İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi46.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 Kişisel Bir Yaşam #46             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi          17 Haziran 2003

 
 marefidelis.com         arşivler     abone ol    aboneliğimi sil     yaşam koçluğu     bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun!

Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşırken kimsesiz çocuklara da destek olmak istiyoruz. Bu amaçla 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak ve kimsesiz çocuklara destek olmak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

Haftanın Yazısı:

Kalite kontrolünden geçmiştir...

Dost Can Deniz

Haftanın Sözü:

"İnsanlar durumları için içinde bulundukları koşulları suçluyorlar. Ben koşullara inanmam. Bu dünyada başarılı olan insanlar, ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, ve bulamadıklarında da onları yaratan insanlardır."

 

    -George Bernard Shaw


SEMİNER

 

ODAKLANMA (Focusing)

"Vücudumuzun Bilgeliği İle Tanışma"

 

Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D.

Klinik Psikolog

International Focusing Institute, NY, USA

Israil Koordinatörü

27-28-29  Haziran  2003


MareFidelis Yaşam Koçluğu ve Danışmanlık, Bir Kültür Sanat Merkezi  işbirliği  Odaklanma/Focusing eğitimini Türkiye’ye getiriyor.

Kaç kere “Ben böyle olacağını biliyordum, içimdeki sesi dinlemeliydim” dediniz?  Mantıksal zihninizin söylediklerini dinlediniz, ama aslında “içinizdeki bir şey” doğrusunu biliyordu!

Çoğumuz bu tanıması ve tanımlaması zor, subtil, belirsiz, gizemli hislerimize bırakın anlam vermeyi, kulak vermekte zorluk çekeriz. Çoğu zaman onları irrasyonel ve aptalca diyerek dikkate almayız. Fakat bu belirsiz duyguları nasıl davet edebileceğinizi ve onların içindeki bilgelik ve gerçeğin yaşamınızı aydınlatmasına ve yol göstermesine yardımcı olacak şekilde nasıl dinleyeceğinizi öğrendiğinizi hayal edin.

Chicago Üniversitesi profesörlerinden Dr. Eugene T. Gendlin tarafından geliştirilmiş  Odaklanma, yaşamınızda ortaya çıkan durumlara bütün benliğinizin bilgeliğiyle yanıt vermenize izin veren vücuda dayalı, içe karşı saygılı bir öz farkındalık  metodudur.  Bütün öğrenme deneyimi teori, görsel sunum, deneyimsel alıştırmalar ve uygulamayı içerir. Odaklanma problemli etkileşimleri yaratıcı etkileşimlere dönüştürür.

ODAKLANMA: Vücudumuzun Bilgeliği ile Tanışma, odaklanmanın ve dinlemenin adımları ve becerileri ile, derinlemesine uygulamalar yoluyla özel  ve profesyonel  yaşamınızda nasıl uygulayabileceğinizi öğreneceğiniz iki buçuk günlük bir seminerdir. Dr. Gendlin’in araştırmaları,  bir teknikten öte bir yaşam felsefesi olarak  kabul gören bu yöntemin kalıcı ve etkin değişim üzerinde esaslı bir etkisi olduğunu göstermiştir. Focusing danışmanlık, psikoterapi, iş idaresi, sağlık hizmetleri, eğitim, güzel sanatlar, yaratıcılık ve daha bir çok alanda kullanılmaktadır.

Bu seminer aynı zamanda, profesyonel odaklanma uygulayıcısı ve/veya eğitmeni olmak isteyenleri sertifika almaya götürecek eğitim programının ilk ayağıdır. Sertifikalı uygulayıcı /eğitmen olmakla ilgilli detaylı bilgi seminerde verilecektir.

Eğitmen:  Dr. Atsmaout PERLSTEIN, Ph.D., klinik psikolog, merkezi New York’ta bulunan The Focusing Institute’un (www.focusing.org ) Israil Koordinatörü ve uluslararası bir konuşmacı ve seminer yöneticisidir. Otuz yıl ABD’de yaşadıktan sonra 1999 yılında Tel Aviv’de Focusing Merkezini kurmak üzere Israil’e yerleşen Dr. Perlstein, bireyler ve çiftler için özel psikoterapi seansları dışında iş dünyasına empatik ve etkin iletişim, kara verme, çatışma giderme vb. konularda seminerler ve dersler vermektedir.

Türkiye Temsilcisi ve Koordinatör Adayı:  Dost Can Deniz, MBA, Master Life Coach, MareFidelis Yaşam Koçluğu, Eğitim ve Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı, Focusing Institute Türkiye Koordinatör adayıdır.

