|
E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız. Bu e-derginin grafik şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi38.htm adresinden okuyabilirsiniz
|
|||||
![]() |
|||||
|
Kişisel Bir Yaşam İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Bir E-DergiSayı 38 – 22 Nisan 2003www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi Sil Bize Ulaşın |
|||||
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.
KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun! Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek. Bunu gerçekleştirirken de kimsesiz çocuklara destek olmak istiyoruz. Bu açıdan yeni bir kampanya başlattık. Bugünden, yani 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||
|
Haftanın Sözü: "Keşif herkesin gördüğünü görüp hiç kimsenin düşünmediğini düşünmekte yatar." -Albert von Szent-Gyorgi (1893-1986) |
|||||
|
Haftanın Yazısı: Garanti, kontrol, tutku...
Dost Can Deniz Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı birşeyler yapmamız gerektiğini, özel birşeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için "doğru" olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz, daha yararlı oluruz, daha güvenli oluruz, daha zengin oluruz, daha sevilen oluruz? Yeteneklerimiz, potansiyelimiz ne yana düşüyor? Bir bulsak, ah bir bulsak, birisi bize bir söylese de peşinden gitsek! Bütün bu arayışımızın ardındaki o belli belirsiz isteği, usul usul konuşan o karşılanmamış ihtiyacımızı duymamayı bilinçli olarak seçiyorsunuz, farkında mısınız? Diyorsunuz ki, eğer ben kendi tutkularımın peşinden gitmek gibi radikal bir eylem yapacaksam, yani eğer iç sesimi dinleyeceksem, eğer teslim olacaksam yaşama, bunun bir karşılığı olmalı. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. Acı artık ortadan kaybolmalı. Çabalamamalıyım! Herşey sadece benim isteğime göre gelişmeli. Bu mümkün mü? Sanırım. Ama tam sizin düşündüğünüz gibi değil. Çünkü bunları söylediğimizde biz, bu beklentilere girdiğimizde, aslında tek söylediğimiz şey "kontrol istiyoruz"! Evet, kontrol istiyoruz, delicesine, kontrol edebileceğimiz pek bir şey olmamasına rağmen. Ve bunu gayet iyi bildiğimiz halde, yine de en çok korktuğumuz şey kontrolsüz kalmak. Çok akıllıca kıstırıp kalmışız kendimizi. Defalarca dediğim gibi bizden daha akıllı bir düşmanla karşılaşmamız mümkün değil. Dinleyin zihninizin içindeki bu içinden çıkılmaz kısır döngüyü. Kendi nevrozunuza kulak verin, çünkü orada o peşinden koştuğumuz aydınlanmanın anahtarı yatıyor! Bu kontrol ihtiyacımız, o mümkün olmayan isteğimiz değil mi, korkularımızın neredeyse hepsinin temeli? Özgür olmak istiyoruz, "özgür" olduğumuzda herşeyin iyi olacağını bilmeye ihtiyaç duyarak. Yaşam amacımızı bulmak ve peşinden gitmek istiyoruz, istiyoruz ki kesinlikle seçtiğimiz yol bize garantili başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk versin. Belirsizlik kalksın istiyoruz artık. Ve nedense kimse gelip de bu belirsizliği ortadan kaldırmıyor. Kimse gelip de "artık özgürsün" demiyor, kimse "yaşam amacın resimlerinle insanlara ilham olmak ve bunu yaparken başarılı olmak garanti" demiyor. Kimse bize "korkma" demiyor. Carolyn Myss, seminerlerinde kendisine "yaşam amacımı nasıl bulurum" sorusu yöneltilince "peki, eğer gökten tam olarak ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse, ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil, şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa, kabul eder miydiniz?" diye sorduğunu anlatır. "İşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde" diyor Carolyn Myss, "ilahi hayat sigortasına sahip aydınlanmış bir iş...", ve ekliyor, "Tanrının bir öğretmen değil de bir işveren olduğunu okuduğumu hatırlamıyorum" diye. Ve biz bekliyoruz birilerinin gelmesini. Bazen bizim istediklerimizi yapan birini duyuyoruz. Bazen biraz, bazen çok kıskanıyoruz, diyoruz ki "bak işte, demek ona da geldi o "birileri", ben ondan daha önce hakketmiştim, ama olsun, bana da gelmeleri yakın demektir, ah hadi artık bir gelseler de ben de özgür ve aydınlanmış olarak yaşamıma devam etsem, bir elim balda bir elim yağda". Ve bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz, kimse gelmiyor elinde talimatlarla ve garantilerle... Bilge Şeker diyor ki, "yaşamın devamını sağlayanlar, bilinmeyenlerdir. Yaşamından belirsizliği çıkarmaya çalışanlar, yaşamın kendisini, daha da ötesi kendi kendini yoketmeye çalışanlardır." Duyun beni: KİMSE SİZE GARANTİLER VERMEYECEK! SEÇTİĞİNİZ YOLUN İSTEDİĞİNİZ YERE GİDİP GİTMEDİĞİNİ BİLEMEYECEKSİNİZ. VE BU KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız, şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Eğer farklı bir şey istiyorsanız, farklı bir şey yapın. Neyi seçiyorsanız, ne olursa! Eğer işe yaramıyorsa, değiştirin. Bırakın yol sizi götürsün. Ve bıraktığınızda, nevrozunuzun altında saklanan o bilgeliğe ulaştığınızda ne olacak, biliyor musunuz? Tutkularınız içinizi yakacak. Kontrol ihtiyacınız kaybolmayacak belki, ama tutkularınızın ateşi yanında o kadar sönük kalacak ki artık, onu da yanınıza almakta bir sakınca görmeyeceksiniz. Yaşam amacınızı bulmak için beklemeyi bırakıp da, seçmeye cesaret ettiğinizde, yaşamınız anlam bulacak. Bazen düşeceksiniz. Sizi mutlu eden ve gerçekten yaşamınıza anlam kazandıran bir çabaya giriştiğinizde bile, bazı sabahlar korkarak, içiniz sıkılarak uyanacaksınız. Ama hiç kimse size yanlış yaptığınızı söyleyemeyecek, çünkü bileceksiniz ki bugün olsa yine yapardınız. Ve unutmayacaksınız, insan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Ya öldüğünde, ya da vazgeçtiğinde. |
|||||
|
Haftanın Alıştırması Eyleme Geçin! İşim ve kendime seçtiğim yol sayesinde, bir çok cesur insanla tanıştım. Bu cesur insanlar, korkularının üzerlerine giderlerken, bugüne kadar çeşitli nedenlerle katlandıkları şeyleri teker teker yaşamlarından çıkarırlarken, içinde sevdikleri şeyler olan ve sevmedikleri şeyler olmayan bir yaşam yaratırken yanlarında bulunma ayrıcalığını edindim. Bu özel insanları, karşılaştıkları zorluklar karşısında yıkılmadan ama eğilerek ilerlerken, direnç ve akım arasındaki o ince dengeyi bazen teslimiyet içerisinde boyun eğerek, bazen gelmiş geçmiş bütün dinlerin tanrılarına ve bütün "ilahi çalışanlara" lanet okuyarak deneyimlerken izledim. Eminim ki siz de bir çok cesur insan tanıyorsunuz. Bu haftanın alıştırmasında sizden yaşamınızdaki böyle "cesur" insanlara daha yakından bakmanızı rica ediyorum. Özellikle de sizin cesaret edemediğiniz şeylere benzer atılımları yapan ve başarılı olan insanlara. Önce bu insanlarla ilgili varsayım ve önyargılarınızı yazmanızı istiyorum. Daha sonra onlarla diyaloğa geçin. Örneğin bir yemeğe veya