Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi77.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #77 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 27 Nisan 2004 |
||||||||||||
![]() |
||||||||||||
| marefidelis.com ● arşivler ● abone ol ● aboneliğimi sil ● yaşam koçluğu ● bize ulaşın | ||||||||||||
|
© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir. |
||||||||||||
|
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
||||||||||||
| Haftanın Yazısı: | ||||||||||||
![]() |
Değerli şeyler... Dost Can Deniz |
Haftanın Sözü: "İnsanlar bazen kaderlerinin efendisidirler: Hata, sevgili Brütüs, yıldızlarımızda değil. Ancak kendimizde, bir başkasının iki dudağı arasında olma halimizde." -William Shakespeare, Julius Ceasar
|
||||||||||
"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. |
||||||||||||
|
Siz de Mel Gibson’un Cesur Yürek filmini sevenlerden misiniz? Neydi bu filmde hepimizi, bütün dünyada milyonlarca kişiyi derinden yakalayan, Cesur Yürek’in bütün zamanların en iyi filmleri arasında yer almasını sağlayan? Tabi ki sinema dili, kurgulama, görsel yönetim, kamera tekniği, müzikler ve ortalama bir sinema seyircisi olan benim bilemeyeceğim on bin açıdan film başarıyla kotarılmıştı, ama bunlardan başka ne vardı? Teknik açıdan daha iyi bir çok film, neden bu film kadar başarı sağlayamadı? Kahramanın işkence gördüğü son sahneyi hatırlıyor musunuz? Acısını dindirmek, çektiklerini sona erdirmek için tek yapması gereken pes etmesi, doğru yoldan sapmış olduğunu kabul etmesiydi... Sizin de tüyleriniz diken diken oluyor mu en büyük fiziksel acılar karşısında bile “Özgürlük!” diye avazının çıktığı kadar bağırdığı bu sahneyi hatırlayınca? Ne olursa olsun ödün vermem diyebileceğiniz değerleriniz var mı? Rahatınızdan, lüksünüzden, huzurunuzdan vazgeçebilir misiniz herhangi bir şey için? Uğruna ölümü göze alabileceğiniz kadar önemli bir şey var mı yaşamınızda? Bizim için en önemli değerlerimizi ifade eden bir yaşam, uğruna ölünebilecek bir yaşamdır. İnsan belki de yaşamayı öğrenmek için ölmeyi göze almalı. Derler ki Musa arkasında firavunun orduları Kızıl Deniz’in kıyısına geldiğinde asasını vurarak açmamış geçeceği yolu. Hiçbir garanti ve söz almadan yürümüş denize doğru. Ölmeyi göze alarak, değerlerinden ödün vermemek için, yürümüş arkasında kavmiyle suyun içine. Ve Kızıl Deniz ancak o burun seviyesine kadar suya gömüldüğünde yarılmış ikiye. Değerlerimizle, kendi gerçeğimizle ve gücümüzü ele alarak yaşamak bunun gibi bir şeydir işte. Onlardan ödün vererek işgal altındaki ülkenin sadrazamı, genel valisi, hatta padişahı olabilme şansına sahip olmanıza rağmen tek başına derme çatma bir gemiye atlayıp da inandığınız değerler uğruna sonucunun ne olacağını bilmediği bir yolculuğa çıkabilmektir asıl özgürlük. Ve özellikle de sonucunu bilmeden, garanti altına almadan, sadece değerlerine güvenerek, ve onlardan ödün vermeyince her nasılsa evrenin de yardımını alacağına inanarak yola çıkmaktır. Değerler “yaşamı güvence altına aldıktan sonra”, “çocuklar okulu bitirdikten sonra”, “genel müdür olduktan sonra”, “bankada param biriktikten sonra” değil, şimdi yaşanacak şeylerdir. Siz değerleriniz konusunda pazarlık edebilirsiniz, ama değerleriniz sizinle pazarlık etmez. Ya onlara uygun, özgürce yaşarsınız, ya da esir. Bütünlükten azıcık sapmak diye bir şey yoktur. Ölümü göze almayan, yaşayamaz da. Ve şuna inanın, değerleriniz için hiçbir zaman ödeyebileceğinizden daha fazla bir bedel istenmez sizden. Cesur Sorular'dan...
|
||||||||||||