Bu e-dergiyi okumakta gucluk cekiyorsaniz, http:/www.marefidelis.com/ezine/mfsayi7.htm adresinden de okuyabilirsiniz

www.marefidelis.com                   Arşivler                      Abone ol                 Aboneliğimi Sil                       Bize Ulaşın

Kişisel Bir Yaşam

İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık E-Dergi

Sayı 7 – 3 Eylül 2002

 

Dergimizin Yedinci Sayısına Hoş Geldiniz.

Eski sayılarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hemen hemen hepimiz bir gün içerisinde bile defalarca korku ve endişe hissederiz. Bu duygudan kurtulmak için workshoplara, seminerlere, terapi seanslarına gideriz. Tabi korkunun ve endişenin gündelik sınırını aşıp da fobi veya panik atak gibi rahatsızlıklara dönüşen durumları da cabası.

Bu yazımızda bu tip tedavi gerektiren korkulardan değil de, daha çok gündelik olarak yaşadığımız endişe ve korkudan bahsedeceğiz. Hepimiz bir çok şeyden korkuyoruz: Yaşlanmaktan, parasız kalmaktan, komik duruma düşmekten, yalnız kalmaktan, sevdiklerimizi kaybetmekten, reddedilmekten... Bu korkular ve benzerleri yüzünden çoğu zaman kendimiz hareketsizliğe mahkum ediyor ve yaşamımızı istediğimiz gibi yaşamamayı seçiyoruz. Belki de korkunun kendisiyle arkadaş olmayı denersek istediğimiz yaşamı oluşturmak çok daha kolay olabilir. Devamı makalemizde.

Saygılarımla,

Dost C. Deniz

Dergimizi bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com adresinden irtibata geçiniz.

Ücretsiz değerlendirme görüşmesi için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com adresini ziyaret ediniz.

Grup Çalışması: Korkuya Rağmen İlerlemek

Susan Jeffers’ın Feel The Fear and Do It Anyway” adlı kitabında belirttiği gibi, hemen hemen herkes, yeni ve tanımadık bölgelere girerken korku hissediyor. Bu korkuya teslim olmak aslında farkında olmadığımız ciddi bedeller ödetiyor bize. Ancak buna razı olmak zorunda değiliz. Eğer bu sadece bizim karşılaştığımız bir durum değilse, bunu tek başımıza da göğüslemek zorunda olmayabiliriz.

Mare Fidelis olarak yaptığımız çalışmalardan biri de bu görüşe dayanıyor: Korkuya Rağmen İlerlemek odaklı bir grup coaching çalışması. En az 4 –  en fazla 10 kişi ile yaptığımız bu çalışmada danışanlarıma korkunun dinamiği, onunla başa çıkma metotları üzerinde eğitim sunuyor ve yaşamımızda korkuya “arka koltuğa geç, artık arabayı ben kullanıyorum” diyebileceğimiz noktaya gelmeyi amaçlıyoruz. Çalışmanın grup terapisinden farkı eylem ve hedef odaklı olması. Her katılımcı gerçekleştirmek istediği ancak korkunun engellediği bir takım değişiklikler üzerinde çalışır, ve bu süreçte benim danışmanlığım ve grubun desteği ile hedeflerine doğru ilerler.

Eylül sonuna doğru başlatacağımız bu çalışmayla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz lütfen dostdeniz@marefidelis.com adresine bir e-posta atınız.

 

Korku İle Arkadaş Olmak...

Yarin sabah uyandığınız andan itibaren içinizde korku veya endişe hissettiğiniz her ana dikkat edin. Aklınıza geldiğinde hemen kovduğunuz, düşünmemeye çalıştığınız her olasılığın farkına varın. Boynunuzla bacaklarınız arasındaki bölgede oluşan ve endişe/korku kaynaklı her türlü sıkışma ve rahatsızlığı izleyin. Bu arada çok uzun zamandır vücudunuzu paylaştığınız, bunun için de artık ayırdına varmadığınız o sürekli endişelerin ve rahatsızlıkların da fark edin.

Tahminim, çıkan sonuca şaşıracağınız. Günümüzün büyük bir bölümünü bu duygularla beraber yaşıyoruz. Korku, sevgi gibi insanın temel duygularından, ve dengede tutulduğunda ve doğru yönetildiğinde yaşamımızı sürdürmemiz için gerekli temel becerilerden biri. Benliğimiz tehdit altında olduğunda, tehlikeyle başa çıkmamız için bütün ilgili organlarımızı teyakkuz haline geçiren şey korku.