kahve içmeye davet edin. Ve onlara "deneyimlerinden yararlanmak istiyorum" deyin. Sorun bakalım, nasıl bulmuşlar yapmak istedikleri şeyi? Yola çıkarken neler hissetmişler? Hangi korkularıyla yüzleşmek zorunda kalmışlar, nasıl aşmışlar bu korkuları? Her gün nasıl kendilerini nasıl yataktan kaldırıp da işin başına koyuyorlar? Kendi içlerinden ve dışlarından ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar, ve nasıl aşıyorlar bu zorlukları? Bu zorlukları aştıklarında nasıl hissediyorlar? Size ne önerebilirler? Kendi sorularınızı sorun, iyice tanıyın yollarını. Hata yaptıkları noktalardan ders almaya çalışın. Ve en son şu soruyu sormayı unutmayın: "Bütün bu anlattıklarının ışığında, bugün olsa tekrar bu yola çıkar mıydın?" |
|||||
|
Seminer Cesaretle İlerlemek 26-27 Nisan Nisan ayı sonunda Cesaretle İlerlemek adlı atölye çalışmamızın üçüncüsünü yine Bir Kültür ve Sanat Merkezi işbirliği gerçekleştiriyoruz. İlk iki çalışmada çok keyifli anlar yaşadık, hem katılımcılar, hem de benim için çok öğretici ve açılımlı bir çalışma oldu. Üçüncü çalışmada bu keyfi ve öğrenme deneyimini devam ettireceğiz. Kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan Banu Gürün'ü arayınız. Bu uygulamalı çalışmada, yaşamınızda ulaşmak istedikleriniz, hayalleriniz ve en yüksek potansiyeliniz ile aranızda duran ve harekete geçmenize engel olan korku ve endişelerinizle nasıl başedebileceğinizi araştıracaksınız. Ve bu korkulara rağmen istediğiniz yaşamı yaratmak için etkin teknikler öğreneceksiniz. Bu seminerle ilgili daha detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Daha önceki katılımcılar neler dedi? Nil Karamehmet (Yönetici) Bir kaç seminere katıldım. Katıldıklarım içinde en iyilerinden bir tanesi idi. Duygu ve ayıramadığım adlandıramadığım düşüncelerimi, içi yapımı tanımamda çok yol katetmemi sağladı. Zafer Çiçek (Sanayici, Kimya Mühendisi) Gayet memnun ayrılıyorum. Ortam çok pozitifti. Yaşam kaliteme +1 paun daha kattığıma inanıyorum. Kendimi geliştirme yönündeki çalışmalara biraz daha ışık tutulduğunu hissettim. Güler Pınarbaşı (Üçüncü Göz Yayın Yön. - Sahibi) Birçok seminere katıldım. Küçük büyük. Bu da en güzellerinden biriydi. Cesaret konusunda unuttuklarımı hatırladım. Eyleme geçmem için engel sebepler ortadan kalktı. Teşekkürler! İpek Gülder Tüzün (Doktor) Korku hakkında düşünmekten korkmaktan vazgeçiyorum. korkularım hakkında düşünebilmem için bana esneklik sağladı, korku hakkında artık daha fazla bilgi sahibiyim, bu da bana ilerlemem için yol gösterici. Beklentilerim sadece korkularımı tanımak ve netleştirmekti, karşılandı, daha fazlasını aldım. Karar vermek ve akıllıca risk almakla ilgili bölümleri hayatımın her alanına başarıyla uygulayabilirim. Aylin Ceyda Ataman (Nar Sağlıklı Yaşam Merkezi) Çok güzel bir yer ve de çok verimli bir çalışmaydı. Devamının gelmesini dilerim. Bugünkü çalışma yeni bir başlangıç... Nedret Kuşçulu (Doktor) Bilgi, enerji, ve huzur. Bilgiler doğrultusunda takip edebileceğim yolun tanımı. Evet, her türlü beklentim karşılandı.
Seminerlerle ilgili daha detaylı bilgi ve kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan veya bir@birsanat.com adresinden Banu Gürün ile irtibata geçiniz. |
|||||
| Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. | |||||
Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.
|
|||||