İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi37.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  buraya tıklayınız.

 

 Kişisel Bir Yaşam #37             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi               15 Nisan 2003

 
 marefidelis.com         arşivler     abone ol    aboneliğimi sil     yaşam koçluğu     bize ulaşın

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

KAMPANYA! Hedefimizi gerçekleştirmemize ve kimsesiz çocuklara yardımcı olun!

Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek. Bunu gerçekleştirirken de kimsesiz çocuklara destek olmak istiyoruz. Bu açıdan yeni bir kampanya başlattık. Bugünden, yani 26 Mart 2003'ten 31 Aralık 2003 tarihine kadar dergimize katılan her yeni abone için Çocuk Esirgeme Kurumuna 250,000 TL bağış yapacağız. Bu bağışı 2004 Ocak ayında toplu olarak, bir kerede yapacağız. Yani, örneğin 10,000 yeni abonemiz olursa, toplam 2.5 milyar TL bağış yapmış olacağız. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize ve çocuklara destek olur musunuz?

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak ve kimsesiz çocuklara destek olmak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

Haftanın Yazısı:

Merhaba dünyalı, biz dostuz...

 

Haftanın Sözü:

"Bir gemi Doğu'ya gider, biri Batıya.

Esen aynı rüzgarla;

Hangi yöne gideleceğini belirleyen,

Rüzgar değil, yelkendir."

    -Ella Wheeler Wilcox


Seminer

Cesaretle İlerlemek

26-27 Nisan

Nisan ayı sonunda Cesaretle İlerlemek adlı atölye çalışmamızın üçüncüsünü yine Bir Kültür ve Sanat Merkezi işbirliği gerçekleştiriyoruz. İlk iki çalışmada çok keyifli anlar yaşadık, hem katılımcılar, hem de benim için çok öğretici ve açılımlı bir çalışma oldu. Üçüncü çalışmada bu keyfi ve öğrenme deneyimini devam ettireceğiz. Kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan Banu Gürün'ü arayınız.

Bu uygulamalı çalışmada, yaşamınızda ulaşmak istedikleriniz, hayalleriniz ve en yüksek potansiyeliniz ile aranızda duran ve harekete geçmenize engel olan korku ve endişelerinizle nasıl başedebileceğinizi araştıracaksınız. Ve bu korkulara rağmen istediğiniz yaşamı yaratmak için etkin teknikler öğreneceksiniz. Bu seminerle ilgili daha detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

Daha önceki katılımcılar neler dedi?

Nil Karamehmet (Yönetici)

Bir kaç seminere katıldım. Katıldıklarım içinde en iyilerinden bir tanesi idi. Duygu ve ayıramadığım adlandıramadığım düşüncelerimi, içi yapımı tanımamda çok yol katetmemi sağladı.

Zafer Çiçek (Sanayici, Kimya Mühendisi)

Gayet memnun ayrılıyorum. Ortam çok pozitifti. Yaşam kaliteme +1 paun daha kattığıma inanıyorum. Kendimi geliştirme yönündeki çalışmalara biraz daha ışık tutulduğunu hissettim.

Güler Pınarbaşı (Üçüncü Göz Yayın Yön. - Sahibi)

Birçok seminere katıldım. Küçük büyük. Bu da en güzellerinden biriydi. Cesaret konusunda unuttuklarımı hatırladım. Eyleme geçmem için engel sebepler ortadan kalktı. Teşekkürler!

İpek Gülder Tüzün (Doktor)

Korku hakkında düşünmekten korkmaktan vazgeçiyorum. korkularım hakkında düşünebilmem için bana esneklik sağladı, korku hakkında artık daha fazla bilgi sahibiyim, bu da bana ilerlemem için yol gösterici. Beklentilerim sadece korkularımı tanımak ve netleştirmekti, karşılandı, daha fazlasını aldım. Karar vermek ve akıllıca risk almakla ilgili bölümleri hayatımın her alanına başarıyla uygulayabilirim.

Aylin Ceyda Ataman (Nar Sağlıklı Yaşam Merkezi)

Çok güzel bir yer ve de çok verimli bir çalışmaydı. Devamının gelmesini dilerim. Bugünkü çalışma yeni bir başlangıç...

Nedret Kuşçulu (Doktor)

Bilgi, enerji, ve huzur. Bilgiler doğrultusunda takip edebileceğim yolun tanımı. Evet, her türlü beklentim karşılandı.

