E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.

Bu e-derginin grafik şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi32.htm adresinden okuyabilirsiniz

 

       
 

 

Kişisel Bir Yaşam

İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi

Sayı 32 – 11 Mart 2003

www.marefidelis.com           Arşivler         Abone ol           Aboneliğimi Sil          Bize Ulaşın

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

Hedefimizi gerçekleştirmemize yardımcı olun!

Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize destek olur musunuz?

Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek.

Bu hafta 27 yeni abonemiz var. Desteğiniz için teşekkürler!

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak abone olunuz.


 

Haftanın Sözü: 

"3. Dünya Savaşı'nda hangi silahların kullanacağını bilmiyorum, ama 4. Dünya Savaşı taş ve sopalarla yapılacak."

    -Albert Einstein


Basında Dost Deniz ve MareFidelis

§ Akşam Gazetesi'nin 23 Şubat tarihli pazar ekinde Dost Deniz'le yapılan bir söyleşi yer aldı. Bu haberi internetten okumak için buraya tıklayınız.

§  8 Mart Cumartesi günü saat 11:05'de NTV'de N-Stil programında, "N-Gerekli" olarak Cesaretle İlerlemek semineri tanıtıldı.

 
 

Haftanın Yazısı:

Soğan Göndermiş Görüşmecim...

Dost Can Deniz

Hafta sonu bir seminerdeydim. Dün bir İnsan Kaynakları grubuna konuşma yaptım. Önümüzdeki hafta sonu bir seminerim var. Bir şekilde aynı konu, ya bu toplantıların ya odağı oluyor, ya da konuşma oraya geliyor bir şekilde.

Neden bahsettiğimi biliyorsunuz değil mi? Korkudan bahsediyorum. O gölgede, karanlıkta yaşayan ve aklımıza geldikçe içimizi titreten vahşi hayvandan... Ve biz sadece onun yüzünden yaşadığımız korunaklı hapishanemizden çıkmamaya razıyız ömrümüz boyunca. Bu, tabi ki hapishanemizi çok sevdiğimiz anlamına gelmiyor, kesinlikle hayır! Elimizden geldiğince yüksek sesle yakınıyor, hapishanemizin duvarlarını ellerimizi kanatana kadar yumrukluyoruz. Başımızı ağrıyana kadar kapılara vuruyoruz. Ama o kapıları açıp da dışarı çıkmak... İşte o, mümkün değil.

Bazılarımız hapishane dışında bir yer olmadığını savunuyoruz. Hem de o kadar kuvvetli savunuyoruz ki, bize örneklerle ve verilerle gösterildiğinde gördüğümüzün dışında da bir dünya olduğu, hemen inkar etmeye başlıyor, istatistiklerden, hayatın gerçeklerinden, rakamlardan bahsediyoruz karşı sav olarak. O sevgili istatistiklerimizi ve rakamlarımızı -çok zor olsa bile- eğer çürütmeyi başarırlarsa hemen karşı kampa geçip kaderden dem vurmaya başlıyoruz. Ama imkanı yok, kimse bizi parmaklıkların ardından dışardaki mavi gökyüzüne bakmaya zorlayamaz. Çünkü yok öyle bir şey, bütün bunlar, benim yazdıklarım da dahil olmak üzere bir Polyanna masalı.

Bazılarımız ise kapıların kilitli olduğunu iddia ediyoruz. Bir anahtar bulmamız lazım ki o kapıları açabilelim. Eğer bir gün o anahtarı bulabilirsek eğer, o zaman herşey mükemmel olacak. Kapımızı açacağız gururla, bando çalıyor olacak, ve dışarı çıkacağız, alkışlar arasında. Hapishanemizin içinde bu dışarı çıkacağımız günün hayaliyle bekliyoruz anahtarın saklandığı köşeden çıkıp da gelmesini, veya kapının çalınıp birinin, bir gurunun, öğretmenin veya liderin vermesini... Bazen aldığımız bir kitabın arasında saklanmış mıdır acaba diye heyecanlanıyoruz. Ancak anahtar halen kendini göstermeye direniyor, ve bekleyişimiz sürüyor, belirsiz.