Peki o zaman neden korkudan bu kadar korkuyoruz? Bu korku duygusu yüzünden bir çoğumuz kendimizi istemediğimiz bir yaşama mahkum etmiş durumdayız. Başarısızlıktan korktuğumuz için işimizde, kariyerimizde risk almıyoruz, reddedilmekten korktuğumuz için karşı cinsten hoşlandığımız insanlara yaklaşmıyoruz, komik duruma düşmekten korktuğumuz için harekete geçmiyoruz, yalnız kalmaktan korktuğumuz için fikirlerimizi, düşüncelerimizi ifade etmiyor, savunmuyoruz, beğenilmemekten veya farklı olmaktan korktuğumuz için herkesle bir model giyiniyor, bir model saçımızı kestiriyoruz. Bütünlüğümüzü, kendimiz için en doğru olduğunu bildiğimiz şeyleri, korkularımızla yüzleşmeme ve rahat ettiğimiz bölgeden çıkmama “hakkıyla” takas ediyoruz.

Ödediğimiz Bedel

Ne yaptığımızı biliyorsunuz, değil mi? Bunları okurken içimizde oluşan o sıkıntının, rahatsızlığın nedenini? Daha azına razı oluyorsunuz! İçimizdeki ses “benim hakkım bu değil” diyor bize, “hey” diyor, “bütün yapabileceğin bu mu?”. Bütün yapabileceğiniz, benliğinizin en yüksek ifadesi, tam potansiyeliniz bu mu? Evrenin size emanet ettiği yeteneklerinizi korkularınız yüzünden boşa harcadığınız için rahatsızlık hissediyor olabilir misiniz?

Bütün evrene ilan ediyoruz çaresizliğimizi. “Evet, biliyorum, hakkım bu değil, ama...” Ne olur kusura bakmayın, ama yaşamınızın idaresini korkularınıza teslim ettiğiniz sürece hakkınız bu. Kendinizi kandırmayın, mucize de beklemeyin. Mucizelere inanırım ben, ama onların bile her nasılsa kendisine yardım etmeye karar veren ve harekete geçen insanları bulduğunu gördüm defalarca.

Şunu farkedin lütfen: Yaşamınızın direksiyonunu korkulara teslim etmekten yana kullandığınız her tercih, yaşam kalitenizden yiyor. Danışanlarıma çalışmamızın başında uyguladığım yaşam kalitesi değerlendirmelerinde tipik olarak düşük sonuçlar çıkmasının önemli nedenlerinden biri, korkularımız yüzünden harekete geçmemenin yarattığı çaresizlik duygusu. Yaşam benden daha büyük diyoruz bir yerde. Önümde öyle engeller ve belirsizlikler var ki, aşmamın imkanı yok. Evet cehennemde yaşadığımı biliyorum belki ama, bütün sokak adlarını biliyorum. Dışarı çıkamam, korkuyorum. Neden korkuyorum? Sonuçlarımla başa çıkamamaktan korkuyorum. Sorum şu: Korkuya teslim olmanızın sonuçlarıyla ne kadar başa çıkabiliyorsunuz?

Korku Gerçekleri

Susan Jeffers, Feel The Fear and Do It Anyway” adlı bestseller kitabında, korku ile ilgili bazı gerçekleri sıralıyor:

1.       Siz büyümeye devam ettikçe korku hiçbir şekilde gitmeyecek.

2.       Bir şeyi yapmaktan duyduğunuz korkuyu gidermenin tek yolu... gidip onu yapmaktır.

3.       Kendiniz hakkında daha iyi hissetmenizin tek yolu... gidip onu yapmaktır.

4.       Tanıdık olmayan bir bölgedeyken sadece siz korku deneyimlemeyeceksiniz, sizinle beraber herkes de korkacak.

5.       Korkuya rağmen ilerlemek, çaresizlik duygusundan kaynaklanan devamlı endişeden daha az korkutucudur!

Ve belki bir gün “yeter artık” diyeceksiniz. Çünkü harekete geçmemekten dolayı duyduğunuz acı, olası kötü sonuçlardan duyduğunuz korkunun üzerine çıkacak. Ve harekete geçeceksiniz.

