Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi55.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #55             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi               2 Eylül 2003

 
 marefidelis.com     arşivler    abone ol    aboneliğimi sil    yaşam koçluğu    bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.


 
Haftanın Yazısı:

Eskiler alırım, eskiler satarım...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"Geçmişin üzerine kapıyı kapatın. Hatalarınızı unutmaya çalışmayın ancak onların üzerine yaşamayı bırakın. Onun enerjinizi, zamanınızı veya yerinizi almasına izin vermeyin."

 

      -Johnny Cash


SEMİNER

ODAKLANMA (Focusing)

"Vücudumuzun Bilgeliği İle Tanışma"

3 Günlük Seminer

12 - 13 -14 Eylül (Cuma, Ctesi, Pazar)

Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D.

Focusing Institute, NY - Israil Koordinatörü

Kayıt Ve Detaylı Bilgi için:

Küre Yaşam Merkezi,

Maya Meridyen İş Merkezi, Akatlar

0(212) 352 24 90

kure@kureistanbul.com

Not: Katılımcısı Sayısı Maksimum 20 Kişidir.


Kaç kere “Ben böyle olacağını biliyordum, içimdeki sesi dinlemeliydim” dediniz?  Mantıksal zihninizin söylediklerini dinlediniz, ama aslında “içinizdeki bir şey doğrusunu biliyordu!

Çoğumuz bu tanıması ve tanımlaması zor, subtil, belirsiz, gizemli hislerimize bırakın anlam vermeyi, kulak vermekte zorluk çekeriz. Fakat bu belirsiz duyguları onların içindeki bilgelik ve gerçeğin yaşamınızı aydınlatmasına ve yol göstermesine yardımcı olacak şekilde nasıl dinleyeceğinizi öğrendiğinizi hayal edin.

Focusing/Odaklanma problemli etkileşimleri yaratıcı etkileşimlere dönüştürür.

Bu üç günlük seminer sonucunda terapiden yaratıcı sanatlara, iş yönetiminden fiziksel rahatsızlıkların iyileşmesine kadar bir çok alanda kullanılan Focusing tekniğinin temellerini öğrenecek ve yaşamınızın bir parçası haline getirmek üzere adım atacaksınız.

Focusing/Odaklanma, size şu alanlarda yardımcı olabilir:

uGerçekten ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi anlayabilirsiniz.

uİç kritik ve kafa karışıklığı gibi “düşmanları” güçlü yandaşlara dönüştürebilirsiniz.

uTerapi ve şifa sürecinizi tekrar başlatabilir veya derinleştirebilirsiniz.

uİş ve özel yaşamınızda güvenle daha iyi kararlar verebilirsiniz.

uDaha net, daha güçlü, daha derin, daha siz gibi yazabilir, resim yapabilir, çalabilir, rol yapabilir, diğer yaratıcı faaliyetlerde bulunabilirsiniz.

uKendinizi gerçekten olduğunuz gibi sever ve kabul edersiniz.

uVücudunuza, ruhunuza ve kalbinize güven geliştirebilirsiniz.

uDevamlı tekrar eden duyguların ve düşüncelerin atlı karıncasından inebilirsiniz.

uKendi içinizdeki olumlu ve yaratıcı yaşam enerjisine ulaşabilir ve onu desteklersiniz.

uKendi psikolojik sağlığınızın sorumluluğunu alabilirsiniz.

uFiziksel rahatsızlıkların iyileşmesi sürecine yardımcı olabilirsiniz.

uYaşamınızda artan kolaylık, güç, neşe deneyimleyebilirsiniz.

Eğitmen:  Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D. Klinik Psikolog, The Focusing Institute, NY Israil Koordinatörü

Seminere kaydolmak için yukarıdaki telefonlardan Küre Yaşam Merkezi'ni arayınız.

Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

O eskiler yok mu o eskiler! O eskilere, gerçek olmayacak o hayallerimize o kadar bağlı, hatta bağımlıyız ki! O kadar büyük yük ki sırtımızda onlar. Ancak onları saptamak ve onlardan vazgeçmek basit ve kısa süreli bir uğraş değil. Bazen uzun süreli terapi, çoğu zaman da bir yaşam gerektiriyor bu çaba.

Eskiyi bırakmak, tam anlamıyla bir yas sürecidir. Her ne kadar sonuç özgür kılsa bile, bırakmış olduğunuz hayal, kişi, veya olayın sizin için anlamıyla direkt orantılı olarak bir yas süreci yaşamayı beklemeliyiz. Bu yas yeni çıkan bir acıdan çok, içimizde sakladığımız ve bizi içten içe yemekte olan acının ortaya çıkarak sistemimizi terketmesidir. Öte yandan geçmişi geçmişte bırakıp da ilerlemek, geçmişten gelenleri temizleyerek bugüne gelebilmek, bize verdiği o muhteşem özgürlük duygusu ile herşeye değer.

