İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi47.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #47             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi          24 Haziran 2003

 
 marefidelis.com         arşivler     abone ol    aboneliğimi sil     yaşam koçluğu     bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun!

Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşırken kimsesiz çocuklara da destek olmak istiyoruz. Bu amaçla 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak ve kimsesiz çocuklara destek olmak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

Haftanın Yazısı:

Dört boyutlu kap...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"Yaptıkların o kadar yüksek sesle konuşuyor ki, ne söylediğini duyamıyorum."

 

    -Ralph Waldo Emerson


SEMİNER

 

ODAKLANMA (Focusing)

"Vücudumuzun Bilgeliği İle Tanışma"

 

Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D.

Klinik Psikolog

International Focusing Institute, NY, USA

Israil Koordinatörü

27-28-29  Haziran  2003


MareFidelis Yaşam Koçluğu ve Danışmanlık, Bir Kültür Sanat Merkezi  işbirliği  Odaklanma/Focusing eğitimini Türkiye’ye getiriyor.

Kaç kere “Ben böyle olacağını biliyordum, içimdeki sesi dinlemeliydim” dediniz?  Mantıksal zihninizin söylediklerini dinlediniz, ama aslında “içinizdeki bir şey” doğrusunu biliyordu!

Çoğumuz bu tanıması ve tanımlaması zor, subtil, belirsiz, gizemli hislerimize bırakın anlam vermeyi, kulak vermekte zorluk çekeriz. Çoğu zaman onları irrasyonel ve aptalca diyerek dikkate almayız. Fakat bu belirsiz duyguları nasıl davet edebileceğinizi ve onların içindeki bilgelik ve gerçeğin yaşamınızı aydınlatmasına ve yol göstermesine yardımcı olacak şekilde nasıl dinleyeceğinizi öğrendiğinizi hayal edin.

Chicago Üniversitesi profesörlerinden Dr. Eugene T. Gendlin tarafından geliştirilmiş  Odaklanma, yaşamınızda ortaya çıkan durumlara bütün benliğinizin bilgeliğiyle yanıt vermenize izin veren vücuda dayalı, içe karşı saygılı bir öz farkındalık  metodudur.  Bütün öğrenme deneyimi teori, görsel sunum, deneyimsel alıştırmalar ve uygulamayı içerir. Odaklanma problemli etkileşimleri yaratıcı etkileşimlere dönüştürür.

ODAKLANMA: Vücudumuzun Bilgeliği ile Tanışma, odaklanmanın ve dinlemenin adımları ve becerileri ile, derinlemesine uygulamalar yoluyla özel  ve profesyonel  yaşamınızda nasıl uygulayabileceğinizi öğreneceğiniz iki buçuk günlük bir seminerdir. Dr. Gendlin’in araştırmaları,  bir teknikten öte bir yaşam felsefesi olarak  kabul gören bu yöntemin kalıcı ve etkin değişim üzerinde esaslı bir etkisi olduğunu göstermiştir. Focusing danışmanlık, psikoterapi, iş idaresi, sağlık hizmetleri, eğitim, güzel sanatlar, yaratıcılık ve daha bir çok alanda kullanılmaktadır.

Bu seminer aynı zamanda, profesyonel odaklanma uygulayıcısı ve/veya eğitmeni olmak isteyenleri sertifika almaya götürecek eğitim programının ilk ayağıdır. Sertifikalı uygulayıcı /eğitmen olmakla ilgilli detaylı bilgi seminerde verilecektir.

Eğitmen:  Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D., klinik psikolog, merkezi New York’ta bulunan The Focusing Institute’un (www.focusing.org ) Israil Koordinatörü ve uluslararası bir konuşmacı ve seminer yöneticisidir. Otuz yıl ABD’de yaşadıktan sonra 1999 yılında Tel Aviv’de Focusing Merkezini kurmak üzere Israil’e yerleşen Dr. Perlstein, bireyler ve çiftler için özel psikoterapi seansları dışında iş dünyasına empatik ve etkin iletişim, kara verme, çatışma giderme vb. konularda seminerler ve dersler vermektedir.

Türkiye Temsilcisi ve Koordinatör Adayı:  Dost Can Deniz, MBA, Master Life Coach, MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı, Focusing Institute Türkiye Koordinatör adayıdır.

KATILIMCI SAYISI MAKSİMUM 20 KİŞİDİR

Seminer Tarihi :

27 Haziran - Cuma 19.00-22.00

28 - 29  Haziran - Cumartesi, Pazar 10.00-17.00

Seminere katılmak ve daha detaylı bilgi almak için Bir KSM ile irtibata geçiniz.