KATILIMCI SAYISI MAKSİMUM 20 KİŞİDİR

Seminer Tarihi :

27 Haziran - Cuma 19.00-22.00

28 - 29  Haziran - Cumartesi, Pazar 10.00-17.00

Seminere katılmak ve daha detaylı bilgi almak için Bir KSM ile irtibata geçiniz.

212 - 291 2871(4hat)

bir@birsanat.comwww.birsanat.com


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Sanki kendinize belli bir davranış standartı uygulamıyormuş gibi gözükebilirsiniz. Bu doğru değil. Siz zaten kendinize bazı standartlar uyguluyorsunuz. Bazılarımız "işte verilen her işi yapmam lazım" standartını uyguluyor, diğerlerimiz "her şeyi maliyeti ne olursa olsun mükemmel yapmak" standartına mükemmelliyetçilik diyerek yaşıyor. Önemli olan bu standartların yaşam kaliteniz olumlu katkı yapıp yapmadığının ayırdına varmak.

Bu hafta kendinize uyguladığınız standartları belirlemenizi istiyorum. Gerçekten siz kendinize ne gibi standartlar uyguluyorsunuz? Şu alanlardaki standartlarınızı düşünün ve yazın:

İşte ve çalışma hayatınızda kendinize uyguladığınız standartlar neler? Erteleme, iş kalitesi, kendi geleceğinize hizmet edeceğini bildiğiniz davranışlar konusundaki standartlarınız neler? Kariyerinizin kalitesini hangi standartlara göre yönetiyorsunuz?

İlişkilerinizde kendinize uyguladığınız standartlar neler? Çevrenizdeki insanlara nasıl davranıyorsunuz? Ne tip insanlarla beraber zaman geçiriyorsunuz? Onların hangi davranışlarına izin veriyorsunuz?

Kendinizle olan ilişkinizde geçerli standartlar neler? İç dialoğunuzun çoğunu olumlu mu olumsuz söyleşiler mi dolduruyor? Kendinize nasıl davranıyorsunuz? Sağlığınız ve beslenmeniz konusunda uyguladığınız standartlar neler? Zamanınızı nasıl kullanıyorsunuz?

Fiziksel ortamınızla ilgili standartlarınız neler? Yeterli ışıklandırma, havalandırma, ısıtma/soğutma var mı? Masanızın üstü yığıntı halinde mi? Eviniz istediğiniz temizlikte mi?

Yaşamınızın aklınıza gelen başka alanlarındaki standartlarınız neler?

Peki hayal ettiğiniz yaşamı gerçek kılmak için bütün bu alanlarda kendinizi hangi standartlara tabi tutmanız lazım?


Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

 

Websitemde kaç kere "yaşam kalitesi" kavramını kullandığımı sayarsanız, sanırım bayağı yüksek bir rakamla karşılaşırsınız. En yüksek hit alan sayfalardan biri ise "yaşam kalitesi testi". Bana "demek yaşam koçusun... peki ne demek bu?" diye sorduklarında "ben çalıştığım bireylerin ve kurumların hedeflerine ulaşmalarına, istedikleri gibi bir yaşam oluşturmalarına, performans ve tatminlerini arttırmalarına ve yaşam kalitelerini yükseltmelerine destek oluyorum" diyorum. Ve şimdiye kadar kimse de bana dönüp sormadı, "tamam kardeşim, anladık, sen yaşam kalitesi işindesin de, nedir bu yaşam kalitesi? Neye benzer, yenilir mi, içilir mi?"

Gerçekten de, yaşam kalitemizi arttırmaya çalışırken nedir bu peşinde koştuğumuz şey diye sormuyoruz çoğu zaman. Yaşam kalitesi için kafalarımızda ortalama bir kavram var, ama tam olarak adını koyamadığımız bir kavramın üzerinde çalışmak kolay değil. Hepimiz soruyoruz devamlı, hangi yol doğrusu, ne yapmam lazım, doğrusu nedir, nasıl artar bu yaşam kalitesi? Harikalar Diyarında Alice gibiyiz. Alice'in yol ayrımında kediye sorduğu soruyu soruyoruz devamlı: Hangi yol doğru yol acaba? Ve kedi her seferinde aynı yanıtı veriyor: "Bu nereye gitmek istediğine bağlı. Sen nereye gitmek istiyorsun?" Ve biz yanıtı bilmeyen Alice'in yaptığı gibi kalıveriyoruz yol ayrımında. Gideceği yeri bilmeyen oraya varamaz, vardığı yerleri ise hiç bir zaman bilemez.

