Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi61.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #61 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 20 Ekim 2003 |
|||||||
![]() |
|||||||
| marefidelis.com ● arşivler ● abone ol ● aboneliğimi sil ● yaşam koçluğu ● bize ulaşın | |||||||
|
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir. |
|||||||
|
KAMPANYAMIZ SONUÇLANMAK ÜZERE! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun! 31 Mart 2003 tarihinden itibaren, sene sonuna kadar MareFidelis Kişisel Bir Yaşam Dergisi'ne abone olan her kişi için Çocuk Esirgeme Kurumu'na 250,000 TL bağış yapacağımızı açıklamıştık. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağışı sizin adınıza yapmış olacağız. Sene sonuna sadece bir kaç ay kaldı. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve kimsesiz çocuklara destek olur musunuz?
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||||
| Haftanın Yazısı: | |||||||
![]() |
Kendimin Lideri... Dost Can Deniz |
Haftanın Sözü: "Dünle birlikte gitti cancağazım ne varsa düne ait, şimdi yeni bir şeyler söylemek lazım. "
-Mevlana Celaleddin-i Rumi |
|||||
"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"
Bu, Dost Deniz'in ve MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın vizyonu. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İşletme “Master”ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Kendi potansiyelinin sınırlarını araştırmak, başkalarına da bunu yapmaları için yardım etmek ve her alanda özgürleşmek. Bunları kendi yaşamının gerçeği haline getirmek ve vizyonunu gerçekleştirmek için kurumlara, profesyonellere, sanatçılara, yöneticilere, ve yaşamını bir kutlama haline getirmek isteyen bütün cesur insanlara yaşam koçluğu yapıyor. Bunu yaparken de Graduate School Of Coaching’den aldığı, yaşam, şirket ve liderlik koçluğu eğitiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. |
|||||||
|
"Cesur Sorular: Yaşamınızı Bir Kutlamaya Dönüştürecek 101 Soru" bu hafta içinde çıkıyor... Geçen hafta kitabı yayına hazırlama çabası ile geçti, kitaptan bir parça ile geçiştirivermek de istemedim. Onun için e-dergimizi yayımlayamadık... Özür! Bu cumartesi pazar günü Cesaretle İlerlemek Seminerimizi gerçekleştireceğiz... Katılmak isterseniz 0212 291 28 71 nolu telefondan Banu Gürün ile irtibata geçiniz. Şimdi bu haftanın yazısına geçelim izninizle! Lider diye bir şeyden bahsediyor herkes... Herkes, bir liderin nasıl olması gerektiğinden, bir liderin nasıl davranması gerektiğinden, bir liderin nasıl oturup, nasıl kalkması, elini nasıl sallaması, başını nasıl tutması, geleceği nasıl görmesi, geçmişi nasıl değerlendirmesi gerektiğinden bahsediyor. Bir liderlik telaşıdır almış herkesi... Peki nedir bu lideri nerede bulunur, nasıl yetiştirilir, neleri öğrenirsem ben bir lider olabilirim? Yoksa doğuştan mı lider doğmam gerekiyordu, eğer bazı becerilere sahip değilsem hiç şansım yok mu? Belki de bu, bazı spor dalları veya müzik aletleri gibi çok küçük yaşta edinmeye başlamam gereken bir beceriydi, kim bilir! Yönetici koçluğu programım "Usta Liderler Programı©"nda ve Liderlik ve Yönetici Koçluk Eğitimlerimde tekrar tekrar söylediğim bir şey var: İnsan kendi kendine liderlik yapmadan başkalarına liderlik yapamaz. Kendi kendini istediği, ulaşacağını söylediği, ulaşmak üzere yola çıktığı sonuçlara doğru ilerlemek için yönetemeden, başkalarını yönetemez. Ne anlama geliyor bu uzun ve çetrefilli cümle? Neleri, hangi anlamları saklıyor acaba içerisinde? Öncelikle şunu söylüyor: Bir kere hepimiz, kendi yaşamlarımızın liderleri olmalıyız. Artık birilerinin, bizden başka güçlerin ve iradelerin bulunduğumuz ve pek de bulunmak istemediğimiz yerden bizi alıp daha güzel yerlere götürmesini beklemektense kendi yaşamımız ve geleceğimiz için bir şeyler yapmamız lazım. Bu başkalarının aydınlattıkları yollardan gitmemek, gerçek liderlerden yararlanmamak, gerektiğinde destek almamak, tamamen kafanın dikine gitmek, hiç bir kurala uymamak, her şeyi reddetmek demek değil. Tam tersine kendi kendinin lideri olmak, yani öz-yönetim uygulamak demek, ulaşmak istediğim ve ulaşacağımı söylediğim sonuçlara doğru ilerlemek için şu anki durumumu büyük bir gerçekçilikle değerlendirip, gerekli destekleri belirleyip bunları elde etmenin yollarını araştırmak demek. Kendi kendinin lideri olmak demek, beni yolumdan alıkoyabilecek her türlü bağımlılığımı, geçmişten gelen ve bu güne ait olmayan istek, saplantı, çekince, korku, endişe ve bloklarımı fark ederek bunların sorun olmasının önüne geçebilmek demek. Kendinin lideri olan insan, yaşamında hangi değerlerin ifade edilmesini istediğini bilen, tutkusunu vizyonuyla ifade eden, bu vizyonundan doğan hedeflere doğru cesaret ve güvenle ilerlerken bütünlüğünden ödün vermeyen bir insandır. Kendinin lideri olan bir insan kendinin en önemli gözlemcisidir, çünkü en büyük silahının öz farkındalık olduğunun farkındadır. Bütün yaşamının, davranışlarının ve sonuçlarının sorumluluğunu alır, hata yapacağını, bazen düşeceğini bilir ve tutarlılığını bu durumlar karşısında bile kaybetmez. İnsan, ancak özünü yönetmeyi becerebilince ilişkilerini de kendisine ve karşısındaki insanlara mutluluk verici biçimde yönetebilir. Kendi iç sesini duyabildiği, yüzleşilmesi en zor duygularına ve hislerine bile içsel bir şefkat ile kulak verebildiği, kendi insanlığına saygı gösterebildiği için, başkalarını empati ile dinleyebilir, onlarla güvenilirlik, açıklık ve inanç temellerine dayanan bir ilişki kurabilir. Onları gerçekten, merakla dinler, konuştuğu zaman onlara güç vermek için konuşur, kendi düşünce yapısının köleleri yapmak için değil. Ancak kendinden ve sınırlarından ödün vermez, iletişim standartlarını korur, ve her zaman kendini ve ihtiyaçlarını en önde tutar, fazlasını ister, fazlasını verir. Kendini yönetebilen ve başkalarıyla sevgi, gelişim ve farkındalık üzerine basan ilişkiler kurabilen insanın, tam olarak "ben kendi kendimin lideriyim" diyebilmesi için bir alanda daha becerilerini geliştirmesi gerekir: Verileri ve olayları kavrayabilmek ve karşılaştığı durumlara yerinde ve zamanında yanıt verebilmek. Kendine lider olan kişi, "bir aptal, basit olayları karmaşıklaştırır, bir dahi ise karmaşık olayları basitleştirir" lafını hiç bir zaman unutmaz. Her karşılaştığı olayın aslında nasıl mükemmel olduğunu görür, en acı durumların ve en çözülemez gözüken problemlerin arkasında saklı fırsatları araştırır. Sezgilerine güvenerek tahminlerde bulunmaktan korkmaz, ama bu tahminleri hiç bir zaman gerçeklerle karıştırmaz. "Her şey çözülebilir" der, "çözülemeyenler dışında". Çözebileceği şeyleri çözer, çözemediklerine boşuna enerji harcamaz. Düşünceyi gerçekle kendi arasına set çekmek ve egosunu korumak için değil, gerçekleri daha iyi anlamak için kullanır. Detaylara değil, ayrıntılara dikkat eder. Daha büyük gerçeklerin, sembolik anlamların peşindedir kendinin lideri. Bütün bunları yapabildiğini görünce durup bir nefes alır ve "artık ben de kendi peşimden gidebilirim, kendi liderliğimi kabul ediyorum" der. Peki ya siz? Siz böyle bir liderin peşinden gitmek istemez miydiniz?
|
|||||||