Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi76.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #76            İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi                13 Nisan 2004

 
 marefidelis.com   arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    yaşam koçluğu    bize ulaşın

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


 

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak web sitemizden abone olunuz.


Haftanın Yazısı:

Garanti, kontrol, tutku... (2)

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"Geçmiş günü beyhude yere yad etme,

Bir gelmemiş an için de feryat etme,

Gelmiş geçmiş masal bunlar hep

Eğlenmene bak ömrünü berbat etme.

Niceleri geldi neler istediler,

Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.

Sen hiç gitmeyecek gibisin degil mi?

O gidenler de hep senin gibiydiler.

Dünyada ne var, kendine dert eyleyecek,

Bir gün gelecek ki can bedenden gidecek,

Zümrüt çayir üstünde, sefa sür iki gün ...

Zira senin üstünde de otlar bitecek "

 -Ömer Hayyam

 


12 Haftalık Grup Çalışması

"Cesur Sorular"

Yanıtlar değildir yaşamı değiştiren...

Yaşamı değiştiren sorulardır...

MareFidelis olarak sizler için yeni bir çalışma tasarladık. 12 hafta süren bu küçük grup çalışmasında amacımız, kendimizi mercek altına yatırmak, isteklerimiz ve hedeflerimiz konusunda netleşmek, bu hedeflere doğru ilerlemek için en doğru stratejileri oluşturmak ve tabi ki harekete geçmek!

  • Yaşam kalitesini artırmak ister misiniz?

  • Kendinizi ve seçimlerinizi daha iyi anlamak, özel ve iş yaşamınızı kim olduğunuz ile uyumlu hale getirmek ister misiniz?

  • Yaşamdan istediğiniz gibi keyif almanızı engelleyen şeyleri yaşamınızdan çıkarmanın yollarını araştırmak ister misiniz?

  • Hedeflerinizi netleştirmek, bu hedeflere doğru ilerlemenizi nelerin engellediğini araştırmak ve bu engelleri aşmak ister misiniz?

  • Belirlediğiniz hedeflere ilerlemek için stratejiler oluşturmak, ve artık harekete geçmek ister misiniz?

12 hafta boyunca, katılımcılara hediye edeceğimiz Dost Can Deniz'in Cesur Sorular adlı kitabı ile çalışacak, yaşamımızın önemli sorularına kendi yanıtlarımızı vererek kendimizi yönetmenin kılavuzunu yazacağız.

Daha detaylı bilgi ve kayıt için:

http://www.marefidelis.com/cesurgrup.htm

 

Yaşamınız, Siz Onu Değiştirmeden Değişmeyecek!

Katılım sayısı çok kısıtlıdır,

başvuru sırasına göre gruplar oluşturulacaktır.

Kayıt ve detaylı bilgi için

http://www.marefidelis.com/cesurgrup.htm

 

Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

İşim ve kendime seçtiğim yol sayesinde, bir çok cesur insanla tanıştım. Bu cesur insanlar, korkularının üzerlerine giderlerken, bugüne kadar çeşitli nedenlerle katlandıkları şeyleri teker teker yaşamlarından çıkarırlarken, içinde sevdikleri şeyler olan ve sevmedikleri şeyler olmayan bir yaşam yaratırken yanlarında bulunma ayrıcalığını edindim. Bu özel insanları, karşılaştıkları zorluklar karşısında yıkılmadan ama eğilerek ilerlerken, direnç ve akım arasındaki o ince dengeyi bazen teslimiyet içerisinde boyun eğerek, bazen gelmiş geçmiş bütün dinlerin tanrılarına ve bütün "ilahi çalışanlara" lanet okuyarak deneyimlerken izledim. Eminim ki siz de bir çok cesur insan tanıyorsunuz.

Bu haftanın alıştırmasında sizden yaşamınızdaki böyle "cesur" insanlara daha yakından bakmanızı rica ediyorum. Özellikle de sizin cesaret edemediğiniz şeylere benzer atılımları yapan ve başarılı olan insanlara. Önce bu insanlarla ilgili varsayım ve önyargılarınızı yazmanızı istiyorum.

Daha sonra onlarla diyaloğa geçin. Örneğin bir yemeğe veya kahve içmeye davet edin. Ve onlara "deneyimlerinden yararlanmak istiyorum" deyin. Sorun bakalım, nasıl bulmuşlar yapmak istedikleri şeyi? Yola çıkarken neler hissetmişler? Hangi korkularıyla yüzleşmek zorunda kalmışlar, nasıl aşmışlar bu korkuları? Her gün nasıl kendilerini nasıl yataktan kaldırıp da işin başına koyuyorlar? Kendi içlerinden ve dışlarından ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar, ve nasıl aşıyorlar bu zorlukları? Bu zorlukları aştıklarında nasıl hissediyorlar? Size ne önerebilirler? Kendi sorularınızı sorun, iyice tanıyın yollarını. Hata yaptıkları noktalardan ders almaya çalışın. Ve en son şu soruyu sormayı unutmayın:

"Bütün bu anlattıklarının ışığında, bugün olsa tekrar bu yola çıkar mıydın?"

 

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"

 

Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın  vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.

 


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı bir şeyler yapmamız gerektiğini, özel bir şeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için "doğru" olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz, daha yararlı oluruz, daha güvenli oluruz, daha zengin oluruz, daha sevilen oluruz? Yeteneklerimiz, potansiyelimiz ne yana düşüyor? Bir bulsak, ah bir bulsak, birisi bize bir söylese de peşinden gitsek!

