|
Bu e-dergiyi
okumakta gucluk cekiyorsaniz, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi28.htm
adresinden de okuyabilirsiniz Abone olmak için marefidelis-subscribe@topica.email-publisher.com
adresine bir e-posta atınız. DERGIYI BASTIRMAK VEYA TEXT SEKILDE OKUMAK
ICIN buraya
TIKLAYINIZ. www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın |
||
|
Kişisel
Bir Yaşam |
İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık E-Dergi |
Sayı 28– 4
Şubat 2003
|
|
|
||
|
Bu hafta... Eski sayılarımıza buraya
tıklayarak ulaşabilirsiniz. İtiraf ediyorum. Yetişmedi. Bu hafta yeni formatla karşınıza çıkmaya
söz vermiştim, ama bu sözümü gelecek sayıya ertelemek zorundayım! Gelecek
hafta bayram tatiline denk geldiği için dergimiz yayımlanmayacak, bayramdan
sonraki ilk Salı gecesi, yeni formatımızla karşınızda olacağız. Bu haftaki yazımızda ise çok “gizli” bir formülü açıklıyoruz. Lütfen
bu formülü kullanırken dikkatli olun, kazara isteklerinize ulaşabilirsiniz! Saygılarımla, Dost C. Deniz |
||
|
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı
yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz. Ücretsiz değerlendirme görüşmesi
için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini
öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz. |
||
© 2003 Dost
Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz
olarak kullanılamaz.
Yardımcı olur musunuz?Herkese hedef
belirletip de kendi kendime hedef koymak olmaz tabi! Kendime bu sene için
koyduğum hedeflerden biri de bu e-dergilerle mümkün olduğu kadar çok insana
ulaşabilmek. Bu hedefin ilk basamağı üç ay içinde abone sayımızı ikiye
katlamak. Bu amacımıza lütfen bu e-dergiyi arkadaşlarınıza ve
yararlanabileceklerini düşündüğünüz kişilere ileterek destek verebilir
misiniz? Şimdiden teşekkürler!
|
||
Gizli ve de çok sihirli formülü açıklıyoruz...Yeni tanıştığım insanlar, “Yaşam Koçluğu” yaptığımı öğrendiğinde
merak ederler, ne demek bu diye. Açıklarım: “Ben, yaşam kalitesini arttırmak,
projelerini yaşama geçirmek, hedeflerini belirlemek ve onlara ulaşmak
isteyen, ve bunları gerçekleştirmek için inanç, duygu, düşünce ve eylemlerine
farklı bir pencereden bakmaya istekli
ve hazır bireylere danışmanlık
yaparım. Başarıyı sağlamak ve
kalıcı kılmak için bir çeşit antrenörlük yaparım yani.” Bu yanıtım merakları gidermektense daha
çok arttırır doğal olarak. Eğer siz de meraklandıysanız, bir dakika durmanızı
ve bir kağıda aklınızdaki soruyu yazmanızı rica ediyorum. Evet, ne yazdınız?
Merak ettiğiniz acaba inançların nasıl ortaya konup değiştirilebileceği mi?
Yoksa duygularınızı yönetmek için nasıl beceriler kazanmanız gerektiği mi?
Veya yaşam kalitesini arttırırken nasıl bir çalışma yapıldığı mı? Eğer bu veya benzeri bir sorunuz varsa
size bir haberim var: Azınlıktasınız. Çan eğrisinin en şişman kısmında yer
almayı tercih edenlerdenseniz, sorunuz “o zaman söylesene, şu başarının
formulü nedir, biz de başarılı olalım” benzeri bir şey olsa gerek. Nedense neredeyse herkesin bana sorduğu
soru bu. Başarının sihirli formülü. Kitapçınıza uğrayın ve adında veya
içeriğinde sihirli bir formül, kısa bir yol, bir kestirme metod vaad eden
kitapları sayın lütfen. Bahse girerim ki şaşıracaksınız. Biz sevgili insanlar
çok meraklıyız formüllere, kestirmelere. Bunların bazıları gerçekten işe
yarıyor olabilir tabi. Örneğin ben size hemen çok iyi bilinen bir gizli
formülü söyleyeyim: Eğer kısa yoldan zengin olmak istiyorsanız, kısa yoldan
zengin olmak üzerine bir kitap yazın! Eğer bu
sırrı söylersem sizi öldürmem gerekecek...
Peki, tamam, daha fazla kaçmayacağım!
Teslim oluyorum. Başarının, sonuçlar yaratmanın, istediğinize ulaşmanın,
hatta mucizeler yaratmanın gizli formülünü biliyorum! Sadece küçük bir
azınlık tarafından bilinen ve özenle korunan bu sırrı şimdi siz okurlarımla
paylaşacağım. Ancak bu formülü kullanırken dikkatli olun. Çünkü aslında
istemediğiniz sonuçlar yaratabilirsiniz. Örneğin artık “koşullar yüzünden
başarısız oldum” deme şansınız kalmayabilir, deseniz de artık kendinizi buna
inandıramayabilirsiniz. Gelelim formülümüze. Formülümüzü tek tek
parçalarıyla açıklayacağım. İstenilen sonuçları, hatta mucizeleri yaratmanın
birinci parçası, ve her şeyin başı NİYET.
Eğer niyet yoksa, hiçbir şey yoktur. Yaşamın oluşmasını sağlayan şeydir
niyet. Eğer niyetlenmezseniz, sizi kimse yataktan kaldıramaz. “Aslında bu
akşam raporu yazmaya niyetim vardı, ama bir türlü başlayamadım” ciddi bir
yalandır, hem kendinize hem başkasına söylenen. Çünkü niyet eylemi getirir.
Ama sonuçlar için iki maddeye daha ihtiyaç var. Formülümüzin ikinci bacağı İNANÇ. Eğer bir şeyi başaracağınıza
inanmazsanız, hiçbir şekilde başarılı olmanızın imkanı yoktur. Henry Ford’un
da dediği gibi, “Yapabileceğinizi
yada yapamayacağınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle haklısınız”. Eğer bir iş kurmak veya özgür çalışmak
niyetiniz varsa, ancak başarılı olabileceğinize inanmıyorsanız, sizi hangi
güç, nasıl, ne yaparak harekete geçirebilir! İnançlar yaşamın ve sizin
motorlarınızdır. Onların farkında olsak da olmasak da yaşamımızı onlar idare
eder, neyi ne kadar yapacağımızı onlar belirler. Bizim kendi kendimize
koyduğumuz sınırlardır inançlar. Formülümüze göre inanç ve niyet, eyleme
geçmeniz ve başarıya, sonuca doğru ilerlemenizin çok önemli öğeleri. Örneğin
diyelim ki ben çok başarılı bir piyanist olabileceğime, bunun için gerekli
yeteneğe ve formasyona sahip olduğuma inanıyorum. Ve bu doğrultuda bir çaba
göstermeye de niyetim var. Başka neye ihtiyacım var başarılı olmak için? Çok
çalışmaya mı? Cesarete mi? Evet, ama bütün bunları ve yirmi kardeşlerini de
içeren şey nedir? Eğer ne olmazsa sonuçlar ve başarı, ara sıra, şans eseri
olarak uğrayan, onu dışında pek bizim durakta durmayan bir trene benzer? Çoğumuzun inancı var yeteneklerimiz
olduğuna, potansiyelimizin kullandığımızdan fazla olduğuna. Hani niyetimiz de
var yaşamaya, en azından her sabah kendimizi evden dışarı atıyoruz. Hayallerimiz,
hedeflerimiz, projelerimiz var, bir türlü eyleme geçirilmeyen. İsteklerimiz
var. Ama eyleme geçmiyoruz. Duruyoruz olduğumuz yerde, görünmez bir duvarın
önünde. Çünkü bilincinde değiliz belki, ama bize sorulan bir soru var, her
seferinde evrene dileklerimizi, hayallerimizi, isteklerimizi bildirdiğimizde.
Ama bir seviyede farkındayız ki bu soruya tatminkar, en azından bizi mutlu
edecek bir yanıt veremiyoruz, ve olduğumuz yerde çakılı, kendi dairemiz
içinde yaşamaya devam ediyoruz. Bu soru, ve formülümüzün son parçası şu:
“İstediğine ulaşmak için, başarılı olmak için, sonuçlar yaratmak için,
mucizeler yaratmak için neyi göze alıyorsun?” Ne yapmaya, nasıl değişiklerden,
süreçlerden geçmeye razısın? Yaşamına ne kadar yeni bir pencereden
bakabilirsin? Nelerden, hangi rahatlıklardan vazgeçebilirsin hedeflerin için?
Eğer yanıtın “her ne olursa!” değilse o zaman korku dağları bekliyor
demektir. Niyet ve inancınızın yanına bunu, yani sebat ve azmi koymadan
çıkacağınız yolda karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu küçük büyük aksiliklerden,
beklenmeyen olaylardan dolayı geri adım atmanız, belki de tamamen havlu
atmanız çok daha kolay olacaktır. Başarısız
olmanın tek yolu nedir?
Burada kastettiğim kendini tehlikeye
atmak, herşeyi geride bırakmak, bizim için değerli olan şeyleri çöpe atmak
değil. Sonuçta hepimiz bu değerlerin
çevresinde yaşamaya çalışıyoruz. Ancak ulaşılmak istenen her büyük sonuç
için göze alınması gereken bir yatırım, bir cesaret düzeyi, bir süreç var. Eğer bu süreci ve kısa
dönemli özverileri göze almıyorsak, vaad edilen topraklara nasıl
ulaşabiliriz? Ben dünyaca ünlü bir piyanist olma niyet
ve inancını taşıyorken, bunun için gerekli uzun ve yoğun çalışmayı ve
adanmışlığı göze almıyorsam, acaba istediğim sonuçlara ulaşma olasılığım
nedir? Öte tarafından bakalım. Diyelim ki bir hedefim var. Diyelim ki ben
yılda belli bir miktar ciro yapan bir şirket kurmak istiyorum. Niyetim var,
inancım da. Yola çıktım. Ne zaman başarısız olurum? Kim söyleyebilir bana
başarısız olduğumu, benden başka? Bir insan ancak iki şekilde yenilebilir, ya
vaz geçtiğinde, havlu attığında, yada öldüğünde diyor Machowicz. Mucize, yaratmaya niyetlendiğiniz ve
ulaşabileceğiniz sonuçları elde etmek için her ne gerekiyorsa yapmayı,
gerekiyorsa her düşüşten sonra silkelenip tekrar tırmanmaya devam etmeyi göze
aldığınızda çıkacaktır karşınıza. Benim deneyimim tam bu noktada, yaşamın
eğlenceli paradokslarından biriyle karşılaşacağınızı söylüyor. Gerçekten, ama
gerçekten niyet, inanç ve sebatı tam olarak bir araya getirdiğinizde o göze
aldığınız şeylerin çoğu ile karşılaşmak zorunda kalmayabilirsiniz. Unutmayın,
düşünebildiğiniz, inanabildiğiniz, ve güvenle beklediğiniz herşey mutlaka
gerçekleşir. Ve üzgünüm, bu formül gördüğünüz gibi bir “kısa yoldan” formülü
değil. Ama kesinlikle çalışan bir formül: NİYET + İNANÇ +
SEBAT = SONUÇ / MUCİZE |
||
|
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. |
||
|
Mare Fidelis’in ve
Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz
değerlendirme seansı için bir randevu alınız. © 2003 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e
aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz. |
||