E-dergimiz size bir arkadaşınızdan geldiyse ve gelecek
sayilarini almak istiyorsaniz lutfen subscribe@marefidelis.com
adresine bir e-posta gondererek
ucretsiz
abone olunuz.
Bu e-dergiyi okumakta gucluk cekiyorsaniz, http:/www.marefidelis.com/ezines/mfsayi4.html adresinden de okuyabilirsiniz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi Sil Bize Ulaşın
Kişisel Bir Yaşam
|
İnsan,
Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık Bir E-dergi
|
Sayı 4 – 13 Ağustos
2002
|
|
|
||
|
Üçüncü sayımızda yine beraberiz. Eski sayılarımıza buraya
tıklayarak ulaşabilirsiniz. Dördüncü sayımıza geldik bile. Bu sayıdan itibaren
sadece özellikle dergimizi almak istediğini belirtenlere göndereceğiz. Ancak
dergilerimizi yararlanacağını ve ilgi duyacağını düşündüğünüz bütün
arkadaşlarınıza bütünlüğünü korumak kaydıyla gönderebilirsiniz. Kaynak
göstererek ve www.marefidelis.com
adresine link vererek alıntı yapabilirsiniz. Bizim yazılı iznimiz dışında
yapılacak başka her türlü alıntı ve kopya fikir eserleri yasası kanununa göre
suç teşkil eder. Geçen sayımızda bu hafta kişisel değerlere dayalı bir yaşam üzerine konuşacağımızı yazmıştım. Ancak üzerinde biraz daha düşününce farkettim ki çoğumuz başarı peşinde koşsak ta kendimiz için bir başarı tanımı yapmıyoruz. Yani peşinde koştuğumuz şeyin ne olduğunu pek te bilmiyoruz! Onun için değerleri gelecek haftaya bırakıyor ve bu hafta başarı tanımımız üzerinde konuşmak istiyorum. Geçen hafta ilan ettiğimiz “Bütünlük Günü”ne
gösterdiğiniz ilgiye teşekkürler. Tamamen elektronik ortamda gerçekleşecek bu
programla ilgili bilgiyi katılma isteğini e-postayla bildiren okurlarımıza
detaylı bilgiyi dün gönderdik. Siz de eğer katılmak isterseniz 14 Ağustos
Çarşamba’ya kadar bana bir e-posta atınız. Saygılarımla, Eğer bir öneriniz, işlenmesini istediğiniz bir konu
veya eleştiriniz varsa lütfen bana yazınız. |
||
|
Ücretsiz
bir değerlendirme seansı için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler
yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz. |
||
|
Kimin başarısı?Brad Pitt’le Edward Norton’ın oynadığı “Dövüş
Kulübü” adlı filmde çok beğendiğim bir sahne var. Brad Pitt, çevresine
toplanan kulüp üyelerine söylev çekmektedir ve tam ne dediğini hatırlamasam
da ana fikir olarak şunları söyler: “Hepiniz bir gün bir rock yıldızı veya
zengin veya ünlü olacağınız yalanıyla büyütüldünüz. Uyanın! Olmayacaksınız!”
Belki olacaksınız, belki öylesiniz, belki de olmayacaksınız. Bildiğim tek şey
bunun mutlu ve doyumlu bir yaşamda hiç de önemli bir faktör olmadığı. Çocukluğumuzdan beri zihnimizin derinlerine
yerleştirilen imgeler var. Bu imgeler eğer kendimizi başarılı olarak
görmek istiyorsak sahip olmamız gereken şeyleri içeriyorlar. Her birimiz
yaşamımızı kendimizce doğru gördüğümüz bazı kriterleri gerçekleştirmek, bazı
öğeleri yaşamımıza sokmak için yaşıyoruz, uğraşıyoruz, didiniyoruz. Bu
amaçlarımıza ulaştıkça geleceğini sandığımız iç huzuru, başarı hissi, ve
mutluluk bazen uğramıyor olduğumuz yere. Hemen kulp takıyoruz, “peşinden
koştuğumuz şeye sahip olduğumuzda değerini yitirir” diye. Ama belki de
bindiğimiz tren, bindiğimizi sandığımız tren değil! Hepimiz, bazı rüyaların peşinde koştuğumuzu
söylüyoruz, umudumuz, beklentimizle aynı olmasa da. Ve beklentilerimiz
gerçekleşip de umutlarımız ulaşılması imkansız hayaller haline geldikçe
mutsuz oluyoruz. Bu rüyaların, umutların nereden gelip zihnimize
çöreklendiğini sorgulamadan hem de. Medya, ebeveynlerimiz, toplum, reklamlar, filmler,
şarkılar, kitaplar, sanki hepsi işbirliği etmiş gibi bize başarılı
hissetmemiz, mutlu olmamız için nereye ulaşmamız, nelere sahip olmamız, nasıl
yaşamamız gerektiğini söyleyip duruyorlar. Hiç size çok uzun zamandır
istediğiniz bir şeyi aldığınızda, hiç anlam ifade etmediğini fark ettiğiniz
oldu mu? Çocukluğumdan kalan bir deneyimimi paylaşmak
istiyorum sizlerle. Küçük yaşlardan beri yazı yazma konusunda iddialıydım.
