gemi yapar, ne kale. Eski gemisinde batan hayallerinin acısı ve kendine karşı öfkesi arasında bir yerlerde kaybettiği yaşamını arayıp durur. Ararken bir başkasının kalesini yapmakta olduğunu görünce bazen kendini tutamaz, içeride saklı tuttuğu öfkesi ile basıverir üstüne, yıkar o kaleyi de... Ama öfke susmaz, yarası daha bir kötü acır.

Bazılarımız ise bu sırada devamlı gemi yaparız. Kovalarımızı doldururuz kumlarla. Bir pamuk ipliğine bağlı yaşamımızda ne kadar çok gemi yapabileceğimizi merak ederiz biz. Ve her yaptığımız yeni geminin içine daha fazla öpücük, daha fazla hayal, daha fazla umut, daha fazla neşe, daha fazla yaşam doldurmaya çalışırız. Bunu yapınca daha fazla korkunun da bizi beklediğini bilerek. Ama öğrenmişizdir bir kere, gemiler batabilir, ve öpücükler bitmez bizde! Hayallerimizin geldiği yerden daha çoook hayal çıkar, ve kimse bizi yaşamamaya ikna edemez, henüz nefes alırken... Kumdan kalelerimizi daha yüksek, daha görkemli yaparız bir dahaki sefere, kağıttan gemilerimize daha da çok öpücük koyarız...

Daha bir çok gemi yaparız, çok şükür...

 

 

Başa Dön