|
E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız. Bu e-derginin grafik şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi75.htm adresinden okuyabilirsiniz
|
|||||
![]() |
|||||
|
Kişisel Bir Yaşam İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Bir E-DergiSayı 75 – 6 Nisan 2004www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi Sil Bize Ulaşın |
|||||
|
Haftanın Sözü:
"Uyarım ve tepki arasında bir alan var. Bu alanda bizim kendi yanıtımızı seçme özgürlüğümüz ve gücümüz yatar. Yanıtımızda ise büyümemiz ve özgürlüğümüz yatar. " -Victor Frankl |
|||||
|
Haftanın Yazısı: Olmayan Yollarda Yürümek... Dost Can Deniz Geçen gün bir dostumla akşam yemeği yiyoruz. Kendisi aynı zamanda danışanlarımdan biri. Gayet keyifli bir sohbet içindeyiz. Arkadaşım, üst düzey yönetici, aynı zamanda da kendi işini kurmak üzere; yaşamını güzelleştirmek üzerine, hayallerinin peşinde gitmek üzerine konuşuyor, çalışıyoruz. İlk çalışmaya başladığımızda enerjisinin önemli bölümünü zaten hali hazırda gerçekleşmiş koşullarla kavga etmek için harcamaktaydı arkadaşım. Şimdi ise gerçekten kendi kontrolünde olan şeylere, yani yaşamın ona ne getirdiği üzerine değil, buna nasıl yanıt vereceğine harcamaya başlamasını kutluyoruz bir yerde. Mönüden ikimiz de aynı makarnayı ısmarlıyoruz. Ama aslında spagetti ile yaptıkları yemeği ikimiz de farklı makarna çeşitleri ile yapmalarını rica ediyoruz garsondan. Evren isteğimize boyun eğiyor. Garsonun getirdiği yemeğinden bir çatal aldıktan sonra arkadaşım diyor ki "aslında ne kadar basit. Her şey zamanı geldiğinde oluyor. İstediğin kadar endişelen, istediğin kadar uğraş didin, ne olacaksa oluyor zaten. Yaşamın kendisi ile mücadele etmekten yaşamın getirdiklerini göremez olmuşuz gerçekten. Ama bu çekişmeyi bırakınca bir anda aslında çevrende olan, ve belki de bir çoğunu fark etmeden pas geçtiğin fırsatları fark ediyorsun." Arkadaşımı başımla onaylıyor, makarnamı çatalıma sarmaya devam ediyorum. "Anlamadığım bir şey var benim ama." Sözüne bir lokma su içtikten sonra devam ediyor. "Madem yaşam bir şekilde karşımıza zaten bir şeyler çıkarıyor, zaten biz her ne yaparsak yapalım, sürpriz faktör her zaman belirleyici oluyor, ve gözümüzü açarsak fırsatları da yakalayabiliriz, neden hedef belirleyelim ki? Neden gereksin hedefler, amaç, vizyon, misyon? Yani, öyle bir şey ki bu, ortalıkta aslında yol filan yok. Hedefi ben geleceğe bir yerlere koyuyorum ama, bir yol yok görünürde. Ve ancak ben ayağımı attığım zaman bir yol beliriyor, ve ben bu yolun benim istediğim yere doğru gitmekte olup olmadığını bilmiyorum bile. Tek bildiğim, ben ayağımı attığımda bir yolun orada belirdiği, bir şekilde... Yani hedef koymak fuzuli bir çaba gibi." Bundan güzel anlatılamazdı bir şey. Arkadaşıma soruyorum: "Peki neden atıyorsun o adımı?" "Yaşamımı daha da güzelleştirmek için tabi, o adımı atmazsam fırsatlarla karşılaşma imkanım da olmaz..." "Bunu çok iyi anladım da, nasıl oldu da herhangi bir yol ortada yokken, ve olma garantisi de yokken, aslında boşluğa doğru savurabildin o adımı, sormak istediğim bu aslında..." Arkadaşımın yüzü aydınlanıyor. "Devam et" diyor, aslında bir soru sormadığımın gayet farkında olarak. Sözünü dinleyip konuşmaya başlıyorum: "Kim olduğu aklımda değil, ünlü bir basketbol koçu hakkında şu anektodu duymuştum. Koç, oyuncularına konuşuyor: 'Michael Jordan vazgeçti mi?'. Hep bir ağızdan yanıt 'Hayır!' 'Muhammet Ali vazgeçti mi?' Yanıt 'Hayır!' 'Peki John McBride vazgeçti mi?' Oyuncular 'hocam onu hiç duymadık, kim o?' dediğinde koç yanıt vermiş: 'tabi ki duymazsınız, çünkü o vazgeçti!' "Hedef, misyon, vizyon, amaç, ve bunlara doğru vazgeçmeden ilerlemek... Tabi ki çok önemli, bunlara ulaşmak için insan sonuna kadar, vazgeçmeden çalışmalı. Ama hedeflerle ilgili daha da önemli bir şey var: Onu da sen söyledin biraz önce. Bir hedefi, amacı olmayan insan, veya vazgeçen insan, bulunduğu yerde, o kutusunda hapis görecektir kendini. Dışarı hiç bir yol olmayan bir ada gibi. Hiç bir çıkış yolu göremeyecektir bulunduğu durumdan. Ancak kendine ulaşmak için daha yüksek bir hedef, bir ülkü seçtiğinde, bulunduğu yerde kalmayı bir seçenek olarak bile kabul etmediğinde, ve her ne olursa olsun diyerek, garantileri geride bırakarak boşluğa doğru adımını attığında o planlayamadığı fırsat ve yaşamla kendisini karşılaştıracak yol ayakları altında oluşur. İşte ona o adımı attıran hedefidir. "Derler ki aslında asasını vurarak bölmemiş Kızıl Denizi ikiye Hazret-i Musa. Direkt yürümüş suya, güvenerek. Ve su ancak burun hizasını geçince, ne olursa olsun geri dönmeyeceği, boğulmayı göze aldığı belli olunca ikiye ayrılmış. Hedeflerin de görevi bu belki de. Yolu oluşturmak, denizleri ikiye ayırmamız için bize neden vermek." Arkadaşım anlamlı anlamlı başını sallıyor. Sessizce, hedeflerimizi ve onların peşinde yaracağımız suları ve olduracağımız yolları düşünerek daha bir saldırıyoruz makarnalarımıza....
