Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi76.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #76 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 13 Nisan 2004 |
|||||||||||||
![]() |
|||||||||||||
| marefidelis.com ● arşivler ● abone ol ● aboneliğimi sil ● yaşam koçluğu ● bize ulaşın | |||||||||||||
|
© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir. |
|||||||||||||
|
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||||||||||
| Haftanın Yazısı: | |||||||||||||
![]() |
Garanti, kontrol, tutku... (2) Dost Can Deniz |
Haftanın Sözü: "Geçmiş günü beyhude yere yad etme, Bir gelmemiş an için de feryat etme, Gelmiş geçmiş masal bunlar hep Eğlenmene bak ömrünü berbat etme. Niceleri geldi neler istediler, Sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin degil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler. Dünyada ne var, kendine dert eyleyecek, Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek, Zümrüt çayir üstünde, sefa sür iki gün ... Zira senin üstünde de otlar bitecek " -Ömer Hayyam
|
|||||||||||
"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. |
|||||||||||||
|
Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı
bir şeyler yapmamız gerektiğini, özel bir şeylerin kendimizi farklı bir
yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı
söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için "doğru" olan şeyin ne
olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne
acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu
oluruz, daha yararlı oluruz, daha güvenli oluruz, daha zengin oluruz, daha
sevilen oluruz? Yeteneklerimiz, potansiyelimiz ne yana düşüyor? Bir
bulsak, ah bir bulsak, birisi bize bir söylese de peşinden gitsek! Bütün bu arayışımızın ardındaki o belli belirsiz isteği, usul usul konuşan o karşılanmamış ihtiyacımızı duymamayı bilinçli olarak seçiyorsunuz, farkında mısınız? Diyorsunuz ki, eğer ben kendi tutkularımın peşinden gitmek gibi radikal bir eylem yapacaksam, yani eğer iç sesimi dinleyeceksem, eğer teslim olacaksam yaşama, bunun bir karşılığı olmalı. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. Acı artık ortadan kaybolmalı. Çabalamamalıyım! Her şey sadece benim isteğime göre gelişmeli. Bu mümkün mü? Sanırım. Ama tam sizin düşündüğünüz gibi değil. Çünkü bunları söylediğimizde biz, bu beklentilere girdiğimizde, aslında tek söylediğimiz şey "kontrol istiyoruz"! Evet, kontrol istiyoruz, delicesine, kontrol edebileceğimiz pek bir şey olmamasına rağmen. Ve bunu gayet iyi bildiğimiz halde, yine de en çok korktuğumuz şey kontrolsüz kalmak. Çok akıllıca kıstırıp kalmışız kendimizi. Defalarca dediğim gibi bizden daha akıllı bir düşmanla karşılaşmamız mümkün değil. Dinleyin zihninizin içindeki bu içinden çıkılmaz kısır döngüyü. Kendi nevrozunuza kulak verin, çünkü orada o peşinden koştuğumuz aydınlanmanın anahtarı yatıyor! Bu kontrol ihtiyacımız, o mümkün olmayan isteğimiz değil mi, korkularımızın neredeyse hepsinin temeli? Özgür olmak istiyoruz, "özgür" olduğumuzda her şeyin iyi olacağını bilmeye ihtiyaç duyarak. Yaşam amacımızı bulmak ve peşinden gitmek istiyoruz, istiyoruz ki kesinlikle seçtiğimiz yol bize garantili başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk versin. Belirsizlik kalksın istiyoruz artık. Ve nedense kimse gelip de bu belirsizliği ortadan kaldırmıyor. Kimse gelip de "artık özgürsün" demiyor, kimse "yaşam amacın resimlerinle insanlara ilham olmak ve bunu yaparken başarılı olmak garanti" demiyor. Kimse bize "korkma" demiyor. Carolyn Myss, seminerlerinde kendisine "yaşam amacımı nasıl bulurum" sorusu yöneltilince "peki, eğer gökten tam olarak ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse, ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil, şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa, kabul eder miydiniz?" diye sorduğunu anlatır. "İşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde" diyor Carolyn Myss, "ilahi hayat sigortasına sahip aydınlanmış bir iş...", ve ekliyor, "Tanrının bir öğretmen değil de bir işveren olduğunu okuduğumu hatırlamıyorum" diye. Ve biz bekliyoruz birilerinin gelmesini. Bazen bizim istediklerimizi yapan birini duyuyoruz. Bazen biraz, bazen çok kıskanıyoruz, diyoruz ki "bak işte, demek ona da geldi o "birileri", ben ondan daha önce hakketmiştim, ama olsun, bana da gelmeleri yakın demektir, ah hadi artık bir gelseler de ben de özgür ve aydınlanmış olarak yaşamıma devam etsem, bir elim balda bir elim yağda". Ve bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz, kimse gelmiyor elinde talimatlarla ve garantilerle... Bilge Şeker diyor ki, "yaşamın devamını sağlayanlar, bilinmeyenlerdir. Yaşamından belirsizliği çıkarmaya çalışanlar, yaşamın kendisini, daha da ötesi kendi kendini yok etmeye çalışanlardır." Duyun beni: KİMSE SİZE GARANTİLER VERMEYECEK! SEÇTİĞİNİZ YOLUN İSTEDİĞİNİZ YERE GİDİP GİTMEDİĞİNİ BİLEMEYECEKSİNİZ. VE BU KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız, şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Eğer farklı bir şey istiyorsanız, farklı bir şey yapın. Neyi seçiyorsanız, ne olursa! Eğer işe yaramıyorsa, değiştirin. Bırakın yol sizi götürsün. Ve bıraktığınızda, nevrozunuzun altında saklanan o bilgeliğe ulaştığınızda ne olacak, biliyor musunuz? Tutkularınız içinizi yakacak. Kontrol ihtiyacınız kaybolmayacak belki, ama tutkularınızın ateşi yanında o kadar sönük kalacak ki artık, onu da yanınıza almakta bir sakınca görmeyeceksiniz. Yaşam amacınızı bulmak için beklemeyi bırakıp da, seçmeye cesaret ettiğinizde, yaşamınız anlam bulacak. Bazen düşeceksiniz. Sizi mutlu eden ve gerçekten yaşamınıza anlam kazandıran bir çabaya giriştiğinizde bile, bazı sabahlar korkarak, içiniz sıkılarak uyanacaksınız. Ama hiç kimse size yanlış yaptığınızı söyleyemeyecek, çünkü bileceksiniz ki bugün olsa yine yapardınız. Ve unutmayacaksınız, insan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Ya öldüğünde, ya da vazgeçtiğinde. Bu yazı ilk olarak 24 Nisan 2003'de yayınlanmıştı.
|
|||||||||||||