212 - 291 2871(4hat)

bir@birsanat.comwww.birsanat.com


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Bu haftanın alıştırmasında gerçeklerle çalışacağız. Sizden yaşamınızdaki temel yalanınız üzerine çalışmanızı istiyorum. Temel yalan, o çoğu düşüncemizi, eylemlerimizi ve sonuçlarımızı dikte eden yanlış varsayım, yanlış anlama veya günü geçmiş formüldür. Temel yalanımızı bulduğumuzda elde edeceğimiz rahatlama, bizi bulunduğumuz yere hapseden paternden özgürleştirir.

Aşağıdaki soruları, gerçekliğin üzerindeki kalın çamur tabakasını inceltmek için kullanınız:

* Ebeveynleriniz hakkında şimdiye kadar göremediğiniz/ söyleyemediğiniz gerçek nedir?

* Yaşamda deneyimlediğiniz başarısızlıklar hakkındaki gerçek nedir? Onlar kimin hatasıydı?

* Son iki yılda hazır olduğunuzu söyledğiniz ama herhangi anlamlı bir ilerleme veya gelişme kaydedemediğiniz şey nedir?

* Hangi çocukça fantezilerle kendinizi hala kandırıyorsunuz?

* Ne hakkında umuda sarılmış durumdasınız?

* İnsanların keşfetmesinden en çok korktuğunuz sırrınız nedir?

* Olası üç temel yalanı yazınız

* Bir sonraki adımınız ne olacak?


Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

Bir şirketle olsun, yöneticiyle olsun, veya yaratıcıyla olsun, herhangi bir koçluk çalışmamda yaklaşımımı ve bütün süreci bazı kavramlar, düşünce setleri ve paradigmalara dayandırırım. Bunlar temelde yatan gerçeklerdir. Bunlar bütün koçluk ilişkisinin içinde varolduğu kabı oluştururlar. Bu kavramlar sınırları çizerler, ve hiç de rastlantısal olmayan bir biçimde, anlamlı bir yaşam sürmenin de temellerini oluştururlar. Bu temel paradigmalardan bence en önemli dört tanesinin altını çizmek istiyorum bu yazımda.

Sonuçta herşey insana dayanır. Fark edin ki konuştuğumuz her şey, ister bir ürün olsun, bir pazarlama planı, yönetim, planlama, strateji oluşturma, liderlik, markalaşma, ne olursa olsun, tek bir şey hakkında: İnsan. Herhangi bir organizasyon, bu ister bir aile olsun, ister bir şirket, ister bir ülke, onu oluşturan insanların özgün yaratımıdır. Bu noktayı gözden kaçıran liderler, yöneticiler, şirket sahipleri, yaratıcılar, sanatçılar, pazarlama uzmanları, ve evet, koçlar, kendi "ağırlıkları" altında ezilerek yok olmaya mahkumdur.

Peki, nedir bu insan? Daha önceki bir yazımda, eğer insandan ilişki içinde olabildiği herşeyi - yani kendisi dışında görüp de adlandırabildiği herşeyi, örneğin vücudunu, düşüncelerini, duygularını - alırsak, geriye ne kalır insan olarak diye sormuştum. Geriye kalan tek şey, insanın ilişki kurabilme kapasitesidir, ki Medard Boss'a  göre bu varoluşun tek temeli ve olasılığıdır. Ve biz bunu farkettiğimizde, yaşamımız değişir, ve anlam kazanır. Çünkü fark ederiz ki varolmamızın nedeni ben değil, sendir.

Yapılar, güçlü temellerin üzerine kurulduğu zaman en sağlam ve yükselmeye elverişlidir. Günümüz sistemlerinin ve eğitim sistemimizin en zayıf yanı, zayıflıkların üzerine kurulmuş olması. Şirketlerin eğitim programları hazırlarken genellikle "eğitim fırsatları" belirlenir ve bu alanlara ağırlık verilir. Bu "fırstlar", şirketin geliştirebileceği ve ustalık seviyesine getirebileceği güçlü yanlar değildir malesef. Bu, şirketin en zayıf alanlarıdır, ve bu zayıflıklara bir sürü zaman, para ve çaba harcanır.