Bir de ötekilerimiz var. Bizler biraz daha yolun ilerisindeyiz. Biz ötekiler, biliyoruz ki gerçekten de hapishanemizin dışarısı var. Ve çok iyi biliyoruz kapı aslında kilitli değil. İstediğimiz zaman o kapıyı açıp dışarıdaki mavi ve göz alabildiğine açık gökyüzü ile karşılaşabiliriz. Ama ya gözlerimiz kamaşırsa? Ya dışarda olanlar bizim istediklerimiz değilse? Ya dışarı çıktığımızda düşüp de allah göstermesin bir yerimizi yaralarsak? İstiyoruz özgür olmayı, ama belirsizlik ve bilinmeyen de ortadan kalksın istiyoruz. Yani dışarı çıkınca hangi yolu izlememiz gerektiğini bir bilsek, hangi seçeneklerin bizi istediğimiz başarıya ulaştıracağına emin olsak olay bitecek. Ama biz kapının önünde durup "ne yapmam gerektiğini bilemiyorum, aklıma hiç bir şey gelmiyor" diyoruz.

En gelişmişlerimiz ise herşeyin farkında! Onlar kapının açık olduğunu bilmekten de öteye geçmişler, biliyorlar ki garantiler de yok yaşamda. Biliyorlar, yaşam beklenerek değil yaşanarak anlaşılacak bir şey. Ancak... O korkular yok mu, bizi olduğumuz yerde mıhlayan. Çıkacağım dışarı, tamam, ve biliyorum düşme ihtimali de var, ancak şu korkumun geçmesini bekliyorum. Beklemek ne kelime, savaşıyorum onunla. Korkumu ortadan kaldırır kaldırmaz çıkacağım dışarı, gerekirse düşeceğim, ama yeterki şu korkumu nasıl ortadan kaldıracağımı söyleyin bana.

İşte kendilerini kandıranlar arasında en fazla acı çeken de bu grup maalesef... Çünkü en temel duygularından biriyle kavga halindeler. Şunu dinleyin: Korkularınızla savaşarak, onları yok etmeye odaklanarak hiç bir yere varamazsınız. Korkunuz ortadan kalkmayacak, buna gerek de yok. Korkunuzla savaşarak sadece onu güçlendiriyorsunuz. Bırakın. Vazgeçin. Kabul edin artıl siz her zaman kor-ka-cak-sı-nız!

Onun yerine ne istediğinize odaklanın. Gerçekten, siz ne istiyorsunuz? Yaşamınızda anlam bulmasını istediğiniz değer ve sonuçlar neler? Sizin için önemli olan ne? Odağınızı buna koyun, ve hep kendi kendinize şu soruyu sorun. Eğer hedefim buysa benim, benim için önemli olan buysa, şimdi ne yapmam lazım, şimdi, şu an? Yapmanız gerekeni yapmaktan korkuyor musunuz? İyi! Demek ki onu yaparken son derece dikkatli ve kendinizi tehlikeye atmayan bir biçimde yapacaksınız. Demek ki risk alırken akıllıca davranacaksınız. Demek ki büyüyorsunuz. Demek ki rahat ettiğiniz bölgeden çıktınız. Demek ki hapishanenizin kapısını aralamaya başladınız.

Şunu farkedin: Evet, hapishanenin dışarısı var, ve hayır kapı kilitli değil. Hayır size kimse garanti veremez, ve hayır, ne kadar uğraşırsanız uğraşın korkular sizinle beraber kalacaklar. Soru şu: Siz bütün bu elinizdeki gerçeklerle, yaşamınızda sizin için önemli olan şeyleri yaşama geçirmek için ne yapacaksınız, şimdi, şu an?