Peki o zaman nedir bu kalite, nasıl sağlanır? Kalite sadece sevdiği şeyleri yapabilmek midir bazılarının iddia ettiği gibi? Yoksa kendi iç huzurunu koruyabilmek midir acaba? Veya hiç biri değil de sahip olduklarımızın, tadını çıkarabildiklerimizin toplamı mı belirler "yaşam kalitenizi"?

İnandığım bir şey var: Yaşam kalitesi, çoğumuzun sandığı gibi yaşam standartı demek değil. Çok yüksek standartlarda yaşayıp da gayet doyumsuz ve kalitesiz hayatlar süren bir çok insan tanıyoruz. Ancak yine de kalite tanımının içinde bir yerlerde bir "standart" kavramı var. İsterseniz yönetim bilimindeki kalite tanımına bir bakalım. Bir çok yazarın üzerinde anlaştığı "kalite" kavramı, sonuçların konulan standartlara ve minimum gereksinimlere uyması olarak tanımlanıyor. Yani kalite, davranışınızda ve ulaştığınız sonuçlarda, önceden tanımlamış olduğunuz minimum standartları tutturmanız demek.

Bir dakika... Yani şimdi benim yaşam kalitemi, kendi koymuş olduğum standartlara uymam mı belirliyor yani? Hım... Ama ben yaşam kalitemin başkaları tarafından, bazı dış koşulların sağlanması veya sağlanamamasının belirlediğine inanıyordum! Yani yaşam kalitem benim elimde mi?

Bu benim tanımım. Doğru tanım mı bilemiyorum, bir "doğru tanım" var mı onu hiç bilmiyorum. Ama eğer yaşam kalitenizi yükseltmek istiyorsanız, kendinize uygulamakta olduğunuz standartları yükseltin, ve sonra bu standartlara uyun! Örneğin, şimdiki davranış standartınız işte gereğinden fazla yük üstlenmek ve bu yüzden devamlı yakınmaksa, yaşam kalitenizi yükseltmek için kendinize "hiç bir şekilde yakınmam, çünkü yakınmama neden olacak şeyleri yaşamıma sokmam. Eğer soktuysam da bunun sorumluluğunu üstlenirim" gibi yeni bir standart tanımlayın. Ve bu standarta uymak için ne gibi bir çalışma yapmanız gerektiğini ortaya koyun. Kendi yaklaşımlarınız mı değişmeli, süreçlerinizi mi gözden geçirmelisiniz?

Yaşam kalitenizi arttırmak demek, yaşamınıza tam bir kalite yönetimi anlayışı ile yaklaşmak demektir. Bununla kastettiğim ve desteklediğim mükemmeliyetçilik değil. Tam tersine çoğu zaman mükemmelliyetçilik sizin kalitenizi düşüren, standart dışı bir davranış olabilir. Çünkü mükemmel olmak için uğraşırken "olağanüstü" olma şansınızı kaybediyor olabilirsiniz.

Belki kendinize koyacağınız yeni davranış standartı "vücuduma ve sağlığıma zarar veren davranışlar ve alışkanlıklardan uzak dururum" olacaktır. Veya "beni aşağıya çeken insanlarla zaman geçirmem" diyebilirsiniz. Bir tanıdığımın kendine koyduğu davranış standartı her ne olursa olsun yapıcı olmaktı. Hiç bir şeyi ertelememek gibi bir standart belirlediğinizde, yaşam kalitenizin otomatik olarak fersah fersah ileri gideceğine iddiaya girebilirim.

Başıma gelen herşeyin sorumluluğunu almak standartını düşünelim. Sorumluluk kelimesi "soru" kökünden gelir. Biz sorumluluğu üzerimize aldığımızda, sorulan soruya yanıt vermek hakkına da sahip oluruz. Yani sorumluluğu aldığımız konuda bir şeyler yapmak şansını elde edebiliriz. Bu da yaşam kalitemize doğrudan olumlu etki yapacaktır.

Artık ne olduğunu bilmediğiniz bir "yaşam kalitesi"nin peşinde koşmayı bırakın. Kaliteli bir yaşama sahip olmanın yüksek standartlara sahip olmakla aynı şey olmadığını fark edin. O istediğiniz kaliteli yaşama ulaştığınızda ne şekilde davranacağınızı, kendinizi hangi standartlara tabi tutacağınızı belirleyin, ve kendinizi şimdiden bu standartlara, bu minimum sağlanması gereken koşullara tabi tutmaya başlayın. Ve size hangi yoldan gitmek istiyorsun diye soran kediye "benim standartlarıma uyan yoldan" diye yanıt verin.

 

 

 

 

"Yaşam, yetenek ve lütuflarımızın bir kutlaması olarak yaşanmalı"