Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi63.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #63 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 11 Kasım 2003 |
|||||
![]() |
|||||
| marefidelis.com ● arşivler ● abone ol ● aboneliğimi sil ● yaşam koçluğu ● bize ulaşın | |||||
|
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir. |
|||||
|
KAMPANYAMIZ SONUÇLANMAK ÜZERE! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun! 31 Mart 2003 tarihinden itibaren, sene sonuna kadar MareFidelis Kişisel Bir Yaşam Dergisi'ne abone olan her kişi için Çocuk Esirgeme Kurumu'na 250,000 TL bağış yapacağımızı açıklamıştık. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağışı sizin adınıza yapmış olacağız. Sene sonuna sadece bir kaç ay kaldı. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve kimsesiz çocuklara destek olur musunuz?
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||
| Haftanın Yazısı: | |||||
![]() |
Pembe hayallerimiz ve iş yaşamı Dost Can Deniz |
Haftanın Sözü: "Her çözdüğüm problem, daha sonra diğer problemleri çözmeme yardımcı olan bir kural haline geldi."
-Rene Descartes, filozof ve matematikçi |
|||
"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. |
|||||
|
Genellikle bu sütunlarda, o hafta aklımı meşgul eden, beni düşündüren, veya yeni okuduğum konularda yazılar yazarım. Geçen hafta bir okurumdan aldığım elektronik mesaj uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya getirdi beni. Büyük bir içtenlikle belki de hepimizin sorduğu soruları soruyordu sevgili okurum: "2002 yılı mezunuyum ve büyük bir şirkette uzman olarak çalışıyorum. Yaşım 23... Buraya kadar her şey güzel değil mi? İnanın çevremdeki herkes de böyle düşünmekte... Fakat anladım ki iş hayatı benim düşündüğüm, beklediğim gibi pembe değil... İnsan ilişkileri, sürekli uyanık olma zorunluluğu, konuşmaların bile buram buram strateji koktuğu ortamlar... beni inanılmaz rahatsız ediyor... Ve fark ettim ki bir şeyler için bir yerlerden başlamak gerekiyor... Ben asla kötü kalpli olamam, başkalarının hakkını biraz daha itibar ve para için yiyemem... O zaman ben bir şekilde iç huzurumu sağlamalıyım... Yoksa ben bu şekilde çok yaşamayacağım:))) ya da çok çok erken yaşlanacağım.. Sorun tam olarak nerede bilmiyorum belki de... Ama bu durum çok fazla motivasyon eksikliği yaratıyor bende ve işim için çok çok gerekli olan yaratıcı zekamı da olumsuz etkiliyor.." Bu satırlarda yazılanlara benzer bir şeyleri hissetmeyenlerimiz var mıdır acaba? Okuldan çıkıp da "gerçek" yaşamla, iş yaşamı ile karşılaştıklarında duydukları hayal kırıklığının altında ezilmiş kuşaklarız biz. Çünkü bize her şeyi, dünyanın bütün bilgilerini öğrettiler, bazılarımız süper akademik eğitimler aldı, ama bu eğitim ve öğretim, sadece içinde geçerli oldukları yaşamda, akademik yaşamda işe yarıyordu. Ama bize kimse yaşamayı, yaşamda kalma becerilerini öğretmemişti. Tek bu yüzden kaç arkadaşımın bugüne kadar öğrendikleri şeylerin geçerli olduğu tek mesleği, yani akademik hayatı seçtiğini düşünüyorum da... Yanlış anlamayın, akademik eğitime karşı değilim. Tam tersine. Herkesin iyi bir akademik temel kazanmasından yanayım ben. Kendi akademik eğitimimin