Ama ortaokulda Türkçe komposizyon dersinden bir türlü doğru dürüst not
alamazdım. O kadar memnun çıkıyordum ki her sınav sonucu yazdıklarımdan ve
Türkçe’mden, sonuçların açıklandığı her gün yıkım oluyordu benim için. Ve hep
aynıydı durum. Notum imla ve dilbilgisi hataları veya giriş – gelişme –
sonuç gibi bölümleri doğru
kullanamamaktan kırılmıyordu. Örneğin “okumanın önemi” gibi bir konuda
öğretmenin benim yazdıklarımı beğenmemesinden kaybediyordum notlarımı. Yani
“başarılı” olabilmek için tam onun gibi düşünmem, onun gibi söylemem
gerekiyordu. Yani kendim olarak, kendi gerçeğimi söyleyerek kazanmamın
imkanı yoktu! Sizin de yaşamınızda buna benzer deneyimleriniz var
mı? Başarılı sayılmak için kendi gerçeğinizi söylemek yerine karşı tarafın ne
isteyebileceğini belirlemeye çalıştığınızı fark ediyor musunuz? Hepimiz
başarılı bir yaşam yaşamak istiyoruz, ama başarılı olabilmek için
yaptıklarımızın hangileri kendi başarı tanımımıza uyuyor, hangileri bize “miras”
kalan kriterler? Belirtiler... Başarı tanımınızın sizin kendi gerçeğinize
dayanmadığının en önemli belirtileri, kendinize koyduğunuz hedeflere
ulaşmakta çektiğiniz güçlük, bu hedeflere uygun davranış tarzını özümseyememe,
ve hedeflere ulaşıldığında beklediğinizin aksine oluşan boşluk hissi. İnsan
kendisi için tanımlamadığı sürece başarı devamlı hareket eden bir hedef
oluyor ve her vardığımız durakta başarı hissinin biz gelmeden hemen önce
ayrıldığını öğreniyoruz ne yazık ki. Ancak kişi kendi başarı tanımını yapabildiğinde, yaşamını çevresinde oluşturabileceği veya yeniden yönlendireceği bir temele kavuşuyor. Yanlış anlamayın, başarı tanımını yapmak demek kesinlikle bütün yaşamı değiştirmek demek değil. Çoğu yaptığınız şeyin altında, siz farkında olmasanız da peşinde koştuğunuz bir duygu var, ve siz bunu kendinize ifade etmediğiniz sürece yaptıklarınız havada kalması olasılığı mevcut. Ancak kendimizi ne ölçüde başarılı gördüğümüzün kıstaslarını belirleyebilirsek, ve bunu dış etkenlerden ayırıp kendi seçimimiz olduğunu anlayabilirsek o zaman elle tutulur bir şeye ulaşabiliriz. Başarıyı tanımlamak... Aşağıda detaylarını paylaşacağım
“başarıyı tanımlamak” sürecini uyguladığım bir danışanım, kendisi için
en önemli olan şeylerden birinin ailesi olduğunu söyledi. Çok güzel. Ama
neden? Çoğumuz bazı bu tip “önemlileri” veya tanımları hiç sorgulamadan kabul
ediyoruz. “Ailenin neden önemli olduğu da sorulur muymuş!” İşte anlamı
kaybettiğimiz nokta da bu oluyor. Size önerim ortada olanı
sorgulamanız. Ummadığınız güzellikte yanıtlara, anlamlara ulaşabilirsiniz! Bu danışanımla yaklaşık 5 dakika
süren ve bir soru – yanıttan sonra, durdu ve düşündü, ve dedi ki: “Aslında ne, biliyor musun Dost?
Ben kendimi ailemle beraber geçireceğim zamanları iple çektiğim, ve diğer
fertlerin de bunu hissettiğini bildiğim zaman çok başarılı hissediyorum.”
Benim için aile önemli demekten ne kadar farklı, değil mi? Bunu söyledikten
sonra bir kaç saniye bana bakakaldı. Her ortaya çıkarılan “gerçek” buna benzer
etkiler yapıyor. Aslında içten içe bildiğimiz, ama sözcüklere dökemediğimiz
bu tip “gerçekler” ortaya çıktığında bir an için bütün yaşam duruyor sanki.
Bunlar atılım noktalarını oluşturuyor. Bu sessizlik veya “ah-ha” anına
ben “gerçek etkisi” diyorum. Şimdi sıra sizde. Sizden “kendi“
başarı tanımınızı yapmanızı istiyorum, anne babanızın, reklamların,
toplumun, sahip olduğunuz sosyal grubun değil. Ama çok farklı, ilginç bir
şeyle başlamanıza gerek yok. “Çok para kazandığım ölçüde başarılı olduğumu
bilirim” ile başlayabilirsiniz örneğin. Ama burada durmak yok. Sizden
kendinize her verdiğiniz yanıtta tekrar tekrar şu soruyu sormanızı istiyorum:
“Peki, bunu niye istiyorum? Bu bana ne sağlayacak? Neyi tatmin edecek?
Aslında istediğim ne?” Sizden kendinize üç ayrı
başarı tanımı yapmanızı istiyorum. Bu alıştırmayı yaparken uymanız gereken
kurallar var. Şu şekli kullanmaya özen gösterin: “........... ölçüsünde başarılı
olduğumu bilirim.” Bu size her zaman kendinizi
kontrol edebileceğiniz üç adet ölçüt verecek. Bu süreç tek başında, destek
almadan yapılması çok kolay bir süreç olmayabilir. Bizce ortada olan bir
yanıta ulaştığımızda durmaya eğilimliyizdir çünkü. O yüzden sizinle beraber
bu konuda çalışmaya ve ortada olanı sorgulamaya istekli bir arkadaşınızla veya
bu konuda eğitimli bir kişisel danışmanla çalışmanızı öneririm.
“Gerçeklik Etkisi”ni hissedene kadar derinleşin. “Bu da sorulur mu”
diyeceğiniz soruları sorun. Tatmin edilmesi gereken ihtiyaçlara ve duygulara
özellikle dikkat edin. Örneğimizdeki “Çok para kazanmak”, pekala “yarın
kaygısı hissetmediğim ölçüde başarılı olduğumu bilirim” veya “yaşamdaki güzel
şeylerin tadını çıkarabildiğim ölçüde başarılı olduğumu bilirim”e kadar
gidebilir, ama bu yanıtlar bile sorgulanmalı! Kendi yanıtınızı bulmaya
çalışın. Yanıtlarınıza birkaç gün boyunca tekrar tekrar
dönün. Gerçekten bunların yaşamınızda olması sizi başarılı hissettirecek mi?
Bu sizin istediğiniz bir şey mi gerçekten, yoksa zihninize yerleştirilmiş
yabancı maddelerden biri mi? Daha derinleşebilir misiniz? Bu çalışma bir çok danışanıma yaşamlarına farklı
bir perspektifle bakma imkanı sağladı. Doğru yapıldığında bu alıştırmanın
getireceği “farkındalık”, kendi başarı kriterlerini gerçekleştirmeye
dayalı, yani doyurucu bir yaşamın temelini oluşturabilir. Bundan sonraki
aşama ise bizim için en önemli değerleri belirlemek ve yaşamı onlar
çevresinde yapılandırmak. Bütünlük Günü Programı: 15 Ağustos 2002 Perşembe Bu tip tamamlanmamışlıklarla ilgilenirken destek
almak çok önemli. O açıdan elektronik ortamda bir araya gelerek
birbirimizi destekleyebileceğimiz bir “bütünlük günü” düzenliyoruz.
Daha fazla bilgi almak ve kayıt olmak için lütfen dostdeniz@marefidelis.com
adresine “Butunluk Gunu” konulu bir e-posta atınız. Her şeyden çok, eğleneceğiz,
söz veriyorum! Gelecek hafta: Kişisel Değerlere Dayalı Bir Yaşam... Eğer hedeflerimiz kişisel değerlerimizi
yansıtmıyorlarsa ulaşmak çok daha zor olacaktır. Gelecek hafta kişisel
değerlerin ifadesi olan bir “günlük yaşam”ın nasıl tasarlanabileceği üzerine
konuşacağız. |
||
|
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın
kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı
oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek
demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu
yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını
alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve
özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi
yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of
Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den
aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark
yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor.
Yolculuk ise devam ediyor. |
||
|
Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın sizin için
neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak
bize bir e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz
değerlendirme seansı için bir randevu alınız. Bu yazı Başarıyı Tanımlamak adlı farkındalık
sürecine dayanmaktadır. Bu süreci MareFidelis’le beraber tamamlayabilirsiniz. © 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar
Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz. |
||