 

Seminerlerle ilgili daha detaylı bilgi ve kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan veya bir@birsanat.com adresinden Banu Gürün ile irtibata geçiniz.


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Chicago Universitesi'den Eugeine Gendlin'in terapi gören 2000 kişi üzerinde 1960'lı yıllarda yaptığı bir araştırmada, kendi hisleri ile ilişki kurabilen, onları "ne dediğini" dinleyen kişilerin, duygularını görmemezlikten gelen hastalara göre çok daha çabuk ilerleme kaydettiği saptanmış.

Bu haftaki alıştırmamız da hislerimizle ilişki kurmak amaçlı. Sizden ricam bu hafta boyunca günde bir kaç kez, mümkünse her saat başı durmanız, gözlerinizi kapatmanız ve vücudunuza, özellikle de boynunuzla uçkurunuz arasındaki bölgeye odaklanmanız. Bunu yaparken de kendinize şu soruyu sorun:

"Neremde herhangi birşey hissediyorum?"

Bunun yanıtı midemde yanma, kulağımda ağrı, dizimde kramp olabilir. Bunları sakın göz ardı etmeyin. Ancak bir adım daha öteye de giderek "göğsümde bir sıkışma", "karnımda yumru gibi bir his", "sanki boğazım tıkanıyor" gibi hislerinizi de belirlemeye çalışın. Herhangi bir şey hissedemiyorsanız, iki bölgeyi karşılaştırabilirsiniz. Örneğin "karnım ve göğsüm arasında ne gibi farklı hisler var?" diyebilirsiniz. Daha sonraki soru ise şu:

"Bu hissettiklerimin duygusal karakteri ne?"

Korku mu bu hissettiğiniz yumru? Yoksa üstünü örttüğünüz öfke mi? Veya huzursuzluk, içi sıkıntısı mı var? Birden fazla duygunun içiçe olabileceğini unutmayın. En son olarak,

"Bu [korku, öfke, vb...] neden kaynaklanıyor, bana ne anlatmak istiyor?" diye sorun. Dediğim gibi bunu günde bir kaç kez yaparsanız, duygularınızla ilişkinizi sağlamlaştıracak ve onların içindeki bilgeliğe ulaşmanıza yardımcı olacak. Özellikle de sizi zorlayan bir durumla karşılaştığınızda uygulayabilirsiniz. Başarılar!


Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır.

 

 
Dost Can Deniz
Söyle bir sahne hayal edin. Bir balıkla röportaj yapma, onun bakış açısından yaşamını öğrenme fırsatı edindiniz. Toparlanıyorsunuz, su altında çekim yapan kameranızı, su altında yazan kaleminizi, notlarınızı alıyorsunuz, ve randevu saatinde balığın huzuruna çıkıyorsunuz. Sizi kabul ettiği ve görüşlerini paylaşmadaki istekliliği için teşekkür ediyor, hoş-beşten sonra izin isteyerek sorularınıza geçiyorsunuz, balığın en çok aşina olduğunu düşündüğünüz konuyla başlayarak:

 

"Eee balık kardeş (görüldüğü gibi siz de benim gibi "radyo saati" kuşağındansınız), anlat bakalım, nasıl suda yaşamak?"

"Anlamadım, su mu, o da ne?"

"İşte bu içinde yaşadığımız şey var ya canım, su işte, her taraf onunla kaplı ya!"

"İnan bana neden bahsettiğini bilmiyorum, bir sonraki soruya geçelim mi lütfen?"

Ben buna benzer durumlarla sık sık karşılaşıyorum! Örneğin, bir danışanım ulaşmak o hafta ulaşmayı planladığı sonuçlarla ilgili karşılaştığı bir iç dirençle ve bunun sonucunda yaşadıklarıyla ilgili hararetle konuşurken, birden sözünü kesiyorum:

"Peki, istediğin gibi hareket edemediğinde, hatta takılıp kaldığında neler hissediyordun?"

"His mi, ne hissi?"

"Duygular canım, hani vücudunda hissedersin ya... Bu dirençle karşılaşınca ne hissettin?"

"Bilmiyorum valla ne hissettiğimi..."

"Peki o zamanı bırakalım, şu anda ne hissediyorsun, vücudunda?"

"Bilmiyorum... Ne mi hissediyorum, bir düşünelim bakalım, hmmm..."