|
|||||
|
12 Haftalık Grup Çalışması "Cesur Sorular"
Yanıtlar değildir yaşamı değiştiren... Yaşamı değiştiren sorulardır...
Amacımız: sorularımıza cesur yanıtlar vermek, bu yanıtlar doğrultusunda eyleme geçmek, ve yaşam kalitemizi arttırmak! Kendini ve yaşamını mercek altına almak, yaşamının sorumluluğunu ele almak ve hedeflerinize doğru ilerlemek zamanı gelmedi mi artık! 12 hafta boyunca 90 dakikalık toplantılarda Dost Can Deniz'in koçluğunda kendi yanıtlarımızı verecek, grubumuzun desteği ve dinamizmi ile yanıtlarımızı eyleme geçireceğiz. Her katılımcıya imzalı birer Cesur Sorular kitabı hediye edeceğiz. Ancak bu bir hediyeden çok çalışmada kullanacağımız ana araç olacak!
Yaşamınız, Siz Onu Değiştirmeden Değişmeyecek!
Her hafta Salı Günleri 10:30 - 12:00 veya 19:00 - 20:30 Çalışma başlangıç tarihi için mail atınız.
Kayıt ve detaylı bilgi için
|
|||||
|
Haftanın Alıştırması Eyleme Geçin! Linda Richardson diyor ki, şirketler ve insanlar genellikle dört bölgede yaşarlar. Birincisi ölüler bölgesidir. Bu bölge insanların herhangi bir gelişim istekleri ve umutları kalmadığı, yenilgiyi kabul ettikleri, vazgeçtikleri zaman düştükleri bölge. Hani derler ya, çoktan ölmüş de gömeni yok. İkinci bölge rahat ettiğimiz bölgedir. Bu bölgedeki insan ve şirketler içten bir biçimde başarılı olmayı, gelişmeyi, ilerlemeyi isterler, ama geçmiş zamanların birinde elde edilen başarıların ve becerilerin rahatlığı içindedirler. Açık fikirli olduklarını sanırlar ama aslında at gözlüklerini takmışlardır çoğunlukla. Bu yüzden zamanın ve koşulların değiştiğini göremez ve eskiden çalışan teknikleri uygulayıp, "Allah Allah bir hata olmalı, çalışması lazımdı bunun" derler. Eğer rahat edilen bölgede çok kalır ve birden fırsatların kaçtığını fark edersek, panik bölgesine düşeriz. Fark ederiz ki sahip olduğumuzu sandıklarımız büyük bir hızla bizden uzaklaşıyor, ve bir şeyler yapmamız lazım. Ancak bunun verdiği panik bizim muhakeme ve karar alma yetimizi bloke ettiği için istediğimiz gibi sonuçlar almamızı geciktirir, bu bizi daha da panik eder. Bunun alt bölgesi olan depresyona düştüğümüz olabilir. Bütün bunlardan kurtulmak için genişleme bölgesinde yaşamak iyi bir yöntemdir. Bu dördüncü bölge, devamlı kendimizi genişletmek için çalıştığımız, kendimize hedefler koyarak ilerlediğimiz, daha iyi nasıl olabilir diye sorduğumuz, sınırlarımızı araştırdığımız bölgedir. Bu bölgede yaşam her zaman heyecanlıdır. Sizden ricam, yaşamınızın çeşitli alanlarına bakmanız, ve bu alanlarda hangi bölgelerde olduğunuzu araştırmanız. Yaşamınızın kariyer, sosyal yaşam, aile, yakın ilişkiler, kişisel gelişim, hobiler ve eğlence, ruhsal yanınız, katkı, mali durum gibi alanlarında bu dört bölgeden hangisindesiniz? Ve bu dört bölgenin istediğiniz gibi olması için nasıl hedefler koymak lazım? |
|||||
|
"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Dost ayrıca Gestalt Institute Of Cleveland'dan Gestalt Grup Terapisi ile EATA'dan Transaksiyonel Analiz eğitimleri de kullanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. |
|||||
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2004 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.
|
|||||