Bu hafta bırakamadıklarımıza bakacağız hep beraber. Yine kağıt kalemimizi alalım elimize, ve başlayalım yazmaya.

Önce ailenize bakalım:

u Ailenizden, anne babanızdan veya kardeşlerinizden hala neyi görmelerini ve size vermelerini bekliyorsunuz?

u Vazgeçemediğiniz beklentiniz ne?

u Bu isteyip de alamadığınız şeyi elde etmek için neler yapıyorsunuz?

u Bu belki de hiç gerçekleşmeyecek hayalleriniz yüzünden nasıl ve nerelerde öz kontrolünüzden ve kendi iradenizden vazgeçiyorsunuz?

u Bunları yaptığınız zaman nasıl hissediyorsunuz?

u Aileniz hakkındaki görmek istemediğiniz, fakat kabul ettiğinizde sizi özgür kılacak gerçek nedir?

u Eskiden vazgeçmeyerek ödediğiniz bedel ne?

Daha sonra bu soruları yaşamınızın her alanına uygulamanızı istiyorum. İlişkileriniz, özellikle size acı vermekte olan yaşamınızın bütün parçaları. Artık geçmişin idaresinden çıkalım ve yaşamımızın idaresini ele alalım.

Önemli Not: Her ne kadar bu çalışma bir koçluk ilişkisinin önemli parçalarından biri olsa bile, eğer sizin için geçmiş, bugünkü yaşamınızın önünde ciddi bir engelse veya bu konuları düşünmek sizde başa çıkılmaz korku ve acılara yol açıyorsa, iyi bir terapistle çalışmayı kendinize armağan etmenizi öneririm.


 

Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

 

 

Bugün eskilerden bahsedeceğim size. Eskilerden, o bırakmaya kıyamadığımız, yanımızda taşıdığımız, ardımızda sürüklediğimiz eskilerden. Eski duygularımızdan, eski umutlarımızdan, eski acılarımızdan, eski ihtiyaçlarımızdan, eski yaralarımızdan bahsedeceğim. Bu gün, bugüne ait olmayan o taşınmaz yüklerden, sırtımızdaki o acımasız külçelerden, yüreğimizde yaşayan ihtiyar asalaktan bahsedeceğim.

Hepimiz sokakları, caddeleri dolaşıyoruz avazımız çıktığı kadar bağırarak, "eskiiiciiiiiiii!" diye... Ama satmak değil amacımız, hele atmak hiç değil. O kadar bağlıyız ki biz eskilerimize, onlardan ayrılma düşüncesi bile yüreğimize korku salmaya yetebilir. Onlar bizim bir parçamız, sanki bu dünyada kalma nedeniniz, sanki bizim yaşamımıza onlar anlam veriyorlar. Bunlar doğru mu bilemem, ama yaşamımızı onların idare ettiği doğru...

Bir çoğumuz yaşayamadığımız mutlu çocukluğumuzu taşıyoruz yanımızda. Hakkımız olup da bize nasip olmayan o güzel çocukluğumuzu bize geri vermelerini bekliyoruz sabırla. Eğer geri verilmese bile en azından bize bunun karşılığının ödenmesini istiyoruz. Anne babamız, insanlar, toplum bize yaşatmadıkları o şahane çocukluğumuzun karşılığını ödemeliler en azından. Çünkü bu bizim hakkımız! Hadi bu da olmadı, en azından bunun hakkımız olduğunu kabul edin, bizi anlayın. Bunu elde edene kadar yanımızda taşıyacağız çünkü çocukluğumuzu.

Bazılarımız da bu ilkiyle benzer ama biraz farklı olan "mükemmel aile"sini taşıyor yanında. Neredeyse "kutsal aile" olarak betimleyeceği ailesinin o kafasındaki resmi doldurması için elinden geldiğince çabalıyor, bunun hala neden olmadığını sorgulamadan. Bir başkamız babasından veya annesinden şimdiye kadar alamadığı sevgi, onay, destek, takdiri elde etmek için biraz daha uğraşıyor, biraz daha kendinden ödün veriyor, biraz daha çabalıyor. Ve bu eskilerin içine artık sığmadığını, ceplerindeki yırtıklardan yaşamın döküldüğünü farketmiyor.

Bazılarımız küçükken hayalini kurdukları ilişkilerini taşıyorlar yanlarında. O peri masalının gerçekleşmesini, kulede hapsedilen prensesi kurtarmayı veya beyaz atlı prenslerinin gelmesini bekliyorlar. Hiç "bunları öpünce kurbağaya dönüşüyor hepsi" kelimesini kullandınız mı? Veya "ya bütün bunları kurtarınca neden cadıya dönüşüyorlar?" dediniz mi? Büyük ihtimalle yüreğinizde sizi idare eden yaşlı mı yaşlı bir asalak var, ve sizin bu artık ne bilginize, ne deneyiminize ne de bilinç seviyenize uymayan, ama hala bırakamadığınız eski ve gerçekten tek yeri peri masalları olan hayalinizden besleniyor.

Bazılarımız ise biten ilişkilerini taşıyorlar, sırtlarındaki eski küfesinde. Bazen bu ilişki biteli yıllar oluyor, ve bazen de ilişkinin bitmiş olması, ayrılık olmadan da gerçekleşebiliyor. Hala eskinin acıları acıtıyor yüreğimizi. Hala umudun zehirli sarmaşıkları yönetiyor gemilerimizi. Hala o biten ilişkinin öteki kahramanının bir gün uyanmasını, değerimizi anlamasını, bize dönmesini, hatasını anlamasını, değişmesini, kapımızı çalmasını, pişman olmasını, bizi sevmesini, bizi aramasını bekliyoruz. Hele bu biten ilişkide insiyatif bizim elimizdeyse, hele karşımızdaki insanı içten içe sevsek de bizi uçuruma doğru götürdüğünü, bize zarar verdiğini, bizi kullandığını biliyorsak, ve doğru olan hareketi bildiğimiz halde bunu yapamıyorsak... İşte o zaman o küfe ağırlaştıkça ağırlaşıyor, çünkü eskinin yanında zehirli umut da büyüyor, ve kanser sarıyor bütün sistemimizi...

Ve o hayalini kurduğumuz ve bir türlü gerçekleşmeyen geleceğimiz. Sonucuna ulaşmayan projemiz. Yayın evlerinin kabul etmediği kitabımız. Rafa kaldırılan harika fikrimiz. Alamadığımız terfi. Satılmayan resmimiz. Kazanamadığımız okullar, alamadığımız dereceler. Satılmayan harika ürün veya hizmetimiz...

Bırakın... Bütün eskilerinizi, bütün yüklerinizi atın. Biliyorum söylemesi kolay, yapması zor... Bütün doğrular gibi. Ama kendi kendinize yaptığınız şu eziyete bir bakın lütfen. Açın gözlerinizi. Açın. Lütfen gerçeği görün. Hayır, çocukluğunuzu kimse size geri vermeyecek, ve hayır kimse size yaşayamadıklarınız için özürlerini bildirip de plaket filan takdim etmeyecek. O çocukluğu, hayalini kurduğunuz o çocukluğu hiç bir zaman yaşayamacaksınız. Bunu kabul edin. Fark edin ki belki de aileniz sizi sandığınız kadar mükemmel değil. Ve fark edin ki öyle bir zorunlulukları da yok. Anne babanız, ve yaşamınızdaki çoğu insan, onlar için ayırmış olduğunuz yeri hiç bir zaman dolduramayacaklar. Ve istediğiniz kadar uğraşın, siz onları memnun etmeye çalıştıkça karşınızdakiler memnun olmayacak, onlardan istediğiniz sevgiyi, onayı, takdiri vermeyecekler.

Eski karınız, ayrılamadığınız sevgiliniz, sizi terkeden kocanız sizden dönüp de özür dilemeyecek. Kaybettiğiniz hayalleriniz için kimse size teselli ikramiyesi vermeyecek. Elinizden geldiğince uğraşın, size ne kadar haksızlık yaptıklarını, aslında sizin ne kadar mükemmel olduğunuzu, sizi kaybetmeyi göze almakla ne kadar aptalca davrandıklarını belki de hiç anlamayacak, kabul etmeyecek ve bilmeyecekler. Ve hayır bazıları size ikinci bir şans vermeyecekler. Ve hayır, kimse siz istediniz diye değişmeyecek. Ne prenseslerle karşılaşacaksınız yaşamınızda, ne de prenslerle. Ve kurbağaları öperek prens yapamayacağınızı, ayağına ayakkabı uydu diye prenses bulmadığınızı anlayın artık. Ve mutluluğunuzun da prens ve prenses bulmaya bağlı olmadığını da. Olanın ne olduğunu, gerçeği görün artık.

Artık bırakın. Artık kendi önünüzden çekilin. Artık kendi sırtınıza yük olmatan vazgeçin. Artık rahat bırakın kendinizi, ki olabileceği herşeyi olsun. Artık izin verin kendinize, gidebileceği heryere gitsin. Artık gerçekleri görün, geçmişin değişmeyeceğini fark edin, hiçbir zaman gerçek olmamış eskilerinizin yasını tutun, gözyaşlarınızla uğurlayın onları, ve yaşamınızda yeniye yer açın. Artık zamanıdır. Artık beklemeye vakit yok. Artık bugüne ait olmayana yer yok. Ve bütün güzel şeyler, belki de kapıda bekliyorlar, içeride girecekleri yer olmadığı için. Onlar beklemekten sıkılmadan, kendiniz için bir şeyler yapın.

 

 

Başa Dön

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"