E-dergimiz size bir arkadaşınızdan geldiyse ve gelecek sayilarini almak istiyorsaniz lutfen marefidelis-subscribe@topica.email-publisher.com

 adresine bir e-posta gondererek  ucretsiz abone olunuz.

 

Dergimizi bir daha almak istemiyorsaniz marefidelis-unsubscribe@topica.email-publisher.com adresine bos bir e-posta atınız

 

Bu e-dergiyi okumakta gucluk cekiyorsaniz, http:/www.marefidelis.com/ezines/mfsayi5.htm adresinden de okuyabilirsiniz.

 

                         www.marefidelis.com                            Arşivler                                 Abone ol                                Aboneliğimi Sil                             Bize Ulaşın

Kişisel Bir Yaşam

İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık Bir E-dergi

      Sayı 5 – 20 Ağustos 2002

 

Dergimiz bugün ikinci ayına giriyor.

 

Eski sayılarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Bu haftadan itibaren e-dergimizi www.topica.com‘un hizmetlerinden yararlanarak yayımlıyoruz. Bu şekilde abone olmak ve aboneliği silmek de daha kolay hale geliyor. E-dergimizi okumakta zorluk çekiyorsanız veya karakterler olması gerektiği gibi değilse lütfen dostdeniz@marefidelis.com adresine e-posta atınız.

Bu haftaki yazımızın konusu kişisel değerlere dayalı, onların üzerinde yükselen bir yaşam kurmak. Bu, gerçekten bir çok boyutu olan, üzerinde haftalarca konuşabileceğimiz bir konu. Onun için daha sonraki haftalar, aylarda tekrar dönmek ve detaylandırmak üzere şimdi kısa bir giriş yapıyoruz.

Geçen perşembe “Bütünlük Günü” programlarımızın ilkini gerçekleştirdik. Tamamen elektronik ortamda gerçekleşen programımıza katılan arkadaşlarımızla beraber enerjimizi çalan, ertelediğimiz işleri halletmek üzerine çalıştık, bu arada hedefler üzerine gayet keyifli de bir tartışma yaptık. Bu programları her ay tekrarlayacağız.

Dergilerimizi yararlanacağını ve ilgi duyacağını düşündüğünüz bütün arkadaşlarınıza bütünlüğünü korumak kaydıyla gönderebilirsiniz. Kaynak göstererek ve www.marefidelis.com adresine link vererek alıntı yapabilirsiniz. Bizim yazılı iznimiz dışında yapılacak başka her türlü alıntı ve kopya fikir eserleri yasası kanununa göre suç teşkil eder.

Saygılarımla,

Dost C. Deniz

Eğer bir öneriniz, işlenmesini istediğiniz bir konu veya eleştiriniz varsa lütfen bana yazınız.

Ücretsiz bir değerlendirme seansı için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com adresini ziyaret ediniz.

 

Optimal Deneyim

 

Hiç düşündünüz mü, neden bazı hedeflerinize ulaşmak için gecenizi gündüzünüze katarak çalışırken yorulduğunuzu bile fark etmez, hatta uyumanız gerektiği için üzülürsünüz? Başka bir hedefiniz için ise neden kılınızı bile kıpırdatmak içinizden gelmez, okuduğunuz iki sayfa yazı bile sizi uykunun serin sularına çekmek için yeterlidir?

 

Nedir acaba doyum hissiyle, akım içerisinde yaşamanın sırrı? Mihaly Csikszentmihalyi, “Flow – The Psychology of Optimal Experience” adlı kitabında şöyle diyor:

 

...Yine de hepimiz, isimsiz güçler tarafından savrulmak yerine, eylemlerimizin kontrolünün bizde olduğunu, kendi kaderimizin efendileri gibi hissettiğimiz zamanlar deneyimledik. Bunun gerçekleştiği az bulunan durumlarda, biz bir çeşit sarhoşluk, uzun zaman sevgiyle ve özlemle andığımız ve yaşamın nasıl olması gerektiği hakkında hafızamızda iz bırakan derin bir zevk alma hissi yaşadık.... Optimal deneyim derken kastettiğimiz işte bu...

