İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi31.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi31txt.htm adresini ziyaret ediniz.

   Kişisel Bir Yaşam #31             İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi               4 Mart 2003

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

Hedefimizi gerçekleştirmemize yardımcı olun!

Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize destek olur musunuz?

Amacımız MareFidelis Kişisel Bir Yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmek.

Bu hafta 30 yeni abonemiz var. Desteğiniz için teşekkürler!

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

xx
Haftanın Yazısı:

Benim de "katkım" olsun!

Dost Can Deniz

   
Benim evim birinci katta... Yani balkonuma önünden geçen apartman merdivenininin trabzanından da yararlanarak rahatlıkla çıkılabiliyor. Hatta kendim de anahtarı evde unuttuğum bir gün balkona çıkıp, aslında kilitli olan balkon kapısına azıcık yüklenerek açtığım için, bunun eve girmek için ne kadar kolay bir yol olduğunun farkındayım.

Üstüne üstlük son bir iki ay içinde oturduğum binada bir daireye hırsız girdi, benim kapım ve pencerelerim bir kaç kere zorlandı. Tabi ki tedirgin oldum, apartmanın girişinden kolaylıkla ulaşılabilen pencerelerin eve taşındığımdan beri kullanmadığım kepenklerini kapattım, kapımın çivi anahtarını bulup kullanmaya başladım. Hatta geceleri evden çıkarken ışıkları açık bıraktım.

Ama olmadı işte. Bir şekilde yapabileceğimin en iyisini yapmadım, çünkü tehlikeyi düşünmek bile istemiyordum. Bu pazar saat 05:30 gibi evden çıkarken balkon kapımın çok sağlam olmadığını, evimin bir veya daha çok hırsız tarafından hedef seçildiğini, ve balkonu girilmez hale getirecek bir panjur sistemine sahip olduğumu biliyordum. Ama o panjur sistemini tam çalışır hale getirmek için alet çantamla yapmam gereken 15 dakikalık bir çalışma vardı (gerçekten 15 dakika sürdü), ve ben ü-şen-dim!

Akşam saat 21:30'da eve girdiğimde her zaman olduğu gibi Sushi (evi paylaştığım sarman kedi) beni kapıda karşılamadı. Seslendim, yanıt yok. Salonda dolabımın çekmeceleri, pencereler, balkon kapısı açık.  Eyvah! Yatak odası ise tamamen dağıtılmış durumda! Bir miyavlama geliyor uzaktan. Allahtan Sushi sağ ve de salim, yatak oda penceresinin dışında, ürkmüş ve üşümüş bir biçimde içeri alınmayı bekliyor.

Şoku atlattıktan sonra aklımdan bunu yapana karşı duyduğum öfke ve neler çalındığı hakkında endişe (allahtan büyük hasar yok!) ile beraber bir başka düşünce, geçiyor. Acı hissediyorum! Adama aslında kızamıyorum bile, çünkü bu olayı engellemek için ben, elimden gelen herşeyi yapmadım!

Sakın yanlış anlamayın, evime giren hırsızın hiç bir suçu yok demiyorum, tabi ki o suçlu, ve mağdur benim. Ama bu olayın oluşmasındaki katkımın sorumluluğunu almadan bu olayın üzerine geçemem. Hoşumuza gitmeyen sonuçlar yaratan herhangi bir olayda bu olayın oluşmasına nasıl katkıda bulunduğumuzu araştırmaz, bu katkının sorumluluğunu kabul etmez ve gölgede saklanığı yerden bu katkıyı tetikleyen yanlarımızla yüzleşmezsek, bu ve benzeri olayların yaşamımızda tekrar tekrar ortaya çıkmasına da alışmak zorunda kalabiliriz. Ve işin ilginç tarafı, bir çoğumuz bizi kendimizle ve gölgemizle yüzleşmeye kadar götürebilecek bu sorgulamayı yapmaktansa olumsuz sonuçlarla karşılaşmayı tercih ediyoruz.

Peki ne yapmamız lazım? Bu haftanın alıştırmasında da önerdiğim gibi, bence lazım olan, başımıza gelen her ne ise, ne kadar üzücü ve ağır olsa da onu bir öğrenme ve büyüme deneyimine çevirmek, olana tepki vermektense yanıt vermeyi öğrenmek. İlk başta kabul etmemiz gereken şey, her ne olduysa, bunun bizim kendi sonuçlarımız olduğu gerçeğidir. Sonuçlarımızı kabul etmeli, hatta onları sahiplenmeliyiz. Ancak bu şekilde o sonuçları kullanarak onları aşabiliriz.

Bir sonraki aşama oluşan sonuçlara nasıl katkıda bulunduğumuzu anlamak. Bunun için iki önemli ölçütümüz var. Bunlar Güney Afrikalı Kişisel Gelişim Gurusu Christopher Nevill'in "kaliteli bir yaşamın üstünde yükseleceği iki bacak" olarak adlandırdığı bütünlük (integrity) ve yapabileceğinin en iyisini yapmak (impeccability). Bütünlük, yukarıda da dediğim gibi duygu, düşünce, söz ve eylemlerimizin kendimiz için en doğru olduğunu bildiğimizle ve vicdanımızla aynı doğrultuda olması demek. Yapabileceğinin en iyisini yapmak demek ise elinde olan imkanları, araçları ve kaynakları tam ve doğru olarak kullanmak, ve sonuca bağımlı olmaktan vazgeçmek demek. Yani yapabileceğinden azını yapmak, üşenmek, ertelemek demek değil. Yani mümkün olandan fazlasını yapmaya çalışarak kendini harap etmek, buna rağmen istenmeyen sonuçlar doğduğunda da bunalıma girmek demek değil. Bu, "ben elimden geleni yaptım ve sonuçlar bunlar oldu"yu gönül rahatlığıyla söyleyebilmek demek.

Peki güzel de bunları nasıl kullanacağız? Katkımızı anlayabilmek için. Örneğin ben, evimi korumak alanında ne tam bütünlüğe sahiptim, ne de elimden geleni yapmıştım. Şu anda "ben elimden geleni yaptım, ama hırsıza kilit mi dayanır" diyemiyorum. Demek ki olaya ciddi bir katkım var. Bu iki alanda da yeterli olup olmadığınızı anlamak için uygulayabileceğiniz çok kolay iki küçük test var. Eğer kendi kendinizi rasyonalize etmeye çalışıyorsanız, bahaneler ve savunmalar arıyorsanız bilin ki bütünlük dışındasınız. Ve eğer içiniz rahat değilse elinizden geleni yapmadınız, veya aşırı yorgunsanız yapabileceğinizden fazlasını yapmaya çalışıyorsunuz. Bu hafta sonu olan hırsızlık olayında ben her iki cephede de sınıfta kaldım, ne yazık ki!

Yaratılan sonuçlara katkınızı araştırmak için sadece hırsızlık gibi polisiye olayların oluşmasını beklemenize gerek yok tabi ki! Bu öğrenme metodunu yaşamınızda oluşan bütün sonuçlara ve olaylara uygulayabilirsiniz. İşyerinde oluşan bir problem, üstünüz veya astınızla anlaşmazlığınız, eşinizle, sevgilinizle, çocuğunuzla, anne babanızla olan sorunlarınız, başkalarını sorumlu tuttuğunuz başarısızlıklarınız, kendinizi kurban pozisyonunda bulduğunuz her sonuç. Eğer "elimdeki sonucu doğuran olaylarda ben kendim için doğru bildiğimle ve vicdanımla uyumlu davrandım mı?", ve "elimden gelenin en iyisini yaptım mı?" sorularına gönül rahatlığı ile "evet!" yanıtını veremiyorsanız, kutlamalara başlayın, çünkü mükemmel bir kendinizle tanışma, öğrenme ve büyüme fırsatı ile karşı karşıyasınız!

XX

Haftanın Sözü: 

"Müşterilerinize istediklerini neden yapamayacağınızı anlatmayın. İstediklerinin gerçekleşmesinin neye mal olacağını anlatın. Olabilecek en iyi durumda mantıklı olmadıklarına kendileri karar vereceklerdir. En kötüsünde ise ricalarını karşılamak için yaptıklarınızın değerini bileceklerdir."

-- David A. Po-Chedley, Cambridge Consulting.


Basında Dost Deniz ve MareFidelis

§ Akşam Gazetesi'nin 23 Şubat tarihli pazar ekinde Dost Deniz'le yapılan bir söyleşi yer aldı. Bu haberi internetten okumak için buraya tıklayınız.

§ 8 Mart Cumartesi günü saat 11:05'de NTV'de Stil programında Cesaretle İlerlemek semineri tanıtılacak.

Atölye Çalışması:

Cesaretle İlerlemek

15-16 Mart

İlkini 14 Aralık tarihinde gerçekleştirdiğimiz Cesaretle İlerlemek adlı atölye çalışmamızın ikincisini yine Bir Kültür ve Sanat Merkezi işbirliği ile 15-16 Mart tarihlerinde gerçekleştireceğiz. Bu seminerle ilgili daha detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bu uygulamalı çalışmada, yaşamınızda ulaşmak istedikleriniz, hayalleriniz ve en yüksek potansiyeliniz ile aranızda duran ve harekete geçmenize engel olan korku ve endişelerinizle nasıl başedebileceğinizi araştıracaksınız. Ve bu korkulara rağmen istediğiniz yaşamı yaratmak için etkin teknikler öğreneceksiniz.

 

İlk seminerimize katılanlar neler dedi?

İpek Gülder Tüzün:

Korku hakkında düşünmekten korkmaktan vazgeçiyorum, korkularım hakkında düşünebilmem için bana esneklik sağladı, korku hakkında artık daha fazla bilgi sahibiyim, bu da bana ilerlemem için yol gösterici. Beklentilerim sadece korkularımı tanımak ve netleştirmekti, karşılandı, daha fazlasını aldım. Karar vermek ve akıllıca risk almakla ilgili bölümleri hayatımın her alanına başarıyla uygulayabilirim.

Aylin Ceyda Ataman:

Çok güzel bir yer ve de çok verimli bir çalışmaydı. Devamının gelmesini dilerim. Bugünkü çalışma yeni bir başlangıç...

Bahar Al:

Bakış açıma yenillik getirdi.

Deniz Erdoğan:

Beklentilerim daha çok korkuyla nasıl baş edeceğime dair gerçekler elde etmekte. Ancak bunun da yanında tahmin etmediğim, göz ardı ettiğim bir başka korkumun farkına vardım. Bu farkındalık benim için güzel bir gelişme aracı olacak. Korkularımın benim gelişmeme yardımcı olacağını bilmek ferahlatıcı. Bence çok güzel hazırlanmış bir seminerdi, Dost’a teşekkürler.

Nedret Kuşçulu:

Bilgi, enerji, ve huzur. Bilgiler doğrultusunda takip edebileceğim yolun tanımı. Evet, her türlü beklentim karşılandı.

 

Seminerlerle ilgili daha detaylı bilgi ve kayıt yaptırmak için 0(212) 291 2871 nolu telefondan veya bir@birsanat.com adresinden Banu Gürün ile irtibata geçiniz.


Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak ücretsiz değerlendirme seansı için bir randevu alınız.


Haftanın Alıştırması

Eyleme Geçin!

Bu hafta sonuçlarımıza katkımızı araştıracağız. Herhangi hoşunuza gitmeyen ve başkalarını sorumlu tuttuğunuz bir durumu ele alın. Ve katkınızı araştırmak için aşağıdaki sorulara yanıt vermeye başlayın. Bir kere yapınca da durmayın, diğer olaylarla devam edin!

§ Bu olayda herhangi bir şekilde olanları veya kendimi rasyonalize etmeye, usa vurmaya, savunmaya veya bahane bulmaya çalışıyor muyum?

§ Bu olayda vicdanım ne diyor? Benim için en doğru olan, içimi rahat hissettirecek nedir?

§ Buna uygun mu davranıyorum?

§ Yaptıklarım, aldığım önlemler vb. hakkında içim huzurlu mu? Bunlardan dolayı yorgunluk veya tükenmişlik hissediyor muyum?

§ Bu olayda "ben yapabileceğim her şeyi yaptım, onun için de sonuçtan bağımsızım" demek için ne yapmak lazımdı?

§ Bunu yaptınız mı?

§ Bu olaya nasıl katkıda bulundunuz?

§ Bu yeni bilgiyi nasıl kullanacaksınız? Ne zaman?


Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce Endüstri Mühendisi, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.



Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır.