İnternette okumak için http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi29.htm adresini ziyaret ediniz.

Derginizi bastırabilmek için  http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi29txt.htm adresini ziyaret ediniz.

Kişisel Bir Yaşam #29       İnsan, Yaşam ve Değişim Üzerine Bir E-Dergi        18 Şubat 2003

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır. Bu dergide yayımlanan bütün yazıların tek sahibi Dost Can Deniz'dir.

 

Hedefimizi gerçekleştirmemize yardımcı olun!

MareFidelis Kişisel Bir yaşam e-dergimizle mümkün olduğunca çok insana ulaşabilmeyi amaçlıyoruz. Bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve mensubu olduğunuz e-gruplara göndererek bize destek olur musunuz? Teşekkürler.

 

Bu sayıyı size bir arkadaşınız mı gönderdi? Bir e-gruptan mı aldınız?
Derginizin her salı size teslim edilmesini garantiye almak için buraya tıklayarak websitemizden abone olunuz.

 

xx
 
 

Sizin İçin Mümkün Olanın En İyisi...

Dost Can Deniz

   

Thomas J. Leonard, benim de koçluk eğitimi aldığım Graduate School Of Coaching'in kurucusudur. Kendisi ile bundan bir süre önce tanışmam, neredeyse bütün yaşamımı değiştirdi. GSC'den başka Coach University'yi de yaratan Thomas, International Coach Federation, International Coaching Standards Board gibi mesleki örgütlerin, 27,700 üyesi ile en büyük koçlar topluluğu Coachville’in kurucusu, The Portable Coach, Simply Brilliant gibi önemli kitapların yazarıdır.

Thomas'dan öğrendiğim bir çok yer var. Ama yaşam hakkındaki tutumumuzu anlattığı bir anektodu hiç aklımdan çıkarmam, hatta danışanlarımla sık sık paylaşırım.

Thomas’ın mesleki yaşamının başı ve eğitimi muhasebe ve mali muşavirlik. Üniversite son sınıfta okurken bir şirkette part time olarak çalışmaya başlıyor. Bu mali müşavirlik şirketi kendisini çeşitli müşterilerinin hesaplarını kontrol etmek üzere görevlendiriyor. İlk müşterisine gitmeden önce Thomas endişeleniyor ve yöneticisi ile paylaşıyor tasalarını: “Ya ciddi bir hata yapar da işleri karıştırırsam?” Yöneticisi gülümsüyor. “Merak etme” diyor, “biz seni başarabileceğini bildiğimiz seviyenin hep iki seviye altındaki işlere göndereceğiz”.

Thomas diyor ki “işte biz de böyle yaşıyoruz yaşamımızı. Hep becerebileceğimizin iki seviye altında çalışıyoruz, başarısız olma, karışıklığa neden olma, zorlanma korkularımız yüzünden.”

Gerçekten de biz insanlar, vasatı mükemmel yapmaya programlanmış durumdayız. Bir yandan potansiyelimizi kullanamamaktan, işimizin, yaşamımızın, evrenin bize olabileceğimizin en iyisi olmamız için fırsatlar vermediğinden yakınıyoruz, bir yandan da rahat ettiğimiz vasatlık alanını terketmeye ödümüz patlıyor. Evet, en iyimizi ortaya koymak istiyoruz, ama bunu yaparken yorulmamak, çok fazla çalışmamak, risk almamak, ve kesinlikle başarısız olmamak istiyoruz. Biz garanti istiyoruz.

John A. Shedd, "limandaki bir gemi güvendedir, ama geminin yapılış amacı bu değildir" diyor. Bir çoğumuz potansiyelimizin ve bizim için mümkün olan herşeyin sınırlarında dolaşmayı göze alamadığımız için güvenli vasat girişimlerimizde zorlanma hissini tadabilmek için kendi kendimizi sabote ediyoruz. Bizim için pek de anlamı olmayan hedefler, amaçlar uğruna sevinip üzülüyoruz.

Sizin için mümkün olanı yapmaya niyetlenmek, gerçekten de korkutucu bir şey. Çünkü yapabileceğinin en iyisini yapmak demek, rahatlıkla mükemmel sonuçlar yaratabileceğinizi bildiğiniz alanınızdan çıkmak, şu anda belki de yapabileceğinizi düşündüğünüz sınıra doğru uzanmak, daha fazlası var mı diye suya şöyle bir ayağını sokmak demek. Çünkü ne siz, ne de bir başkası size sınırlarınızın ne olduğunu, neler yapıp neler yaratamayacağınızı söyleyemez. Bu sınırları ancak deneyerek bulabilirsiniz.

Sizin için en mükemmeli aramak demek bu sınırları ararken mükemmelden vazgeçmek demektir. Çünkü neler yapabileceğinizi araştırırken bilmediğiniz alanlara girecek, belirsizlikle arkadaş olacak, bazen de düşeceksiniz. Ama çok çabucak öğreneceksiniz ki bu düşmeler sizin düşmanınız değil, dostunuz. Ve alacağınız en büyük hediye, kafaya koyduğunuzda aşamayacağınız hiç bir sınır, olamayacağınız hiç bir şey bulunmadığı gerçeği ile yüzleşmek olacak. Ama dikkat edin, Jung'un da dediği gibi "en büyük korkunuz güçsüz düşmek değil, tersine herşeyi yapabilecek güçte olduğunuzu görmek" olabilir.

Yaşamda sizin için nelerin mümkün olduğunu, potansiyelinizin neleri içerdiğini, sınırlarınızın ne kadar geniş olduğunu oturduğunuz yerde bulamayacaksınız, size garanti veriyorum. Eğer yaşam amacınızı bir insanın, bir kitabın, bir seminerin veya ilahi bir sesin size söylemesini bekliyorsanız, biraz daha beklemeniz gerekebilir. Bilge Şeker'in dediği gibi "yaşam beklenerek değil, yaşanarak anlaşılacak" bir şeydir. Onun için de hemen, şimdi başlayın yaşamaya! Merak etmiyor musunuz, neler yapabilirsiniz aslında, mükemmellik maskesinden kurtulabilseniz!

Gelin, Ömer Hayyam'a kulak verelim:

"İnciyi isteyen dalgıç olacak;

Varı yoğu Dost'a verip salacak;

Canı avucunda, soluğu göğsünde;

Ayağı baş olacak, başı ayak"

Thomas, 47 yıllık yaşamını işte böyle yaşadı. 11 Şubat 2003 akşamı ölüm, ani bir kalp krizi kılığında Austin, Texas'taki evinde buldu onu. Son 20 yılını Yaşam Koçluğu mesleğinin gelişimine adadı Thomas. Ve bu hedefi sonunda gerçekleştikten sonra, dünyanın dört bir yanında Yaşam Koçları saygın ve eğitimli profesyoneller olarak çalışmaya ve insanların yaşamlarını güzelleştirmeye başladıktan sonra da veda etti yaşama. 1992'de Coach University'yi, 2000 yılında Graduate School Of Coaching'i kurarak benim de aralarında olduğum onbinlerce koç yetiştirdi. Bir çok kitap, test, program, seminer, ders yarattı. 1994'de International Coach Federation'ı, 2000'de şu anda 27,700 üyesi ile dünyanın en büyük koçlar topluluğu olan Coachville'i kurdu.

Kendi başarı tanımlarını yazarken "yaratıcılığımın keyfine varabildiğim ölçüde; her ne olursa olsun yapıcı ve sevecen olduğum ölçüde başarılı olduğumu bilirim" diyen T, yaşamını başarıyla tamamladı.

Yazımı T'nin sözleriyle tamamlamak istiyorum:

"47 yaşındayım.

Yaşamımda eskiden herşey berbattı. Doğruyu söylemek gerekirse, iyi niyetli bir beceriksizdim. Son on yılda herşey çok çok iyiye gitti... Bu koçluk gerçekten işe yarıyor galiba!

Günlerimi yazarak, okuyarak ve kitaplar, dersler/programlar ve internet bazlı projeler gibi şeyler yaratarak geçiriyorum.

Başkaları çok çalıştığımı düşünüyorlar, ama çok sık kestiriyorum ve çok çok hızlı yazabiliyorum.

Çok çalışıyorum, çünkü üzerinde çalıştıklarım bana büyük haz veriyor. Bunu yapmazsam ne yaparım bilemiyorum.

Ve zaten bu yaşam zamanında dördüncü hayatımı yaşadığımı düşünüyorum; o açıdan bu noktada hepsi bir ödül.

Basit zevklerim var, iyi gidiyor herşey!"

 

 

"Dostlarım bana T der.

                  Bana T deyin."

 

Thomas J. Leonard

1957 - 2003


XX

Haftanın Sözü: 

Çevremizdekileri oldukları gibi görmeyiz, çevremizdekileri kendi olduğumuz gibi görürüz.

 

                                                         The Talmud

 

 

Bu Hafta...

 

Bu hafta, size daha önce söz verdiğim gibi yeni formatımızla ve içeriğimizle karşınıza çıkıyoruz. Gördüğünüz gibi artık iki sütuna sahibiz.

 

Daha önce de olduğu gibi, her hafta benim tarafımdan yazılan ana makalemiz yer alacak... Bu hafta nasıl risk almamak için vasatı mükemmel yapmakta ustalaştığımıza bakıyoruz, ve bir dosta adıyoruz bu haftaki yazımızı.

 

Bundan sonra her hafta, size bir alıştırma, bir oyun veya egzersiz önereceğim, genellikle de haftanın konusuyla alakalı.

 

Ayrıca arada sırada koçluk mesleğini size daha fazla tanıtmak için kısa yazılar da yer alacak dergimizde.

 

Bunlardan başka kitap yorumları ve önerileri, önerdiğim kaynaklar ve websiteleri, başka yazarların yazıları e-derginizde yer alabilecek. Bu konudaki önerilerinizi dostdeniz@marefidelis.com adresine bekliyorum.

 

Saygılarımla,

 

Dost Can Deniz


Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak ücretsiz değerlendirme seansı için bir randevu alınız.



Haftanın Alıştırması

Gelin bir oyun oynayalım. Jack E. Addington'un "%100 Düşünce Gücü" adlı kitabında bahsettiği bu alıştırma için önünüze beyaz bir kağıt, bir kurşun kalem ve silgi alın. Önce kağıda bir daire çizin. Bu daireye bakın şimdi. Ne kadar küçük, yada büyük? İlginç, degil mi, bu sizin evren içinde kendi bilincinize koyduğunuz sınırlamayı temsil ediyor. Şimdi bu dairenin ortasına ufak bir nokta koyun. Bu da sizsiniz. Kocaman, uçsuz bucaksız ve sınırsız bir bilinç ve olasılıklar evrenindeki idrak noktanız. Ve dairenizle sizin için mümkün olan herşeyle kendi aranıza bir sınır koymuş durumdasınız. Şimdi silginizi alarak daireyi silin. Artık büyük ya da küçük olmasının hiç bir önemi yok. Geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz. Bu Sokrates'in insan tanımıdır: "Sınırı Olmayan Bir Dairenin Merkezi".

Şimdi, sildiğiniz dairenin izlerine bakın. Belli belirsiz görünüyorlar değil mi? Ve şu sorulara yazılı olarak yanıt verin:

1. Kendime koyduğum sınırlar neydi?

2. Kendi kendime "olmaz" dediğim alanlar neydi?

3. Hangi konularda kısıtlı bir yaşamı kabullenmiş durumdayım?

4. Harekete geçmemek için kendime bulduğum bahaneler, sınırlamalar neler?

5. Yaşamımın bu alanlarında aslında ne istiyorum?

Unutmayın dairenizi çizen de sizsiniz, onu silen de. Bu alıştırmayı sembolik bir inisiasyon olarak kabul edin, sınırsız bir yaşama doğru bir inisiasyon. Dairenizi tekrar çizecek misiniz, yoksa sınırsız yaşamın sunduklarını kabul etmek için eyleme geçecek misiniz?


Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.


 

 
MareFidelis olarak bütün yazışma ve dokümanlarımızda kurum kimliğimizin bir parçası olarak yer alan yukarıdaki sembol, Çince'de "dinlemek" kelimesi için kullanılan, bileşik bir harftir. Dört parçadan oluşur:
  • Kulak
  • Gözler
  • Bölünmez dikkat ve odak
  • Yürek

Gerçekten de bir koçluk ilişkisinde koçun yaptığı en önemli şey danışana bütün dikkatini vermek, kulakları, gözleri, ve yüreğiyle dinlemek, sadece söyleneni değil, söylenmeyeni, söylenemeyeni de duymak, ve karşısındakine sözleri, düşünceleri, duyguları ve kimliği ile bir bütün olarak duyulduğunu yansıtmaktır. Bir koçun sunması gereken diğer bütün şeyler, perspektif, onay, enerji, çözümler, eğitim, plan, yapı, kaynaklar, vs. ancak bundan sonra mümkündür.

Çünkü bir insan, ancak duyulduğunu hissettiğinde değişime doğru bir adım atar.


Kişisel Bir Yaşam, MareFidelis Yaşam Koçluğu'nun haftalık elektronik yayım organıdır. Her hafta salı gecesi yayımlanır ve binden fazla okuyucumuza e-posta yoluyla ulaştırılır. Dergide yayımlanan bütün yazılar aksi belirtilmedikçe Dost Can Deniz tarafından yazılmıştır.

 

Bu dergiyi istediklerinize bütünlüğünü bozmadan iletebilir, kaynak belirterek ve www.marefidelis.com websitesine link vererek alıntı yapabilirsiniz.

 

© 2003 Dost Can Deniz. Her haklı saklıdır.