İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi40.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #40 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 6 Mayıs 2003 |
|||||||||
![]() |
|||||||||
| marefidelis.com arşivler abone ol aboneliğimi sil yaşam koçluğu bize ulaşın | |||||||||
|
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.
KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun! Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek. Bunu gerçekleştirirken de kimsesiz çocuklara destek olmak istiyoruz. Bu açıdan yeni bir kampanya başlattık. Bugünden, yani 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||||||
| Haftanın Yazısı: | |||||||||
![]() |
Gizli yetenekler Dost Can Deniz |
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.
|
|||||||
|
ÖZÜR Geçen hafta e-dergimizde iki hata vardı. Birincisi, text versiyonu gonderdigimiz okurlarimiza giden dergimiz. İkinci ise yaralı linklerde Öğrenci Koçluğu ile ilgili verdiğimiz yanlış link. Doğru linki burada veya "Tavsiye Ettiklerimiz" bölümünde bulacaksınız. Tekrar binlerce özür!
Ben küçükken, daha ilkokuldayken, bana "yaratıcı" bir çocuk olduğumu söylediler. Benden büyüktüler, anne babaydılar, hani benim o yaşlarda istediğim irice bir vücuttu, biraz da harçlık. Bu varlıklar bütün istediklerime sahip olduklarına göre bir bildikleri olmalıydı. E kötü de bir şey söylemiyorlardı, kabullendim dediklerini... Hani fena da olmadı bu kabulleniş. Gerçekten bir bildikleri vardı galiba, çünkü yazdığım çizdiğim şeyler, tıfıllığıma rağmen bayağı takdir ve aferin alıyordu. Aferine (ilaçtan bahsetmiyorum) bağımlılık geliştirmem pek uzun süremi almadı. Yazılar, hikayeler, şiirler yazıyor, A3 resim kağıdına iki sayfa tamamen kendi üretimim mizah dergimi üretiyordum. Hani dersler de fena değildi ya, gel keyfim gel... Birden ilkokul sona erdi. Bu herşeyi bilen, iri varlıklar bu sefer benim başka bir okula gitmem gerektiğini söylüyorlardı, üstüne üstlük sınava da girmem lazımmış. Aferin var mı sonunda aferin? Var... Hem de nasıl! E peki bari, daha önce yanılmadınız, şimdi de bir bildiğiniz vardır... Aldık aferinin büyüğünü, ama bu sefer işlemeyen bir şeyler var. İlkokulda matematik diye bir şey vardı, ama buna benzemiyordu. Onu YAPABİLİYORDUM! Bundan anlamıyorum kardeşim! Bakın size yazdıklarımı, çizdiklerimi göstereyim... Ne aferin, ne birşey, bu sefer bir de sınıf arkadaşlarım bana uzaylı gibi bakıyorlar. Peki madem bu kadar önemli bu matematik dediğiniz şey, ne yapar ne eder beceririm. Becermek ne kelime, yutarım be! Aferin var di mi sonunda? E o zaman ben bir yol mühendis filan da olayım, yetmedi, üstüne bankacı, hem de hazineci olayım. Rakamların içine öyle gömüleyim ki kimse bulamasın bir zamanlar yazdıklarımı çizdiklerimi o yığının altında! Düşünüyorum da, benim hikayemin bir benzerini yaşamayan var mıdır acaba? Sayısal kabiliyete sahip bir çoğumuz da bütün zamanımızı ve enerjimizi sözel konularda ustalaşmaya harcamadık mı, bu arada aslında en kuvvetli yönlerinden vazgeçerek! Şu anda sistemlerimizin çoğu zayıf halkayı bulmak ve onu güçlendirmek üzerine kurulu. Eğer benim matematiğim iyi değilse, matematik öğrenmeliyim. Sözel yeteneklerimin iyi olup olmaması farketmez. Ayrıca onlar zaten iyi, niye çaba harcayalım ki o yönde! Marcus Buckingham ve Donal O. Clifton, Now, Discover Your Strengths adlı kitabında şöyle diyorlar: "Ne yazık ki, çoğumuz yeteneklerimiz ve güçlü yanlarımız hakkında çok az, bunların çevresinde yaşamımızı inşa etme konusunda ise daha da az fikre sahibiz. Onun yerine, ebeveynlerimizin, öğretmenlerimizin, yöneticilerimizin ve patolojinin cazibesi altındaki psikologların kılavuzluğunda, zayıflıklarımızın uzmanı oluyoruz, ve bir yanda güçlü yanlarımız uykuda ve ilgisiz beklerken, yaşamımızı bu kusurlarımızı tamir etmeye çalışarak harcıyoruz." Gallup Araştırma Şirketi, dünyanın 63 ülkesinden 101 şirketteki 1.7 milyon çalışana, işlerinde en iyi yaptıkları şeyi yapma fırsatına sahip olup olmadıklarını sormuş. Sizce yüzde kaçı "evet" demiş olabilir? %50? Çok iyimsersiniz. Dünyadaki çalışan kesimin sadece %20'si, işlerinde yeteneklerini ve güçlü yanlarını kullanabilme fırsatına sahipler! Hatta %20 bile iyimser bir rakam, düşünürseniz "evet" diyenlerin bir çoğu yetenek ve güçlü yanlarının ne olduğunu bile bilmeyebilir. Hiç şaşırtıcı değil bence dünyanın, ekonomilerin, şirketlerin, toplumların bu halde olması! Şunu farketmemiz lazım. Hepimiz, istersek herşeyi yapabiliriz belki de. Ben insanın gerçekten sınırsız bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bu, herşeyi en iyi yapacak demek değil. Mutlaka daha iyi olduğumuz konular, yeteneklerimiz, ve güçlü yanlarımız var. Ve bunlara yapılacak yatırımın getirisi ile daha zayıf yanlarımıza yapacağımız yatırımın getirisi tabi ki bir değil! Zayıf yönlerimize yapılan yatırım ancak hasar kontrolüne yönelik olabilir, ve gereklidir de! Ancak en fazla kaynağımızı harikalar yaratmak yerine hasar kontrolüne harcamak ve asıl fark yaratacağı alanları ihmal etmek, nasıl bir mantığa sığabilir acaba? Ben iyi yaptığımı mükemmel yapsam, yapamadığımı da mükemmel yapacağa bıraksam, acaba nerede oluruz? Düşünüyorum da, matematiğimi mükemmelleştirmek için gösterdiğim bütün o çabanın yarısını sözel ve yaratıcı yeteneklerime harcasaydım nerede olurdum şimdi acaba? Düşünüyorum da, ailelerimiz, eğitim sistemimiz, hatta şu anda çalışmakta olduğumuz şirketler, kurumlar, bizim zayıf yanlarımıza değil de kuvvetli yönlerimize yönelseler, yatırımlarının en büyük bölümünü bizim yeteneklerimizi keşfedip bunları iyice güçlendirerek bundan yararlanmaya adasalar, nerede olurduk acaba? Yöneticilerimiz, kurumlarımız nerede olurdu? Toplumumuz, dünya nerelerde olurdu acaba? |
|||||||||