E-Dergiyi
Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.
Bu e-derginin grafik şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi28.htm
adresinden okuyabilirsiniz
Dergimizi bir arkadaşınızdan veya e-mail grubundan okuyorsanız, lütfen buraya
tıklayarak abone olunuz.
Kişisel
Bir Yaşam
© 2003 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost
Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın
Bu
hafta...
Eski sayılarımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.
İtiraf ediyorum. Yetişmedi. Bu hafta yeni formatla karşınıza çıkmaya
söz vermiştim, ama bu sözümü gelecek sayıya ertelemek zorundayım! Gelecek hafta
bayram tatiline denk geldiği için dergimiz yayımlanmayacak, bayramdan sonraki
ilk Salı gecesi, yeni formatımızla karşınızda olacağız.
Bu haftaki yazımızda ise çok “gizli” bir formülü açıklıyoruz. Lütfen bu
formülü kullanırken dikkatli olun, kazara isteklerinize ulaşabilirsiniz!
Saygılarımla,
Dergimizi bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz.
Alıntı yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz.
Ücretsiz
değerlendirme görüşmesi için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için
neler yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz.
Yeni tanıştığım
insanlar, “Yaşam Koçluğu” yaptığımı
öğrendiğinde merak ederler, ne demek bu diye. Açıklarım: “Ben, yaşam kalitesini
arttırmak, projelerini yaşama geçirmek, hedeflerini belirlemek ve onlara
ulaşmak isteyen, ve bunları gerçekleştirmek için inanç, duygu, düşünce ve
eylemlerine farklı bir pencereden bakmaya istekli
ve hazır bireylere danışmanlık
yaparım. Başarıyı sağlamak ve kalıcı
kılmak için bir çeşit antrenörlük yaparım yani.”
Bu yanıtım merakları
gidermektense daha çok arttırır doğal olarak. Eğer siz de meraklandıysanız, bir
dakika durmanızı ve bir kağıda aklınızdaki soruyu yazmanızı rica ediyorum. Evet,
ne yazdınız? Merak ettiğiniz acaba inançların nasıl ortaya konup
değiştirilebileceği mi? Yoksa duygularınızı yönetmek için nasıl beceriler
kazanmanız gerektiği mi? Veya yaşam kalitesini arttırırken nasıl bir çalışma
yapıldığı mı?
Eğer bu veya benzeri
bir sorunuz varsa size bir haberim var: Azınlıktasınız. Çan eğrisinin en şişman
kısmında yer almayı tercih edenlerdenseniz, sorunuz “o zaman söylesene, şu
başarının formulü nedir, biz de başarılı olalım” benzeri bir şey olsa gerek.
Nedense neredeyse herkesin bana sorduğu soru
bu. Başarının sihirli formülü. Kitapçınıza uğrayın ve adında veya içeriğinde
sihirli bir formül, kısa bir yol, bir kestirme metod vaad
Peki, tamam, daha fazla kaçmayacağım! Teslim
oluyorum. Başarının, sonuçlar yaratmanın, istediğinize ulaşmanın, hatta
mucizeler yaratmanın gizli formülünü biliyorum! Sadece küçük bir azınlık
tarafından bilinen ve özenle korunan bu sırrı şimdi siz okurlarımla
paylaşacağım. Ancak bu formülü kullanırken dikkatli olun. Çünkü aslında
istemediğiniz sonuçlar yaratabilirsiniz. Örneğin artık “koşullar yüzünden
başarısız oldum” deme şansınız kalmayabilir, deseniz de artık kendinizi buna
inandıramayabilirsiniz.
Gelelim formülümüze. Formülümüzü tek tek
parçalarıyla açıklayacağım. İstenilen sonuçları, hatta mucizeleri yaratmanın
birinci parçası, ve her şeyin başı NİYET.
Formülümüzin ikinci bacağı İNANÇ.
Formülümüze göre inanç ve niyet, eyleme
geçmeniz ve başarıya, sonuca doğru ilerlemenizin çok önemli öğeleri. Örneğin
diyelim ki ben çok başarılı bir piyanist olabileceğime, bunun için gerekli
yeteneğe ve formasyona sahip olduğuma inanıyorum. Ve bu doğrultuda bir çaba
göstermeye de niyetim var. Başka neye ihtiyacım var başarılı olmak için? Çok
çalışmaya mı? Cesarete mi? Evet, ama bütün bunları ve yirmi kardeşlerini de
içeren şey nedir?
Çoğumuzun inancı var yeteneklerimiz
olduğuna, potansiyelimizin kullandığımızdan fazla olduğuna. Hani niyetimiz de
var yaşamaya, en azından her sabah kendimizi evden dışarı atıyoruz. Hayallerimiz,
hedeflerimiz, projelerimiz var, bir türlü eyleme geçirilmeyen. İsteklerimiz
var. Ama eyleme geçmiyoruz. Duruyoruz olduğumuz yerde, görünmez bir duvarın
önünde. Çünkü bilincinde değiliz belki, ama bize sorulan bir soru var, her
seferinde evrene dileklerimizi, hayallerimizi, isteklerimizi bildirdiğimizde.
Ama bir seviyede farkındayız ki bu soruya tatminkar, en azından bizi mutlu
edecek bir yanıt veremiyoruz, ve olduğumuz yerde çakılı, kendi dairemiz içinde
yaşamaya devam ediyoruz.
Bu soru, ve formülümüzün son parçası şu:
“İstediğine ulaşmak için, başarılı olmak için, sonuçlar yaratmak için,
mucizeler yaratmak için neyi göze alıyorsun?” Ne yapmaya, nasıl değişiklerden, süreçlerden
geçmeye razısın? Yaşamına ne kadar yeni bir pencereden bakabilirsin? Nelerden,
hangi rahatlıklardan vazgeçebilirsin hedeflerin için? Eğer yanıtın “her ne olursa!” değilse o
zaman korku dağları bekliyor demektir. Niyet ve inancınızın yanına bunu, yani
sebat ve azmi koymadan çıkacağınız yolda karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu küçük
büyük aksiliklerden, beklenmeyen olaylardan dolayı geri adım atmanız, belki de
tamamen havlu atmanız çok daha kolay olacaktır.
Burada kastettiğim kendini tehlikeye atmak,
herşeyi geride bırakmak, bizim için değerli olan şeyleri çöpe atmak değil.
Sonuçta hepimiz bu değerlerin çevresinde
yaşamaya çalışıyoruz. Ancak ulaşılmak istenen her büyük sonuç için göze
alınması gereken bir yatırım, bir cesaret düzeyi, bir süreç var. Eğer bu süreci ve kısa dönemli özverileri göze almıyorsak,
vaad edilen topraklara nasıl ulaşabiliriz?
Ben dünyaca ünlü bir piyanist olma niyet ve
inancını taşıyorken, bunun için gerekli uzun ve yoğun çalışmayı ve adanmışlığı
göze almıyorsam, acaba istediğim sonuçlara ulaşma olasılığım nedir? Öte tarafından
bakalım. Diyelim ki bir hedefim var. Diyelim ki ben yılda belli bir miktar ciro
yapan bir şirket kurmak istiyorum. Niyetim var, inancım da. Yola çıktım. Ne
zaman başarısız olurum? Kim söyleyebilir bana başarısız olduğumu, benden başka?
Bir insan ancak iki şekilde yenilebilir, ya vaz geçtiğinde, havlu attığında,
yada öldüğünde diyor Machowicz.
Mucize, yaratmaya niyetlendiğiniz ve
ulaşabileceğiniz sonuçları elde etmek için her ne gerekiyorsa yapmayı,
gerekiyorsa her düşüşten sonra silkelenip tekrar tırmanmaya devam etmeyi göze
aldığınızda çıkacaktır karşınıza. Benim deneyimim tam bu noktada, yaşamın
eğlenceli paradokslarından biriyle karşılaşacağınızı söylüyor. Gerçekten, ama
gerçekten niyet, inanç ve sebatı tam olarak bir araya getirdiğinizde o göze aldığınız
şeylerin çoğu ile karşılaşmak zorunda kalmayabilirsiniz. Unutmayın,
düşünebildiğiniz, inanabildiğiniz, ve güvenle beklediğiniz herşey mutlaka
gerçekleşir. Ve üzgünüm, bu formül gördüğünüz gibi bir “kısa yoldan” formülü
değil. Ama kesinlikle çalışan bir formül:
NİYET + İNANÇ + SEBAT = SONUÇ
/ MUCİZE
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce
mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin
aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca
bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve
o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri
için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık
yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve
kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan
deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Mare Fidelis’in
ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme
seansı için bir randevu alınız.
© 2003 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost
Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.