|
Thomas J.
Leonard, benim de koçluk eğitimi aldığım Graduate School Of Coaching'in
kurucusudur. Kendisi ile bundan bir süre önce tanışmam, neredeyse bütün yaşamımı
değiştirdi. GSC'den
başka Coach University'yi de yaratan Thomas, International Coach Federation,
International Coaching Standards Board gibi mesleki örgütlerin, 27,700 üyesi ile
en büyük koçlar topluluğu Coachville’in kurucusu, The Portable Coach, Simply
Brilliant gibi önemli kitapların yazarıdır.
Thomas'dan
öğrendiğim bir çok yer var. Ama yaşam hakkındaki tutumumuzu anlattığı bir
anektodu hiç aklımdan çıkarmam, hatta danışanlarımla sık sık paylaşırım.
Thomas’ın
mesleki yaşamının başı ve eğitimi muhasebe ve mali muşavirlik. Üniversite son
sınıfta okurken bir şirkette part time olarak çalışmaya başlıyor. Bu mali
müşavirlik şirketi kendisini çeşitli müşterilerinin hesaplarını kontrol etmek
üzere görevlendiriyor. İlk müşterisine gitmeden önce Thomas endişeleniyor ve
yöneticisi ile paylaşıyor tasalarını: “Ya ciddi bir hata yapar da işleri
karıştırırsam?” Yöneticisi gülümsüyor. “Merak etme” diyor, “biz
seni başarabileceğini bildiğimiz seviyenin hep iki seviye altındaki işlere
göndereceğiz”.
Thomas diyor
ki “işte biz de böyle yaşıyoruz yaşamımızı. Hep becerebileceğimizin iki seviye
altında çalışıyoruz, başarısız olma, karışıklığa neden olma, zorlanma
korkularımız yüzünden.”
Gerçekten de
biz insanlar, vasatı mükemmel yapmaya programlanmış durumdayız. Bir
yandan potansiyelimizi kullanamamaktan, işimizin, yaşamımızın, evrenin bize
olabileceğimizin en iyisi olmamız için fırsatlar vermediğinden yakınıyoruz,
bir yandan da rahat
ettiğimiz vasatlık alanını terketmeye ödümüz patlıyor. Evet, en iyimizi ortaya
koymak istiyoruz, ama bunu yaparken yorulmamak, çok fazla çalışmamak, risk
almamak, ve kesinlikle başarısız olmamak istiyoruz. Biz garanti istiyoruz.
John A.
Shedd, "limandaki bir gemi güvendedir, ama geminin yapılış amacı bu değildir"
diyor. Bir çoğumuz potansiyelimizin ve bizim için mümkün olan herşeyin
sınırlarında dolaşmayı göze alamadığımız için güvenli vasat girişimlerimizde
zorlanma hissini tadabilmek için kendi kendimizi sabote ediyoruz. Bizim için pek
de anlamı olmayan hedefler, amaçlar uğruna sevinip üzülüyoruz.
Sizin için
mümkün olanı yapmaya niyetlenmek, gerçekten de korkutucu bir şey. Çünkü
yapabileceğinin en iyisini yapmak demek, rahatlıkla mükemmel sonuçlar
yaratabileceğinizi bildiğiniz alanınızdan çıkmak, şu anda belki de
yapabileceğinizi düşündüğünüz sınıra doğru uzanmak, daha fazlası var mı diye
suya şöyle bir ayağını sokmak demek. Çünkü ne siz, ne de bir başkası size
sınırlarınızın ne olduğunu, neler yapıp neler yaratamayacağınızı söyleyemez. Bu
sınırları ancak deneyerek bulabilirsiniz.
Sizin için en
mükemmeli aramak demek bu sınırları ararken mükemmelden vazgeçmek demektir.
Çünkü neler yapabileceğinizi araştırırken bilmediğiniz alanlara girecek,
belirsizlikle arkadaş olacak, bazen de düşeceksiniz. Ama çok çabucak
öğreneceksiniz ki bu düşmeler sizin düşmanınız değil, dostunuz. Ve alacağınız en
büyük hediye, kafaya koyduğunuzda aşamayacağınız hiç bir sınır, olamayacağınız
hiç bir şey bulunmadığı gerçeği ile yüzleşmek olacak. Ama dikkat edin, Jung'un da
dediği gibi "en büyük korkunuz güçsüz düşmek değil, tersine herşeyi yapabilecek
güçte olduğunuzu görmek" olabilir.
Yaşamda sizin
için nelerin mümkün olduğunu, potansiyelinizin neleri içerdiğini, sınırlarınızın
ne kadar geniş olduğunu oturduğunuz yerde bulamayacaksınız, size garanti
veriyorum. Eğer yaşam amacınızı bir insanın, bir kitabın, bir seminerin veya
ilahi bir sesin size söylemesini bekliyorsanız, biraz daha beklemeniz
gerekebilir. Bilge Şeker'in dediği gibi "yaşam beklenerek değil, yaşanarak
anlaşılacak" bir şeydir. Onun için de hemen, şimdi başlayın yaşamaya! Merak
etmiyor musunuz, neler yapabilirsiniz aslında, mükemmellik maskesinden
kurtulabilseniz!
Gelin, Ömer Hayyam'a kulak verelim:
"İnciyi isteyen dalgıç olacak;
Varı yoğu Dost'a verip salacak;
Canı avucunda, soluğu göğsünde;
Ayağı baş olacak, başı ayak"
Thomas, 47
yıllık yaşamını işte böyle yaşadı. 11 Şubat 2003 akşamı ölüm, ani bir kalp krizi
kılığında Austin, Texas'taki evinde buldu onu. Son 20 yılını Yaşam Koçluğu
mesleğinin gelişimine adadı Thomas. Ve bu hedefi sonunda gerçekleştikten sonra,
dünyanın dört bir yanında Yaşam Koçları saygın ve eğitimli profesyoneller olarak
çalışmaya ve insanların yaşamlarını güzelleştirmeye başladıktan
sonra da veda etti yaşama. 1992'de Coach University'yi, 2000 yılında Graduate
School Of Coaching'i kurarak benim de aralarında olduğum onbinlerce koç
yetiştirdi. Bir çok kitap, test, program, seminer, ders yarattı. 1994'de
International Coach Federation'ı, 2000'de şu anda 27,700 üyesi ile dünyanın en
büyük koçlar topluluğu olan Coachville'i kurdu.
Kendi başarı
tanımlarını yazarken "yaratıcılığımın keyfine varabildiğim ölçüde; her ne olursa
olsun yapıcı ve sevecen olduğum ölçüde başarılı olduğumu bilirim" diyen T,
yaşamını başarıyla tamamladı.
Yazımı T'nin
sözleriyle tamamlamak istiyorum:
"47
yaşındayım.
Yaşamımda
eskiden herşey berbattı. Doğruyu söylemek gerekirse, iyi niyetli bir
beceriksizdim. Son on yılda herşey çok çok iyiye gitti... Bu koçluk gerçekten
işe yarıyor galiba!
Günlerimi
yazarak, okuyarak ve kitaplar, dersler/programlar ve internet bazlı projeler
gibi şeyler yaratarak geçiriyorum.
Başkaları
çok çalıştığımı düşünüyorlar, ama çok sık kestiriyorum ve çok çok hızlı
yazabiliyorum.
Çok
çalışıyorum, çünkü üzerinde çalıştıklarım bana büyük haz veriyor. Bunu yapmazsam
ne yaparım bilemiyorum.
Ve zaten
bu yaşam zamanında dördüncü hayatımı yaşadığımı düşünüyorum; o açıdan bu noktada
hepsi bir ödül.
Basit
zevklerim var, iyi gidiyor herşey!"
|