 

Hepimiz aslında bu optimal deneyim için sürdürmüyor muyuz yaşamımızı? İnsan ne olduğunu bilmediği bir şeye özlem duyamazmış. Bir şekilde hepimizin zihninin derinlerinde yaşamın nasıl olması gerektiği yazılı. Ama yanlış anlamayın, ne ben, ne de Csikszentmihalyi yaşamın tasasız, sakin, tekdüze olmasının mutluluk vereceğini savunmuyoruz. Ben diyorum ki:

 

Yaşam, sizin için en değerli olan şeylerin bir ifadesi olduğunda, ve siz bu değerleri ifade etmek için karşınıza her ne çıkarsa çıksın aşacağınızı, ve gerekirse bedelini ödeyeceğinizi, çünkü bu bedellerin hiçbirinin sizin için o en önemli olan şeylerden daha değerli olmadığını bildiğinizde, ve bu engelleri aştığınızı gördüğünüzde gerçek anlamını bulur.

 

Santim santim geldik buraya

 

Dün akşam Oliver Stone’un Any Given Sunday (Al Pacino, Cameron Diaz) adlı filminden bir sahne seyrettirdi bir arkadaşım. Bir futbol takımının koçu olan Al Pacino’nun maç öncesi takımına yaptığı konuşma beni derin derin düşündürdü. Filmin devamını seyretmedim, ama o sahne için bile öneririm herkese.

 

Şu ana kadar yaşadığınız bütün yaşam, aldığınız kararlar, yaptığınızı düşündüğünüz bütün hatalar, bütün doğrularınız sizi şu ana, bu e-dergiyi okuduğunuz ana getirdi. Santim santim geldiniz buraya. Herhangi bir an bir santim geç, bir santim erken, burada olmayacaktınız. Herhangi bir an bir santim hızlı, bir santim yavaş, burada olamayacaktınız! Buraya gelebilmek için mükemmel biçimde ayarladınız adımlarınızı, planladınız, santimleri üst üste eklediniz.

 

Ve şimdi buradasınız. Bundan sonra yaşamınızı nasıl yaşayacağınızı, nereye gideceğinizi kimse söyleyemez. Ama şunu söyleyebilirim: Santim santim gideceksiniz gideceğiniz yer her neresiyse. Yaşamda kestirmeler yok, maalesef. Her santim ilerlediğinizde önünüzde sonsuz sayıda santimden oluşan seçenekler olacak. Ve her santimde ancak bir sonraki santimi seçebileceksiniz, daha sonrakini değil.

 

Ve önünüzde seçenekleriniz duruyor şu anda. Nasıl hareket edeceğiniz ise tamamen size bağlı. Şu an, bütün evren durmuş, sizin bir sonraki adımınızı atmanızı bekliyor, ve atacağınız adım – abartmıyorum – tarihin gidişatını belirleyecek. Başka bir adım atarsanız hiçbir şey aynı olmayacak.

 

Evet, neye göre seçeceksiniz adımlarınızı? Kendinizin, sevdiklerinizin, sevmediklerinizin ve belki de hiç tanımadığınız ve hiç de tanımayacağınız insanların yaşamını derinden etkileyecek o adımınızı atarken hangi kıstasları kullanacaksınız? Arkadaşlarınızın, anne – babanızın, çalıştığınız şirketin, topluma göre yapmanız gerekenin, ait olduğunuz sosyoekonomik sınıfın, televizyon reklamlarının kıstaslarına göre mi? Yoksa sizin için değişilmez olan kavramların, kendinizi, gerçekleştirirken bütünlük içinde, yaşamınızın ve kaderinizin kontrolünü elinizde tutuyormuş gibi hissettiğiniz aktivitelerin, en önem verdiğiniz şeylerin toplamı olan Gerçek Değerlerinize* göre mi?

 

Gerçek Değerler

 

Nedir Gerçek Değerler? Doğal olarak çekildiğimiz aktiviteler, eylemler, fikirlerdir. Değer deyince ilk akla gelen ahlak, dürüstlük, özveri gibi şeylerden bahsetmiyorum. Evet belki bunlar sizin değerleriniz arasındadır, ama olmayabilir de! Benim bahsettiğim sizin yaparken kendinizi en iyi, akımın içerisinde, sanki her şeyin tepesindeymiş gibi hissettiğiniz şeyler, optimal deneyim yaşadığınız eylemler. Yani kumar oynamak eğer sizi bu şekilde hissettiriyorsa, bu sizin gerçek değerlerinizden biri olabilir. Güzellik, yaratıcılık, gelişme, aileyle zaman geçirme, kendine bakmak, cinsellik, yönetmek, vb. gerçek değerleriniz arasında yer alabilir.

 

Eğer siz Gerçek Değerlerinizi belirler, bu değerlerin sizin için nasıl ifade bulduğunu anlar ve bunları önceliklendirirseniz, yaşamınızda karşınıza çıkan seçenekler arasında karar verirken çok daha net ve kesin olabilirsiniz. İşte o zaman yaşamınızla ilgili bir karar verirken “bu seçenek mi benim için daha iyi olur, ya da öteki mi?” diye düşünmenize gerek kalmayabilir. Zaten hangisinin daha iyi olacağını bilmenize imkan yok, ve her an sadece bir sonraki adım seçeneklerini görebiliyorsunuz. O adımların sonuçlarını bile değil.

 

İşte o zaman, değerlerinizi belirleyip önceliklendirdiğiniz zaman, soru şu hale geliyor: “Bu seçeneklerden hangisi, benim için en önemli olan, en değer verdiğim şeylerin, gerçek değerlerimin, benim için optimal deneyimin ifadesi olabilir?” Başka bir deyişle hangi adımı attığınızda “sonuçları ne olursa olsun benim için en doğru olan şeyi, kişiliğimin en yüksek ifadesi olan şeyi yaptım" diyebilirsiniz? Böylece adım adım kendi gerçeğinizin ifadesi olan yaşamı yaratırsınız.

 

Danışanlarımla uyguladığımız ve bu değerleri saptamaya ve üzerlerine bir yaşam kurmaya yönelik GerçekDeğerlerTM programı içinde 150’den fazla madde içeren bir değerler listesi ile çalışırız. Aynı şekilde Franklin Day Planner’ın yaratıcısı Hyrum Smith’in “The 10 Natural Laws Of Successful Time and Life Management” kitabında Franklin Quest Co. tarafından 1992’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarını listeler. Bu araştırmaya katılanların en önem verdikleri değerleri şu ana gruplara toplanabiliyor:

 

Affetme                                                       Anlayış                                                 Arkadaşlık 

Bağımsızlık                                                 Başarma hissi                                       Başkalarını sevmek/hizmet

Bütünlük ve dürüstlük                                   Cesaret                                                 Cömertlik

Çocuklar ve aile                                           Eğitim ve öğrenme                                

Eşitlik                                                         Güzellik                                                Hayal gücü ve yaratıcılık

Hırs                                                            İçsel uyum                                            İş tatmini

Kapasiteli olmak                                          Kişisel sağlık                                         Liderlik

Mali güvenlik                                                Mutluluk/olumlu tutum                            Öz-kontrol

Öz-saygı                                                     Ruhsallık/Din                                         Sorumluluk almak

Yaşam kalitesi                                             Zeka ve bilgelik                                      Zevk

 

Peki, sizin için önemli olan değerler hangileri? Bu listeye bağlı kalmayın sakın, sizin değerlerinizden bahsediyoruz. Hangilerini yaşamınıza almak için bedelini ödemeye hazırsınız? O fazladan bir santimi ne için gidersiniz? Optimal deneyimi size ne yaşatır? O ekstra bir santim için ölmeyi bile göze alacağınız şey nedir? Bir bilge, “Yaşamınız, uğrunda ölmeye değer değilse, yaşamaya da değer değildir” demiş. Evet, önünüzde olası adımlardan oluşan bir mönü var. Ve bütün evren seçiminizi yapmanızı bekliyor... Ve, siz...

 

Gelecek hafta: Zamanını Yöneten yaşamını yönetir...

Eğer zamanınızın hakimi olmazsanız, yaşam sizi istediği yere sürükleyecektir. İstediğiniz yaşamı yaratmak için en önemli kaynağınız ise zamanınız... Onu iyi yönetin!

 

Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.

 

Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme seansı için bir randevu alınız.

 

Bu yazı GerçekDeğerler programına dayanmaktadır. Bu süreci MareFidelis’le beraber tamamlayabilirsiniz.

 

© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.