Nedense biz insanların en cahil olduğumuz şey kendi duygularımız. Bir balığın su içinde yaşaması gibi biz de duygular ve hisler dünyasında yaşıyoruz, ve yine de ne hissettiğimiz sorulduğunda donup kalıyoruz, hatta korkuya kapılıyoruz. Ve o anda bile farkında bile olmuyoruz, ve diyemiyoruz ki "şu anda hislerimi sorduğun için korku hissediyorum". Biz insanlar, gerçekten de komik yaratıklarız!

Ben dahil olmak üzere bir çoğumuz hislerimizle irtibata geçmek konusunda o kadar korkak, o kadar cahil, o kadar isteksiziz ki! Benimle ilk değerlendirme seansımda en çok sorduğum sorulardan biridir "sizi siz yapan beş özelliğiniz?". Bir çok danışanım "çok duygusal" olmayı kendilerini tanımlayan özelliklerden biri olarak belirtir. Durur muyum, hemen sorarım: "Duygusallıktan kastettiğin duygularınla irtibat haline olmak, ne hissettiğini bilmek ve bu bilgiyi yararına kullanmak mı, yoksa ilgilenmediğin için biriken duygularını tepkili olarak içe veya dışa vurmak mı?". "İlk söylediğin" diyenle ve bunu inanarak söyleyenle o kadar nadir karşılaşıyorum ki! 

Bu kadarla da kalmıyor komikliğimiz. Vücudumuzda olan bitenler konusunda bu kadar cahil olmamız yetmiyormuş gibi, kazara birisi bize ne hissettiğimizi soracak olursa, oturup da ne hissettiğimizi "düşünerek" bulmaya çalışıyoruz! Size bir haberim var! Hisleriniz hakkında düşünemezsiniz! Düşünerek bulduğunuz, sadece "ne hissetmeniz gerektiği" veya "ne hissetmenin doğru olacağı", bilemediniz "benim ne hissetmemi bekliyorsun" sorularının yanıtı olacak, ve çoğu zaman bunun gerçekten ne hissettiğinizle uzaktan yakından alakası olmayacak.

Şunun altını tekrar çizmek istiyorum: O anki hisleriniz, hakkında düşünerek bulabileceğiniz bir şey değil. Çünkü düşünceyle, zihninizle, en azından anladığımız şekliyle zihninizle alakalı değil. Bakmanız lazım. Nereye mi bakacaksınız? Tabi ki hislerinizin ikamet ettiği yere, yani vücudunuza. Özellikle de boynunuzla uçkurunuz arasındaki bölgeye. Şu anda bütün hisleriniz, geçmişten gelen ve çözümlemediğiniz, yadsıdığınız bütün duygularınız, karşı karşıya olduğunuz durum hakkındaki bütün tepkileriniz, siz farkında olsanız da olmasanız da orada yaşıyorlar. Carolyn Myss'ın dediği gibi "Biografimiz, biyolojimiz haline gelir".

Peki neden bu kadar önemli hislerimiz, ve onlar hakkında bilgi sahibi olmak? Şöyle anlatayım: Bir kağıt çekin ve üzerine büyükçe bir yuvarlak çizin. Bu, sizin beş duyunuzla ve "altıncı" hissinizle, sezgilerinizle çevrenizden ve evreninizden aldığınız veriler ile bu verilerin sizin bilinciniz dışında işlenip de varılan sonuçlarının toplamı. Şimdi bunun içine, alan olarak büyük dairenin yüzde onunu kaplayacak küçük bir daire çizin. Bu da sizin bilinçli olarak farkında olduğunuz, o çok övündüğünüz entellektüel kapasitenizi kullanark değerlendirebildiğiniz bölüm. Kalanı nerede mi? Vücudunuzda... Hisleriniz, size damıtılmış bilgi olarak geçmişten, şimdiden ve olası gelecekten bilgiler veriyor, ve onları değerlendirmiyorsanız eğer, bütün risk size ait!

Hislere boşu boşuna "vücudun bilgeliği" denmiyor. Eğer vücudunuzla ve hislerinizle irtibata geçmeye yatırım yaparsanız, eğer onlardan korkmayı ve "ne hissettiğimi bilmiyorum" safsatasını bir yana bırakıp ne kadar sevimsiz gözükseler bile duygularınızla bir arkadaşınızla oturur gibi beraber olmayı göze alırsanız inanın bunun karşılığını kat be kat alacaksınız. Peki bunu nasıl mı yapacağız? Haftanın alıştırmasında ve gelecek haftalarda!