Bu mesajı düzgün okuyamıyorsanız,  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi50.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #50             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi          22 Temmuz 2003

 
 marefidelis.com         arşivler     abone ol    aboneliğimi sil     yaşam koçluğu     bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun!

Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşırken kimsesiz çocuklara da destek olmak istiyoruz. Bu amaçla 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak ve kimsesiz çocuklara destek olmak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

Haftanın Yazısı:

Ustalık

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"Duyduklarını anlayan, konuşmak için kelimeleri eskitmez."

 

      -Bilge Şeker


MareFidelis'ten...

u   Geçen hafta bana e-posta atarak, mesaj çekerek, ve arayarak "iyi tatiller" dileyen bütün dostlarıma teşekkürler.

u   Websitemizde yeniden tasarım çalışmaları sürüyor. Yeni websitemiz, genişleyen hizmet yelpazemizi yansıtacağı gibi, kişisel gelişim ve kaliteli bir yaşam yaratmak hakkında daha çok ve güncellenen kaynak içerecek. Yeni websitemizin test aşamasında bana destek verebilecek, yani girip inceleyerek yorumlarını yazmak isteyecek, fahri ARGE takımım olmak isteyebilecek okurlarım, lütfen dostdeniz@marefidelis.com adresine bir e-posta atınız.

u Öğrenci Koçluğu: Bir öğrencinin başarılı olmak için çoğu zaman özel ders almaktan daha fazlasına ihtiyacı olabilir. Türkiye'nin ilk  öğrenci koçlarından olan Aylin Kafalı, öğrencilerin kıyasıya rekabetin hüküm sürdüğü öğrenim yaşamında kendilerini kaybetmeden, sistematik bir biçimde gerçek başarıya ulaşmalarına yardımcı oluyor. Kendisi ve hizmetleri hakkında detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

 


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Bu hafta daha önce yapmış olduğunuz bir alıştırmanın üzerine devam edeceğiz. 45. sayımızda yaptığımız, "en iyi yaptığınız şeyleri ortaya dökün" araştırmasından bahsediyorum. Hatırlarsanız, bu alıştırmada bir takım özelliklerimizi ortaya dökmüş ve bunları nasıl kullanabileceğimizi araştırmıştık. Ancak bu günkü alıştırma bununla kalmayacak. Sizden gerçekten ne konuda usta olmak istediğinizi, hangi özelliklerinizi daha da ileri götürebileceğinizi enine boyuna düşünmenizi istiyorum. Hele kariyerinizden veya işinizden memnun değilseniz, bunu yapmanın tam zamanıdır.

Bunu düşünürken lütfen zayıf yönlerinizi geliştirmek isteme tuzağına düşmeyin. Ustalığınızı bulduğunu ve ortaya koyduğunuzda, bütün diğer yanlarınızı, güçlü ve yetersiz yönlerinizi bu ustalık çevresinde, onu en iyi biçimde destekler biçimde konumlandırabiliriz. Dahası, bu "zayıf" yanlarınıza ustaca sahip olan birini bulup, delege edebiliriz.

Düşünmemiz gereken şey, istediğimiz konuda usta olmanın bizim için ne demek olduğu. Diyelim ki sizin iyi yaptığınız şey yazı yazmak. Öncelikle hangi alanda usta bir yazar olacaksınız? Usta bir hikaye yazarı olmak mı istiyorsunuz, yoksa daha ciddi şeyler mi yazacaksınız, araştırma gibi? Ve seçtiğiniz alanda usta olmak ne demek? Siz usta olduğunuzda nasıl yazar, nasıl kendinizi ifade eder, kimlerle alış verişte bulunursunuz? Yazım sanatına nasıl katkıda bulunursunuz? Ustalığınızın en yüksek ifadesi ne olur?

Daha sonra tabi ki buraya nasıl ulaşacağımız sorusu geliyor akla ki, bu bir çoğumuzun havlu attığı yer maalesef. Eğitim sistemimiz ustalar yetiştirmeye göre tasarlanmamış, ve biz de bu eğitim metodunu içimize almışısız tamamen. Ancak "üstat"lar yetiştiren eski okullara baktığımızda, bir mevlevi, bir zen metoduna baktığımızda "usta"ların nasıl yetiştiğini görüyoruz.

Ustalık devamlı çalışma, hedefler koyarak onlara doğru ilerleme, her gün biraz daha iyiyi, biraz daha fazlayı hedefleyerek ve ilerlemeyi izleyerek öğrenmeyi devamlı kılmayı içeriyor. Vasattan iyiye geçmek her zaman daha kolay, iyi olanı şahane yapmaktan. Ve usta olmak, tamamen şahanelikle alakalı bir şey. Dikkat edin, mükemmel demiyorum. Çünkü mükemmel, şahanenin düşmanıdır. Mükemmeliyet peşinde koşmak, belirsizliği kabullenememekten gelir ki, ustaların oyun alanında bir adım sonrası belirli değildir. Çünkü ustalar, bilinen herşeyin ötesinde, bilinmeyenin sınırında yaşarlar. Ve her ileri adım, çaba gerektirir. Usta öğrenmeyi hiç bir zaman bırakmaz. Ustalık olağanüstü bir adanmışlık ve odaklanma gerektirir ki, yüksek bir beceri düzeyinden daha da üst bir beceri düzeyine geçmek için gereken budur. Çoğu kişi ustalığın peşinden gider, ancak oraya varmadan vazgeçer. Çünkü bir usta olacak kadar uzun süre oyunda kalmayı beceremezler.