getirdiklerinden yararlanıyorum hala. Ama bunun yaşamda başarı için gerekli ve yeter koşul olmadığını söylüyorum. Daniel Goleman'ın ünlü "Duygusal Zeka" adlı kitabında belirttiği gibi hayatta başarıyı, akademik başarıdan bambaşka şeyler belirliyor. Yaşamla, başkalarıyla, ve kendimizle nasıl bir ilişki kurabildiğimiz en önemli belirleyici aslında ne kadar kaliteli bir yaşam yaşadığımızı... Ve biz de bu dergide sizlerle hep bu konularda konuştuk şimdiye kadar. Peki ne yapmamız gerekiyor? İsterseniz, okuyucumla paylaştıklarımı sizinle de paylaşayım: "Senin yerinde olsam bu ortamlarda seni asıl rahatsız eden şeyin ne olduğunu bulmaya çalışırdım. Bu ortamların iyi olduğunu, bu bahsettiğin davranışların beni de rahatsız etmeyeceğini iddia etmiyorum. Tam tersine. Ancak şunu merak ediyorum: "Asla kötü kalpli olamam, başkalarının hakkını yiyemem" demişsin... Çok doğru, ama işinde gerçekten başarılı olmak için bunlara gerek var mı? Yoksa aslında sorun tam tersine senin hakkının yenmesine izin vermemek, veya bunun zor gelmesi mi? İş yaşamıyla ilgili bir kaç gerçek var: 1) Her şeye maalesef en başından başlamak gerekiyor. Hiç bir şeye, kariyerine de tepeden başlayamazsın. 2) Ve hayır, hiç bir kuruluş, hiç bir meslek, iş, senin hayallerini karşılamak zorunda değil. Yaşamın bize adil ve iyi davranmak gibi bir taahhüdü ve zorunluluğu yok. 3) Kendin ve yaklaşımın dışında kimseyi kontrol edemezsin (bu özel ilişkiler için de geçerli). 4) İnsanların davranışları kişisel ve sana karşı değil. Sadece bildikleri tek veya en iyi yolla yaşamda kalmaya çabalıyorlar. Kötü niyetli gözükmeleri, içlerinde taşıdıkları korkularından kaynaklanıyor. Aslında ne kadar ürkek ve küçük olduklarını fark et, ve tahmin et içlerindeki rahatsızlığı duymamak için asıl bir mekanizma kurmuş olabilirler! (sakın onlara psikologluk yapmaya kalkma ama, bkz madde 3). 5) Koşullar senin istediğin gibi olmadığına göre, ve mevcut durumu değiştirmek şu an için mümkün olamayacağına göre elindekilerle yapabileceğinin en iyisini yapmak en iyi alternatifin. 6) Odağını daha uzun vadeli tutmak, büyük resme odaklanmak, küçük gündelik çatışma ve problemler içinde kaybolmamak, o uzun vadeye ulaşabilmenin tek yolu. 7) Enerjini neye odaklarsan ondan daha fazla yaşamına çekersin. İş yerinde iyi olan hiç bir şey yok mu? 8) Kimse sana iyi davranmak, hakkını korumak, senin için bir şeyler yapmak zorunda değil. Onlardan bunu bekleyemezsin. Onun için sen insanlara sana nasıl davranmalarını istediğini öğretmelisin. Hakkını sen korumalı, kendin için yapılmasını istediklerini sen yapmalısın. Yaşamında olan her şeyin sorumluluğunu almalısın. Maalesef bunun başka yolu yok. Anladığım kadarı ile "iyi yürekli" ve "ilkeli, prensipli" birisin. Ailende bu kavramların nasıl anlamlandırıldığını düşünmeni öneririm. Kendi hakkını koruduğunda veya senin olan için mücadele ettiğinde, nasıl kötü kalpli olabilirsin? Eğer mücadele edersen veya yüzleşici olursan ne olur? Zor biliyorum. Ama başka yolu yok. Yaşam bizim kendi gücümüzü sahiplenmemizi gerçekleştirmek için elinden geleni yapıyor. Gücünü eline al. Yapamayacağın hiç bir şey yok. Seni senden başka hiç kimse durduramaz.
yan sütunda yazının devamı için tıklayınız
|
|||||