Evet, harekete geçtiğinizde bazen düşeceksiniz. Evet, bazen başarısız olacaksınız. Bazen aldığınız risk, gerçekleşecek. Kaybettiğiniz oyunlar olacak her zaman. Ve evet, korksanız da korkmasanız da yaşlanacaksınız. Sevdikleriniz de yaşlanacak, bazen onlar da mutsuz olacak. Bazen bu mutsuzluğun kaynağı siz de olacaksınız. Ve komik duruma düştüğünüz zamanlar da olacak.

Ama olasılık o ki, başarılı da olabilirsiniz. Yaşlanırken yaşamın tadını çıkarabilirsiniz. Sevdiklerinizin kendi ayakları üzerinde durduğunu ve her şeyi göğüsleyecek güçte olduklarını görerek gurur duyabilirsiniz. Hayallerinizi düşe kalka da olsa gerçekleştirebildiğinizi görebilirsiniz. İnsanları mutlu etmenin en kolay yolunun kendini mutlu etmek olduğunu da fark edebilirsiniz, şaşırarak. Ve bakarsınız insanlar peşinize takılır, fikirlerinizle onları bulunduklarından daha iyi bir yere götüresiniz diye. Düşünce ayağa kalkmanın da yaşamın zevklerinden biri olduğunu öğrenebilirsiniz. Ve fark edebilirsiniz ki, yaşamda başa çıkamayacağınız hiç bir şey yok aslında!

Rezerv Oluşturmak

Yaşamınızda istediğiniz şeyleri gerçekleştirmek için rahat ettiğiniz bölgeden çıkmaya karar verdiğinizde yapmanız gereken ilk şey rezervler oluşturmak. Çünkü benim önerim gidip de mantık dışı riskler almak, kumar oynamak değil. Korkularımızın üzerine giderken bile oyunu akıllıca oynamak, eğer düşersek bir daha ayağa kalkacak kadar fazlamız olmasını sağlamak. Yaşamınızda değişiklikler yapacaksanız zaman, para, sevgi, destek, ve benzeri kaynaklardan bir rezerv oluşturmanız gerekir. Rezerv oluşturma, genelde danışanlarımla yaptığım çalışmalardandır.

Korkuya doğru harekete geçtiğinizde unutmamanız gereken bir şey var: Bir kere başlayınca, yarı yolda durmamalısınız. Çünkü korkuya doğru bir adım atıp, sonra geri çekilmek sadece o korkuyu pekiştirecektir. Bunun için de, nasıl ilk defa iki ayak üstüne yükselip de yürümeye başlayan bir bebek durup arkasına, annesine bakar, güven almak için, siz de kendinize destek alabileceğiniz bir yapı kurmalısınız. Bu sizi eğitecek, cesaretlendirecek, düştüğünüzde kalkmanıza yardımcı olacak, yarı yolda durmaya kalktığınızda sizi itekleyecek bir yapı olmalı.

Bu yapı, sizi destekleyeceğinden ve şevkini kırmayacağından eminseniz, aileniz veya arkadaşlarınız olabilir. Bu kişilerin de benzer çalışma içinde olması daha da yararlı olacaktır. Daha profesyonel bir destek ve korkuyla başa çıkma stratejileri konusunda eğitim almak için kişisel danışmanlık/coaching hizmetinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca Mare Fidelis tasarladığımız Grup Danışmanlığı/Group Coaching çalışması da bu amaca hizmet etmekte. Yukarıda bu çalışma hakkında daha kapsamlı bilgi sunuyoruz.

Korkunun varlığını kabul ettiğinizde, ona verdiğiniz tepkiyi sahiplendiğinizde, bu yüzden ödediğiniz bedeli farkettiğinizde artık harekete geçme zamanı gelmiştir. Artık tek yapılacak,  korkuları yenmeye çalışarak değil, onların her zaman olacağını farkedip, onlarla beraber yolculuk yapacağımızı kabul etmek, korkularımıza “geç arka koltuğa” demek, gerekli desteği ve rezervleri sağlamak ve harekete geçmektir, ve hedefe ulaşana kadar gözünü kırpmadan ilerlemektir. Sonuçta ulaşılacak olan, bize gurur verecek bir yaşam, bu kadar çalışmaya değmez mi...

 

Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.

Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme seansı için bir randevu alınız.

 

© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.