Bu konuda yazdığım bir yazıda, Gallup'un 1.7 milyon çalışan üzerinde yaptığı araştırmaya göre, ancak yüzde yirmilik bir kısmın işlerinde her gün en iyi yaptıkları şeyleri yapma fırsatı bulduklarını paylaşmıştım. Bu rakam, belki de dünyanın neden bu kadar çok mutsuz, doyumsuz ve vasat insanla dolu olduğunun nedenlerinden biri. Güçlü şirketler, güçlü yaşamlar, güçlü yanlarımıza, en iyi yaptığımız şeylerin ifade edilmesine dayanır. Yaşamı vizyonumda belirttiğim gibi yeteneklerin bir kutlaması haline getirecek olan şey, en güçlü yanlarımızı ortaya çıkarıp onları ustalık mertebesinde ifade etmeye dayanır.

Uygulama, davranışsal değişim ve eylem olmadan, strateji, planlama ve düşünce, hiç bir şeydir. Evet, bunu dedim. Düşünce hiç bir şeydir dedim. Hem de mühendislik eğitimi almış biri olarak dedim bunu. Ama bir düşünün: Kaç kitap okudunuz, ve sorunlarınızın çözümünü bulduğunuzu düşündünüz? Çalıştığınız şirkette uygulanmaya çalışılan kaç "modern yönetim modeli"nin sonu hüsran oldu? Kaç kere o mükemmel stratejinin, o harika, ince düşünülmüş planının, o harika fikrin yerle bir olduğunu gördünüz veya duydunuz? Neden "bizim ülkemizde bunlar işlemez" deniyor, bir çok ilginç yöntem için?

İster kişisel olsun, ister organizasyonel olsun stratejilerimiz işlemediğinde tekrar aynı hataya döneriz ve düşünmeye başlarız, nerede hata yaptık diye. Daha mükemmel bir strateji, daha ince planlama, daha harika fikirler... Şunu anlayalım artık, lütfen. Düşünce, sandığımız gibi problemlerin çözüldüğü, gerçekliğin yaratıldığı yer değil. Ve yukarıda gösterdiğimiz gibi, düşünce varlığın temeli hiç değil. Hatta bazen düşünce, varolmamızı engelleyen şey. Çünkü gerçekleri görmemizi engelliyor. Çünkü nerede hata yaptığımızı gözlerden saklıyor: Uygulamada!

En mükemmel strateji bile o stratejiyi gerçekleştirecek davranışsal değişikliklerle desteklenmediği sürece gerçekten hiç bir şeydir. Çünkü değişikliği yaratcak olan o süper fikir ve plan değil, onun nasıl uygulandığı ve gerçekleştiğidir, ve bunu düşünerek değil, eyleme geçerek, davranışlarınızı değiştirerek, stratejiyi uygulayarak yapabilirsiniz. Bilge Şeker'in dediği gibi yaşam düşünce değil, söz ve davranıştır.

En önemli şey, gerçekliktir. Ne yaparsanız yapın, hangi noktada olursanız olun, en iyi strateji, her zaman gerçeğin peşinde olmak ve bulunduğunda onun tadını çıkarmaktır, ne kadar acı olsa bile. Değişim ve gelişim ancak farkındalıkla, yani gerçeklerin su yüzüne çıkması ile oluşabilir. Bizi ileri götürecek tek şey, kendimiz, sonuçlarımız, ilişkilerimiz, isteklerimiz, ihtiyaçlarımız, zayıflıklarımız ve güçlülüklerimiz hakkında, işimiz ve şirketimiz hakkında, yaşam hakkındaki gerçekleri aramak, bulmak, görmek ve konuşmaktır.

Gerçek olandır. Gerçek yoruma gerek bırakmayandır. Gerçek, bizi anlamlı eylemler almaya ve çözüm üretmeye götürür. Gerçek bize işe yarayacak düşünceleri uygulamak ve işe yaramayacakları çöpe atmak için seçenek verir. Bize nerede hata yaptığımızı, nerede esnek olmamız, nerede daha çok bastırmamız gerektiğini söyler. Eski kitapların dediği gibi, "Sizi özgür kılacak şey, gerçektir."

Yukarıda ancak özetleyebildiğim bu dört paradigma, her koçluk çalışmamın en derin temellerini oluşturuyor. Çalışmaların kendisinin ve amacının ve varoluş nedeninin insanla alakalı olduğunu bilerek ve buna saygı duyarak, ve ne yaparsak yapalım, güçlü yönleri ustalıkla kullanmayı amaçlayarak, uygulama ve davranışsal değişikliği her zaman çalışmanın odağında tutarak, ve fanatik bir biçimde arayıp bulduğumuz gerçeklerin üstüne basarak ulaşmaya çalışıyoruz bu e-derginin en altını süsleyen vizyonumuza, yaşamı, lütuf ve yeteneklerimizin bir kutlaması olarak yaşamaya.

 

 

 

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"