İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi38.htm adresini ziyaret ediniz.
Derginizi bastırabilmek için buraya tıklayınız.
|
Kişisel Bir Yaşam #38 İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi 22 Nisan 2003 |
|||||||||
![]() |
|||||||||
| marefidelis.com arşivler abone ol aboneliğimi sil yaşam koçluğu bize ulaşın | |||||||||
|
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.
KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun! Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek. Bunu gerçekleştirirken de kimsesiz çocuklara destek olmak istiyoruz. Bu açıdan yeni bir kampanya başlattık. Bugünden, yani 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?
Bu sayıyı size bir
arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız? |
|||||||||
| Haftanın Yazısı: | |||||||||
![]() |
Garanti, kontrol, tutku... |
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.
Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.
© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.
|
|||||||
| Dost Can Deniz | |||||||||
|
Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı
birşeyler yapmamız gerektiğini, özel birşeylerin kendimizi farklı bir
yerlerde beklediğini, ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı
söylüyoruz. Biz, hemen hepimiz, kendimiz için "doğru" olan şeyin ne
olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. Bizim yaşam amacımız ne
acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak, ne ile uğraşırsak daha mutlu
oluruz, daha yararlı oluruz, daha güvenli oluruz, daha zengin oluruz, daha
sevilen oluruz? Yeteneklerimiz, potansiyelimiz ne yana düşüyor? Bir
bulsak, ah bir bulsak, birisi bize bir söylese de peşinden gitsek! Bütün bu arayışımızın ardındaki o belli belirsiz isteği, usul usul konuşan o karşılanmamış ihtiyacımızı duymamayı bilinçli olarak seçiyorsunuz, farkında mısınız? Diyorsunuz ki, eğer ben kendi tutkularımın peşinden gitmek gibi radikal bir eylem yapacaksam, yani eğer iç sesimi dinleyeceksem, eğer teslim olacaksam yaşama, bunun bir karşılığı olmalı. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. Acı artık ortadan kaybolmalı. Çabalamamalıyım! Herşey sadece benim isteğime göre gelişmeli. Bu mümkün mü? Sanırım. Ama tam sizin düşündüğünüz gibi değil. Çünkü bunları söylediğimizde biz, bu beklentilere girdiğimizde, aslında tek söylediğimiz şey "kontrol istiyoruz"! Evet, kontrol istiyoruz, delicesine, kontrol edebileceğimiz pek bir şey olmamasına rağmen. Ve bunu gayet iyi bildiğimiz halde, yine de en çok korktuğumuz şey kontrolsüz kalmak. Çok akıllıca kıstırıp kalmışız kendimizi. Defalarca dediğim gibi bizden daha akıllı bir düşmanla karşılaşmamız mümkün değil. Dinleyin zihninizin içindeki bu içinden çıkılmaz kısır döngüyü. Kendi nevrozunuza kulak verin, çünkü orada o peşinden koştuğumuz aydınlanmanın anahtarı yatıyor! Bu kontrol ihtiyacımız, o mümkün olmayan isteğimiz değil mi, korkularımızın neredeyse hepsinin temeli? Özgür olmak istiyoruz, "özgür" olduğumuzda herşeyin iyi olacağını bilmeye ihtiyaç duyarak. Yaşam amacımızı bulmak ve peşinden gitmek istiyoruz, istiyoruz ki kesinlikle seçtiğimiz yol bize garantili başarı, huzur, mutluluk, maddi bolluk versin. Belirsizlik kalksın istiyoruz artık. Ve nedense kimse gelip de bu belirsizliği ortadan kaldırmıyor. Kimse gelip de "artık özgürsün" demiyor, kimse "yaşam amacın resimlerinle insanlara ilham olmak ve bunu yaparken başarılı olmak garanti" demiyor. Kimse bize "korkma" demiyor. Carolyn Myss, seminerlerinde kendisine "yaşam amacımı nasıl bulurum" sorusu yöneltilince "peki, eğer gökten tam olarak ne yapmanız, nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse, ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil, şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa, kabul eder miydiniz?" diye sorduğunu anlatır. "İşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde" diyor Carolyn Myss, "ilahi hayat sigortasına sahip aydınlanmış bir iş...", ve ekliyor, "Tanrının bir öğretmen değil de bir işveren olduğunu okuduğumu hatırlamıyorum" diye. Ve biz bekliyoruz birilerinin gelmesini. Bazen bizim istediklerimizi yapan birini duyuyoruz. Bazen biraz, bazen çok kıskanıyoruz, diyoruz ki "bak işte, demek ona da geldi o "birileri", ben ondan daha önce hakketmiştim, ama olsun, bana da gelmeleri yakın demektir, ah hadi artık bir gelseler de ben de özgür ve aydınlanmış olarak yaşamıma devam etsem, bir elim balda bir elim yağda". Ve bekliyoruz, bekliyoruz, bekliyoruz, kimse gelmiyor elinde talimatlarla ve garantilerle... Bilge Şeker diyor ki, "yaşamın devamını sağlayanlar, bilinmeyenlerdir. Yaşamından belirsizliği çıkarmaya çalışanlar, yaşamın kendisini, daha da ötesi kendi kendini yoketmeye çalışanlardır." Duyun beni: KİMSE SİZE GARANTİLER VERMEYECEK! SEÇTİĞİNİZ YOLUN İSTEDİĞİNİZ YERE GİDİP GİTMEDİĞİNİ BİLEMEYECEKSİNİZ. VE BU KÖTÜ BİR ŞEY DEĞİL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız, şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. Eğer farklı bir şey istiyorsanız, farklı bir şey yapın. Neyi seçiyorsanız, ne olursa! Eğer işe yaramıyorsa, değiştirin. Bırakın yol sizi götürsün. Ve bıraktığınızda, nevrozunuzun altında saklanan o bilgeliğe ulaştığınızda ne olacak, biliyor musunuz? Tutkularınız içinizi yakacak. Kontrol ihtiyacınız kaybolmayacak belki, ama tutkularınızın ateşi yanında o kadar sönük kalacak ki artık, onu da yanınıza almakta bir sakınca görmeyeceksiniz. Yaşam amacınızı bulmak için beklemeyi bırakıp da, seçmeye cesaret ettiğinizde, yaşamınız anlam bulacak. Bazen düşeceksiniz. Sizi mutlu eden ve gerçekten yaşamınıza anlam kazandıran bir çabaya giriştiğinizde bile, bazı sabahlar korkarak, içiniz sıkılarak uyanacaksınız. Ama hiç kimse size yanlış yaptığınızı söyleyemeyecek, çünkü bileceksiniz ki bugün olsa yine yapardınız. Ve unutmayacaksınız, insan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. Ya öldüğünde, ya da vazgeçtiğinde. |
|||||||||