 

Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Yarın sabah uyandığınız andan itibaren içinizde korku veya endişe hissettiğiniz her ana dikkat edin. Aklınıza geldiğinde hemen kovduğunuz, düşünmemeye çalıştığınız her olasılığın farkına varın. Boynunuzla bacaklarınız arasındaki bölgede oluşan ve endişe/korku kaynaklı her türlü sıkışma ve rahatsızlığı izleyin. Bu arada çok uzun zamandır vücudunuzu paylaştığınız, bunun için de artık ayırdına varmadığınız o sürekli endişelerin ve rahatsızlıkların da farkına varın.

Büyük ihtimalle göreceğiniz şey, günün ne kadar büyük bir bölümünü endişelenerek geçirdiğiniz. Bu farkındalığa ulaştıktan sonra, bu durumu değiştirmek için bir fırsatınız doğuyor. Bu fırsatı kullanabilmek için kendinize şu soruları sorun:

  • Aslında neden korkuyorum? Somut elle tutulur bir şey var mı? Gerçek bir tehlike var mı?

  • Başıma gelebilecek en kötü şey nedir?
  • Başıma gelebilecek en iyi şey nedir?
  • En uygun sonucu elde etmek için ne yapabilirim? Bunu yaptım mı?
  • Fırsatlarımı değerlendirmek için yapabileceğim herşeyi yapıyor muyum?

Bu soruları yanıtlamak sizi belki de korkunuzdan kurtarmayacak, ama onunla yüzleşerek, ona rağmen sizin için önemli olanı yapmanıza yardımcı olacak. Kolay gelsin!

Bu konuda birçok yaklaşım ve tekniği hafta sonu gerçekleştireceğimiz "Cesaretle İlerlemek" adlı seminerde tartışacağız.


 

Atölye Çalışması:

Cesaretle İlerlemek

15-16 Mart

İlkini 14 Aralık tarihinde gerçekleştirdiğimiz Cesaretle İlerlemek adlı atölye çalışmamızın ikincisini yine Bir Kültür ve Sanat Merkezi işbirliği ile 15-16 Mart tarihlerinde gerçekleştireceğiz. Bu seminerle ilgili daha detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu uygulamalı çalışmada, yaşamınızda ulaşmak istedikleriniz, hayalleriniz ve en yüksek potansiyeliniz ile aranızda duran ve harekete geçmenize engel olan korku ve endişelerinizle nasıl başedebileceğinizi araştıracaksınız. Ve bu korkulara rağmen istediğiniz yaşamı yaratmak için etkin teknikler öğreneceksiniz.

 

İlk seminerimize katılanlar neler dedi?

İpek Gülder Tüzün:

Korku hakkında düşünmekten korkmaktan vazgeçiyorum, korkularım hakkında düşünebilmem için bana esneklik sağladı, korku hakkında artık daha fazla bilgi sahibiyim, bu da bana ilerlemem için yol gösterici. Beklentilerim sadece korkularımı tanımak ve netleştirmekti, karşılandı, daha fazlasını aldım. Karar vermek ve akıllıca risk almakla ilgili bölümleri hayatımın her alanına başarıyla uygulayabilirim.

Aylin Ceyda Ataman:

Çok güzel bir yer ve de çok verimli bir çalışmaydı. Devamının gelmesini dilerim. Bugünkü çalışma yeni bir başlangıç...

Bahar Al:

Bakış açıma yenillik getirdi.

Deniz Erdoğan:

Beklentilerim daha çok korkuyla nasıl baş edeceğime dair gerçekler elde etmekte. Ancak bunun da yanında tahmin etmediğim, göz ardı ettiğim bir başka korkumun farkına vardım. Bu farkındalık benim için güzel bir gelişme aracı olacak. Korkularımın benim gelişmeme yardımcı olacağını bilmek ferahlatıcı. Bence çok güzel hazırlanmış bir seminerdi, Dost’a teşekkürler.

Nedret Kuşçulu:

Bilgi, enerji, ve huzur. Bilgiler doğrultusunda takip edebileceğim yolun tanımı. Evet, her türlü beklentim karşılandı.

 

Seminerlerle ilgili daha detaylı bilgi ve kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan veya bir@birsanat.com adresinden Banu Gürün ile irtibata geçiniz.

 

  Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
 

Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır.