Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi56.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #56             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi               9 Eylül 2003

 
 marefidelis.com     arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    yaşam koçluğu    bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


 
Haftanın Yazısı:

Vücudumun dili olsa...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"İnsanın yaşamdaki ana görevi kendisini doğurmak, olma potansiyeline sahip olduğu şeyi olmaktır. Çabasının en önemli ürünü, kendi öz kişiliğidir."

 

      -Eric Fromm


SEMİNER

ODAKLANMA (Focusing)

"Vücudumuzun Bilgeliği İle Tanışma"

3 Günlük Seminer

12 - 13 -14 Eylül (Cuma, Ctesi, Pazar)

Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D.

Focusing Institute, NY - İsrail Koordinatörü

Kayıt Ve Detaylı Bilgi için:

Küre Yaşam Merkezi,

Maya Meridyen İş Merkezi, Akatlar

0(212) 352 24 90

kure@kureistanbul.com

Not: Katılımcısı Sayısı Maksimum 20 Kişidir.


Kaç kere “Ben böyle olacağını biliyordum, içimdeki sesi dinlemeliydim” dediniz?  Mantıksal zihninizin söylediklerini dinlediniz, ama aslında “içinizdeki bir şey doğrusunu biliyordu!

Çoğumuz bu tanıması ve tanımlaması zor, subtil, belirsiz, gizemli hislerimize bırakın anlam vermeyi, kulak vermekte zorluk çekeriz. Fakat bu belirsiz duyguları onların içindeki bilgelik ve gerçeğin yaşamınızı aydınlatmasına ve yol göstermesine yardımcı olacak şekilde nasıl dinleyeceğinizi öğrendiğinizi hayal edin.

Focusing/Odaklanma problemli etkileşimleri yaratıcı etkileşimlere dönüştürür.

Bu üç günlük seminer sonucunda terapiden yaratıcı sanatlara, iş yönetiminden fiziksel rahatsızlıkların iyileşmesine kadar bir çok alanda kullanılan Focusing tekniğinin temellerini öğrenecek ve yaşamınızın bir parçası haline getirmek üzere adım atacaksınız.

Focusing/Odaklanma, size şu alanlarda yardımcı olabilir:

u Gerçekten ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi anlayabilirsiniz.

u İç kritik ve kafa karışıklığı gibi “düşmanları” güçlü yandaşlara dönüştürebilirsiniz.

u Terapi ve şifa sürecinizi tekrar başlatabilir veya derinleştirebilirsiniz.

u İş ve özel yaşamınızda güvenle daha iyi kararlar verebilirsiniz.

u Daha net, daha güçlü, daha derin, daha siz gibi yazabilir, resim yapabilir, çalabilir, rol yapabilir, diğer yaratıcı faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

u Kendinizi gerçekten olduğunuz gibi sever ve kabul edersiniz.

u Vücudunuza, ruhunuza ve kalbinize güven geliştirebilirsiniz.

u Devamlı tekrar eden duyguların ve düşüncelerin atlı karıncasından inebilirsiniz.

u Kendi içinizdeki olumlu ve yaratıcı yaşam enerjisine ulaşabilir ve onu desteklersiniz.

u Kendi psikolojik sağlığınızın sorumluluğunu alabilirsiniz.

u Fiziksel rahatsızlıkların iyileşmesi sürecine yardımcı olabilirsiniz.

u Yaşamınızda artan kolaylık, güç, neşe deneyimleyebilirsiniz.

Eğitmen:  Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D. Klinik Psikolog, The Focusing Institute, NY Israil Koordinatörü

Seminere kaydolmak için yukarıdaki telefonlardan Küre Yaşam Merkezi'ni arayınız.

Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Evet, duygularımız, hislerimiz... Bu haftaki alıştırmamız da onlarla bir arada olmak, onların burada olmalarına izin vermekle alakalı. Bu haftaki alıştırmamızın hiç bir amacı yok. Hiç bir sonuca ulaşmaya çalışmıyoruz. Yani alıştırmamız, vücudumuzda hissettiğimiz herhangi bir duyguyu yok etmek, ortadan kaldırmak, onu "şifalandırmak", onu değiştirmek, başka bir şeye dönüştürmekle alakalı değil. Bu alıştırmayla yapacağımız, ulaşacağımız tek şey, duygularımız ve hislerimizle gerçekte yapmamız gereken tek şeyi yapmak, yani onlarla beraber olmak, oturmak, ve onlara kulak vermek.

Bunu  yapmak için, kendinize rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer ve zaman bulun. Önce bütün vücudunuza bakarak neler hissettiğinizi keşfedin. Sonra sizden ricam, yakın zamanda başınıza gelen, veya şu anda içinden geçmekte olduğunuz, ve henüz çözümlenmemiş, sizi üzen, canınızı acıtan bir olay veya konuya odaklanmanız.

Bu deneyime aklınızda odaklandığınızda, vücudunuzda hissel bir tepki meydana gelecektir. Eğer gelmediyse, vücudunuzdan böyle bir tepki "isteyin".

Eğer bir şey hissetmiyorsanız, büyük ihtimalle ne hissettiğinizi düşünüyorsunuz. Daha önce yazdığım gibi, hisleriniz hakkında düşünemezsiniz. Onlara, yani vücudunuza "bakmanız" lazım. Örneğin karnınızda ne hissettiğinize "bakın".

Bundan sonra yapmanız gereken tek şey, o hisle, o acı veya üzüntüyle, onu değiştirmeye çalışmadan, yok etmeye çalışmadan, ona kızmadan beraber olmak. Kızamık geçiren çocuğunuzun başında bekler gibi onun başında beklemek, sevgiyle. Ona ve kendinize sevgi vermek... Bütün yapacağınız bu.

Gün içinde, aklınıza geldikçe, o noktaya, o hisse gidip de onunla beraber olmanızı da öneririm. Sadece onu dinleyin, bir şey söylemenize ve sormanıza gerek yok.

Bu deneyimin sizde ve duygularınızda yaratacağı değişime dikkat etmenizi öneririm. Bu kendinize uzun zamandır en iyi davrandığınız zaman olabilir!


 

Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com web sitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

 

 

Bu hafta sonu Küre Yaşam Merkezi'nde yapacağımız Odaklanma/Focusing eğitimi ile ilgili o kadar çok soru geldi ki, bu yazımı bu benim hem kendi gelişim çabamda, hem de müşterilerimle yaptığım çalışmalarda yoğun bir biçimde kullandığım odaklanma/focusing tekniği hakkında yazmaya karar verdim.

Bir alıştırmamızda sizden bir kağıda büyükçe bir daire çizmenizi istemiştim. Bu daire sizin beş duyunuzla ve sezgilerinizle algıladığınız bütün verileri, bu verilerin zihinsel, duygusal ve ruhsal sürecinizden geçerek dönüştükleri bilgilerin tümünü, bilinçaltınızda ve hafızanızda depolanan bütün bilgileri ve bilgeliği sembolize ediyor. Eğer Jung'un kollektif bilinçaltı modeli sizi de benim gibi heyecanlandırıyorsa, bu sınırları tamamen de silebilirsiniz de!

Şimdi bu dairenin veya sınırsızlığın ortasına daha ufak, hatta küçücük bir daire daha koyun. İşte bu daire, bütün bu bilgi ve biliş denizi içinden, sizin farkında olduğunuz, normalde bilinçli olarak kullanabildiğiniz kadarı. Konunun bilenleri, boşuna zihinsel kapasitemizin %5-10'unu kullandığımızı söylemiyorlar. Ancak bu kalan potansiyeli belki de yanlış yerde arıyoruzdur. Belki de bu kalan %90'ın bir kısmına ulaşmak için kafamızı geliştirmekle beraber, vücudumuza ve hislerimize de kulak vermeyi öğrenmemiz gerekiyordur. 

Henry David Thoreau, o ünlü ve muhteşem şiirinde "Ormana gittim, çünkü yaşamımı kasıtlı olarak yaşamak istedim. Derinlemesine yaşamak ve yaşamın iliğini emmek istedim, yaşam olmayan her şeyi kökünden söküp çıkarmak, ve ölmeye geldiğimde, aslında yaşamamış olduğumu keşfetmemek istedim" diyor. Belki de hepimiz bu satırları okurken içimizde bir yerlerde bir şeylerin hareket ettiğini, belki heyecan, belki acı, belki neşe, belki suçluluk, belki de keyif hissediyoruz. Derinlemesine yaşamak ve yaşamın iliğini emmek! Böyle bir yaşam yaşamanın önünde belki de kendimizden başka kimse yok. Evet biliyorum, koşullar var her zaman. Ve evet biliyorum, aileniz var, sorumluluklarınız var. Ama Thoreau, zaten evinizi terk etmenizi, yaşamınızı alaşağı etmenizi önermiyor galiba.

Bence asıl sorduğu soru şu: İçinizdeki o ormana gidebilir misiniz? Çünkü istediğiniz yaşamı yaşamanız, derinlemesine yaşamanız, kendi derinliklerinize bakmadan mümkün olmayacak. Ancak biz kendimizle bütünleşme yolculuğunu göze alabilirsek, ne hissettiğimizin, ne düşündüğümüzün ve ne duyduğumuzun sorumluluğunu alır ve bunlarla bizi ileriye götürecek şekilde bir ilişki kurabilirsek o zaman belki de ölüm döşeğimizde aslında yaşamamış olduğumuzu acı içinde fark etmekten kurtulabiliriz. Çünkü yaşam, gerçekten sadece yaşanacak bir şey, ve sizin birebir deneyimleyebileceğiniz tek gerçek yaşam, şu anda sizin vücudunuzda yaşanıyor. 

Soru şu. Bu yaşama kulak verecek misiniz? Size sunulan bütün verileri, bütün bilgileri kullanacak mısınız? Yoksa "neden" diye sormaya devam mı edeceksiniz, "ne hissettiğimi bilmiyorum" mu diyeceksiniz bir daha, veya "içinden gelen sesi dinle" lafını bininci kere duyduğunuzda "nerede yav bu ses" diye mi soracaksınız kendinize? Peki, sorduğunuz soruların yanıtlarını DİNLEMEYE NE DERSİNİZ?

Yaşamınızı sorduğunuz soruların yanıtı olarak yaşadığınızı söylesem size, ne dersiniz? Ve bütün verileri alan, her şeyi "siz bilinçli olarak algılamasanız da" gören ve duyumsayan vücudunuzun sorularınıza, hem de bir yanıtınız olacağını tahmin etmeyeceğiniz sorularınıza yanıt vermekte olduğunu söylesem? Yoksa siz o bazen göz ardı ettiğiniz, bazen de kavga ettiğiniz hislerinizin sizi sadece rahatsız etmek için mi orada olduğunu sanıyorsunuz? Ve aslında, siz çok farkında olmasanız da o hislerle iletişim halindesiniz. "Sonunda içim rahat etti" derken acaba kimden bahsediyorsunuz?

Odaklanma/Focusing bu iletişimi bilinçli, sistematik ve kasıtlı hale getiren bir felsefe ve teknik, bir çok insanda keşfedilmeden kalan bu vücutsal bilgilere ve biliş haline direkt ulaşmayı sağlayan bir yöntem. İçinde bulunduğunuz her durum, her yaşanmışlığınız, her beklentiniz hakkında vücudunuzun bir yanıtı var, yani bir his üretiyor. Durup da bu hisle temas etmediğimiz, sahip olduğumuz bilginin tamamı ile değil de sadece bilinç düzeyinde farkında olduğumuz kadar ile, yani sadece düşüncelerimizle hareket ettiğimiz zaman ciddi bir risk alıyoruz aslında.

Tabi ki bu bilgiye ulaşmanın ve onu kullanmanın bir çok yöntemi, bir çok tekniği var, hem doğu felsefesi içerisinde, hem de batı psikoloji bilimi altında. Odaklanma/Focusing bu yöntemlerden biri. Basit adımları kullanarak bu bilgiyle irtibata geçme, ona dokunma, onunla ilişkiye geçebilme fırsatı sağlıyor. Odaklanma ile farkındalığımızı vücudumuzun içine getirip hislerimizi karşımıza koyarak onlarla bir ilişki kuruyoruz aslında. Bu ilişkinin ise tek amacı var: Bizi ileri götüren, çözümleyen ve gelişim yaratan değişimler yaratmak.

Bütün bu anlattıklarımdan Focusing/Odaklanma'nın sadece koçluk veya terapide kullanılan bir teknik olduğu sanılmasın. Sezgilerimizle ve bilinçaltımızla irtibata geçmeyi anlaşılabilir, öğretilebilir ve uygulanabilir adımlara çeviren bu teknik, iş dünyasından yaratıcı sanatlara, spiritualiteden borsaya kadar bir çok alanda kullanılıyor. İlginç bir uygulama için www.marketfocusing.com adresini ziyaret etmenizi öneririm.

Bütünleşme yolculuğumuz devam ediyor, ve belki de bütünleşmeye kendi vücudumuzla, hislerimizle bütünleşerek, onları yargılamayı bırakıp onlara kulak vererek başlamak geliyor. Mesela iki kolunuzdan sadece birini kullanıyor musunuz? Veya yürürken sadece dizlerinizin altını oynatarak mı yürümeye çalışıyorsunuz? Artık kabul edin, siz, hepiniz, benliğiniz, duygularınız, hisleriniz, düşünceleriniz, sizin için varsınız. Size yardım etmeye çalışan sizi göz ardı etmeyi bırakın lütfen!

 

 

Başa Dön

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"