Bütün bu arayışımızın ardındaki o belli belirsiz isteği, usul usul konuşan o karşılanmamış ihtiyacımızı duymamayı bilinçli olarak seçiyorsunuz, farkında mısınız? Diyorsunuz ki, eğer ben kendi tutkularımın peşinden gitmek gibi radikal bir eylem yapacaksam, yani eğer iç sesimi dinleyeceksem, eğer teslim olacaksam yaşama, bunun bir karşılığı olmalı. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. Acı artık ortadan kaybolmalı. Çabalamamalıyım! Her şey sadece benim isteğime göre gelişmeli.

Bu mümkün mü? Sanırım. Ama tam sizin düşündüğünüz gibi değil. Çünkü bunları söylediğimizde biz, bu beklentilere girdiğimizde, aslında tek söylediğimiz şey "kontrol istiyoruz"! Evet, kontrol istiyoruz, delicesine, kontrol edebileceğimiz pek bir şey olmamasına rağmen. Ve bunu gayet iyi bildiğimiz halde, yine de en çok korktuğumuz şey kontrolsüz kalmak. Çok akıllıca kıstırıp kalmışız kendimizi. Defalarca dediğim gibi bizden daha akıllı bir düşmanla karşılaşmamız mümkün değil. Dinleyin zihninizin içindeki bu içinden çıkılmaz kısır döngüyü. Kendi nevrozunuza kulak verin, çünkü orada o peşinden koştuğumuz aydınlanmanın anahtarı yatıyor!

Bu kontrol ihtiyacımız, o mümkün olmayan isteğimiz değil mi, korkularımızın neredeyse hepsinin temeli? Özgür olmak istiyoruz, "özgür" olduğumuzda her şeyin iyi olacağını bilmeye ihtiyaç duyarak. Yaşam amacımızı bulmak ve peşinden gitmek istiyoruz, istiyoruz ki kesinlikle seçtiğimiz yol bize garantili başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk versin. Belirsizlik kalksın istiyoruz artık. Ve nedense kimse gelip de bu belirsizliği ortadan kaldırmıyor. Kimse gelip de "artık özgürsün" demiyor, kimse "yaşam amacın resimlerinle insanlara ilham olmak ve bunu yaparken başarılı olmak garanti" demiyor. Kimse bize "korkma" demiyor.

Carolyn Myss, seminerlerinde kendisine "yaşam amacımı nasıl bulurum" sorusu yöneltilince "peki, eğer gökten tam olarak ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse, ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil, şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa, kabul eder miydiniz?" diye sorduğunu anlatır. "İşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde" diyor Carolyn Myss, "ilahi hayat sigortasına sahip aydınlanmış bir iş...", ve ekliyor, "Tanrının bir öğretmen değil de bir işveren olduğunu okuduğumu hatırlamıyorum" diye.

Ve biz bekliyoruz birilerinin gelmesini. Bazen bizim istediklerimizi yapan birini duyuyoruz. Bazen biraz, bazen çok kıskanıyoruz, diyoruz ki "bak işte, demek ona da geldi o "birileri", ben ondan daha önce hakketmiştim, ama olsun, bana da gelmeleri yakın demektir, ah hadi artık bir gelseler de ben de özgür ve aydınlanmış olarak yaşamıma devam etsem, bir elim balda bir elim yağda". Ve bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz, kimse gelmiyor elinde talimatlarla ve garantilerle...

Bilge Şeker diyor ki, "yaşamın devamını sağlayanlar, bilinmeyenlerdir. Yaşamından belirsizliği çıkarmaya çalışanlar, yaşamın kendisini, daha da ötesi kendi kendini yok etmeye çalışanlardır." Duyun beni: KİMSE SİZE GARANTİLER VERMEYECEK! SEÇTİĞİNİZ YOLUN İSTEDİĞİNİZ YERE GİDİP GİTMEDİĞİNİ BİLEMEYECEKSİNİZ. VE BU KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız, şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Eğer farklı bir şey istiyorsanız, farklı bir şey yapın. Neyi seçiyorsanız, ne olursa! Eğer işe yaramıyorsa, değiştirin. Bırakın yol sizi götürsün. Ve bıraktığınızda, nevrozunuzun altında saklanan o bilgeliğe ulaştığınızda ne olacak, biliyor musunuz?

Tutkularınız içinizi yakacak. Kontrol ihtiyacınız kaybolmayacak belki, ama tutkularınızın ateşi yanında o kadar sönük kalacak ki artık, onu da yanınıza almakta bir sakınca görmeyeceksiniz. Yaşam amacınızı bulmak için beklemeyi bırakıp da, seçmeye cesaret ettiğinizde, yaşamınız anlam bulacak. Bazen düşeceksiniz. Sizi mutlu eden ve gerçekten yaşamınıza anlam kazandıran bir çabaya giriştiğinizde bile, bazı sabahlar korkarak, içiniz sıkılarak uyanacaksınız. Ama hiç kimse size yanlış yaptığınızı söyleyemeyecek, çünkü bileceksiniz ki bugün olsa yine yapardınız. Ve unutmayacaksınız, insan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Ya öldüğünde, ya da vazgeçtiğinde.

Bu yazı ilk olarak 24 Nisan 2003'de yayınlanmıştı.

 

 

Başa Dön