Ustalık zaman, sabır ve başka ustalardan yardım ister. Bu ustalık seviyesine ulaşmak için bir plan hazırlamanız gerekir. Yukarda ulaşmak üzere tanımladığınız seviye ulaşmak için şimdi ne yapmaya, neyi öğrenmeye başlamanız lazım?

Size önerim şimdi böyle bir plan hazırlamanız. Sizi ustalık yolunuzda ileri götürecek beş beceriyi belirlemenizi istiyorum. Daha sonra her bir beceri için ne kadar zaman harcamanız gerektiğini, ne kadar parasal yatırıma ihtiyaç olacağını, bu beceriyi nereden edinebileceğinizi, ve kimin yardımcı olabileceğini belirleyin. Daha sonra yapmanız gereken bu becerileri yaşamınıza sokmak üzere bir eylem planı hazırlamak ve deadlinelar koymak.

Unutmayın, hepimiz en iyilerle çalışmak, en iyi şeyleri satın almak, en iyi profesyonellerden hizmet almak isteriz. Ve çoğu zaman bunun bedelini ödemeye de hazırızdır. Onun için sizin işiniz olabileceğinizin en iyisi olmak! Yaşamınızı en iyinizin çevresine kurarsanız, o zaman, işte o zaman yaşam daha güzel olacak!


 

    

 

Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

 

    

Dört Boyutlu Kap yazımda, yaşam koçluğu çalışmasının çerçevesini çizen kavramlardan bahsetmiştim. Bunlardan bir tanesi de "yapılar, güçlü temeller üzerine kuruldukları zaman en sağlam ve yükselmeye elverişlidir"di. Ve demiştim ki, "yaşamı yeteneklerimizin bir kutlaması haline getirecek olan şey, en güçlü yanlarımızı ortaya çıkarıp onları ustalık mertebesinde ifade etmektir".

Ben, gerçekten de yaşamı bir "ustalık" yolculuğu olarak gördüğümüzde onun anlam kazanacağını düşünüyorum. "Usta" ne demek? Türk Dil Kurumu sözlüğü ustayı, "bir zanaati gereği gibi öğrenmiş olan ve tek başına yapabilen kişi" olarak tanımlıyor. Ancak benim peşinde olduğum, daha çok üstad kelimesinin anlamı. Farsçadan gelen bu kelimeyi ise sözlük "bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse" olarak tanımlıyor. Bahsettiğim "master" olmak. Dikkat ederseniz, mikro bir işin - yani bir vida sıkmanın örneğin - uzmanı olmayı kastetmiyorum. Bunu önermiyorum. Benim dediğim kendi alanında bilinecek herşeyi bilip, alanını öteye götürmek...

Peki, bu tanımlarla da yetinmeyelim, kendi tanımımızı yapalım: Usta, üstad, master, her ne demek isterseniz, güçlü yanlarını, yeteneklerini, kendisini "iyi" yapan, başarılarının ardındaki o "şey"in ne olduğunu belirlemiş, ve bu yetenek, güçlü yan, beceriyi olabilecek en iyi seviyesine çıkarmış, ve hala daha da iyi yapmanın, daha da ileri götürmenin yollarını arayan, aynı zamanda da bu beceriyi daha başka şekillerde de ifade edecek yollar araştıran, hatta bu usta olduğu alana yaratıcılığıyla katkılarda bulunan kişi bence.

Ama neden usta olalım ki? Ne gerek var, değil mi? Ustalık, bu tanıma göre pek de kolay bir şeye benzemiyor. Standart işleri biraz daha iyi yaparak da, gayet güzel idare edebiliriz, değil mi? Büyük olasılıkla. Büyük olasılıkla, güçlü yanlarınızı ustalığa çevirmek için çaba göstermeseniz de, bunlar sizi pekala idare edecek, hatta ileri götürecek. Hiç bir zorunluğumuz yok usta olmak için, ve usta olmazsak mutsuz oluruz da demiyorum. Ancak yaşam, biz bizim için mümkün olan en iyisini istediğimizde gerçekten ilerlemeye başlıyor. Evrimin ve bütün evrenin sizin kendinizi ve size bahşedilenleri en iyi şekilde kullanmanızdan büyük çıkarı var. Sizin vasat, ortalama olmanızın ne size, ne ailenize, ne topluma, ne ülkenize, ne de evrene bir yararı yok. Tam tersine kaynakların boşa harcanması demek. Ve artık dünyanın tek bir kaynağını boşa harcamaya gücü yok. Şunu fark edin, yeteneklerinizi kullanmak, kendinize, ülkenize, dünyaya ve evrene borcunuz. Ve peşinde koştuğumuz o yüksek tatmin ve denge hissi, biz kendi gerçeğimizi ifade ettiğimizde, en iyi yaptığımız şeyleri daha da iyi yaptığımızda geliyor.

Yukarıda tanıma baktığımızda bir ustayı usta yapan bir kaç özellik var. Öncelikle nede iyi olduğunu belirlemek, kendinde en çok neye yatırım yaparsa en fazla ilerlemeyi ve geri dönüşü sağlayacağını bilmek, ustalık yolundaki en önemli aşamalardan biri. Bu aşamanın zorluğu, toplumdaki geçer akçe becerileri edinmeye çalışmaktan vazgeçip, gerçekten benim iyi yaptığım şey nedir diye sorabilmek. Bir çoğumuz herkesin iyi olmaya çalıştığı, iyi olmazsa sanki eksik ve yetersiz görüldüğü bir takım becerileri kendimize yakıştırmak için büyük çaba içinde oluyoruz maalesef. Maalesef diyorum, çünkü bu yüzden çoğu zaman üstümüzde eğreti duran ve zaten emtia haline gelmiş becerilerden oluşan bir "güçlü yanlar" portföyü ile dolaşıyoruz. Emtia haline gelen şeylerin, standardize olmuş malların piyasa değerlerinin düştüğünü okullarda okumuyor da değiliz halbuki!

Bu aşamanın diğer bir zorluğu da, genel beceri temalarımız içinde, bu alanda bizi becerili kılan güçlü yanlarımızın adını koyabilmek. Bir insan kaynakları yöneticisi arkadaşım, "birisi daha bana 'insanlarla ilgili şeylerde başarılıyım' derse çığlık atacağım" diyor. Tamam, insanlarla iyisin de, seni iyi yapan ne? Empatik ve iyi bir dinleyici misin, yoksa ikna kabiliyetin mi yüksek, onları motive mi edersin, veya kısa zamanda samimi mi olursun? Yoksa iyi bir arabulucu musun? Gerçekten iyi yaptığınız şey ne?

Güçlü yanları belirlemek için piyasada bir çok güzel test, kitap, kaynak var. Bu konuda bir koçla veya kariyer danışmanıyla çalışmakta da fayda olabilir. Benim en çok beğendiğim kaynaklardan biri bu konuda yoğunbir araştırma yapan Gallup Araştırma şirketinden Marcus Buckingham ve Donal O. Clifton'ın yazdığı Now, Discover Your Strengths adlı kitap ve kitaba dayanan internet bazlı değerlendirme.

Usta olmanın ikinci aşaması, bu becerileri mümkün olan en üst seviyesine çıkarmak. Aşama dediğime bakmayın, bu yaşam boyu sürecek bir süreç. Usta olmak, ulaşılacak bir yer, alınacak bir paye, bitirilecek bir okul değil. Ustalık, bir oluş hali. Hem de öyle bir oluş hali ki, devamlı öğrenmeyi, hiç durmamayı, hem daha da ilerisinin olduğunu bilmeyi getiren bir oluş hali. Usta olmak demek devamlı yeni şeyleri denemek demek... Usta olmak demek, yeniyi bulmak için üstünde usta olduğumuz eskiyi yok etmek demek. Usta olmak demek, yaptığı işte şahane olmak demek, ve bazen şahane olabilmek için mükemmellikten vazgeçebilmek demek.

Ustalığı uzmanlıkla karıştırmamak gerek. Uzmanlar belli bir konudaki becerilerini ve özellikli bilgilerini ortaya koyarak kazanmışlardır bu çok değerli payelerini. Ancak ustalık, uzmanlıktan da öte bir şey, bir felsefe, bir yaşam biçimidir. Uzmanlıkta odak, üstünde uzman olunan alanken, ustalıkta odak, usta olma halidir.

Yaşamı ustalar olarak yaşamaktır bizi ileri götürecek olan. Yaşamın ustası olmaktır adeta. Çünkü belli bir alanda usta olmayı becerdiğimizde genellikle o alanda da sıkışıp kalamayız, kabımızı kırmak, daha neleri iyi yapabileceğimizi, varlığımızı daha nasıl farklı biçimlerde deneyimleyebileceğimizi araştırmak, ustalığımızı test etmek isteriz.

Sizleri kendi içinizdeki usta ile ilişkiye geçmeye, onu ortaya çıkarmaya davet ediyorum. Bunu sizin için değil, kendim için istiyorum açıkçası. Çünkü ben insanların kendilerini yeterli, mutlu, ve becerikli hissettiği bir dünyada yaşamak istiyorum. Ben, başkalarının bana bir şey satarken bir yandan da kendilerini daha da ileri götürmeye çabaladıklarını, onların bu çabalarına katkıda bulunduğumu hissetmek istiyorum. Ben, usta bir toplumda, ustaca yaşamak istiyorum.

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"