E-Dergiyi
Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.
Bu e-derginin grafik şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi24.htm
adresinden okuyabilirsiniz
Dergimizi bir arkadaşınızdan veya e-mail grubundan okuyorsanız, lütfen buraya
tıklayarak abone olunuz.
Kişisel
Bir Yaşam
© 2003 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost
Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın
Bu
hafta...
Eski sayılarımıza buraya tıklayarak
ulaşabilirsiniz.
Benim ve bu e-dergi hakkında iki soru doğduğunu
karşılaştığım arkadaşlardan ve siz okurlarımdan gelen e-postalardan anlıyorum.
İlk olarak:
Evet, benim ilk ismim gerçekten de Dost, ve bu sahne adım değil! J (İnanmayana Nüfus Cuzdanı fotokopisi
yollanır! J)
İkinci soruya
gelince: Hayır, benim işim sadece e-dergi çıkarmak değil. Bu
verdiğim Yaşam Koçluğu hizmetinin bir parçası. Yaşam
Koçluğu çerçevesinde yaşam kalitesini yükseltmek ve istediği yaşamı yaratmak
isteyen ilerlemeye açık, kapasiteli, ve kendine, ilişkilerine, ve deneyimlerine
farklı bir perspektiften bakmaya hazır ve istekli bireylerle kişisel temeller
ve/veya belirledikleri hedefler üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında üst
düzey yöneticilerle hem kendi yaşam kalitelerini, hem de yönetim performanslarını
ve liderlik becerilerini arttırmak, hem de şirketlerini vizyonlarına taşımak
için koçluk yapıyorum. Bu hizmetlerle ilgili daha fazla bilgi
edinmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz veya dostdeniz@superonline.com
adresine bir e-posta atınız.
Bu sayımıza
gelince... Sürprizleri sever misiniz? Ama ya o hiç
beklemediğiniz zaman karşınıza gelen ve bütün planlarınızı bozan sürprizleri?
İşte bu haftaki yazımız o sürprizler hakkında... Yaşamın
temelinde olan o sürpsiz faktörü sevebilmek, hatta ona teslim olabilmek,
aslında mutlu olmanın ve mucizeler yaratmanın en önemli kuralı. Devamı
aşağıda!
Saygılarımla,
Dost C. Deniz
Dergimizi bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz.
Alıntı yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz.
Ücretsiz
değerlendirme görüşmesi için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için
neler yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz.
Her yolculuğun karanlık anları vardır. Hepimiz yaşamadık mı o anları! Yolculuğumuzu planlamıştık, herşey yerli yerindeydi, bütün olasılıkları belirlemiş, her olasılığa karşı önlemlerimizi almıştık. Cesaretimizi toplamamız belki zaman almıştı, ama toplamıştık ya, gerisi vız gelirdi artık. Bu yolculuğa öyle veya böyle çıkılacaktı....
Ve birden... Bu da nereden çıktı şimdi! Nedense beklenmeyen bir şey, hiç sırası olmayan bir olay, münasebetsiz bir insan, düşünemediğiniz bir olasılık... birden, sislerin içerisinden, hiç de hoş geldin demememize aldırmadan çıka gelir, çöreklenip oturuverir tam da planlarımızın orta yerine... Sürpriiiiz!!!
Bir düşüncedir alır bizi... Ne yapacağız şimdi? Nereden çıktı şimdi bu, ve nasıl planlarımıza uygun devam edebiliriz, bu sürprize rağmen? Nasıl hedeflediğimiz yere, umduğumuz sonuca ulaşabiliriz, bütün bu olanlara rağmen? Bundan, bu olaydan, bu insandan, bu deneyimden nasıl kurtulabiliriz? Onu görmezden gelsek? İlgilenmeyin, sakın ha, yokmuş gibi davranın... Göz ucuyla bak bakalım, hareket ediyor mu? Belki sıkılır da gider... Hayır, hiç hareket yok...
Peki, madem gitmiyor, o zaman onunla bir konuşalım, haddini bildirelim bakalım! Bana bak, sürpriz misin nesin, başka işin yok mu kardeşim senin? Ha? Hadi canım yoluna, bizim planlarımız var, hedeflerimiz var, bak bizim yolculuğumuz var, alıkoyma bizi, bizim alınacak yolumuz var, öğrenecek derslerimiz var bizim. Bizi bırak, yolumuzdan çekil ki, gidip yaşamın bize sunacağı o derslerle karşılaşıp, büyüyelim. Büyümemize mani oluyorsun bak... Neden manalı manalı sırıtıyorsun be kardeşim, ne var bunda gülünecek?
Madem laftan
anlamıyorsun, o zaman benden günah gitti, mücadele etmem gerekecek seninle.
... diyerek bir ömür mü tüketiyoruz, ne! Düşünsenize, ne ile karşılaştık? Bir sürprizle... Quantum fizikçiler çok iyi bilirler ki, evrenin doğasında var sürpriz. Lisede fizik dersinde çoğumuz Heisenberg’in Belirsizlik Kuramını öğrendik, çok basit bir biçimde diyor ki herhangi bir atomik parçacığın hem konumunu, hem de hızını aynı anda belirleyemezsin. Her zaman bir sürpriz, bir bilinmeyen olacak. Bir saniye sonra ne olabileceği hakkında olasılıkların bazılarını bilebilirsin, ama gerçekte ne olacağını hiçbir zaman bilemezsin. Fizik kuramlarıyla kavga etmeye girişirsen kazanma ihtimalin çok olmayabilir. Ama o kuramların gücünü kullanırsan o zaman kendi evrenini kendin yaratabilirsin.
Sürprizle
Aikido...
Bilge Şeker’le yaptığımız keyifli tartışmalarda öğrendiğim birşeyi hiç aklımdan çıkarmıyorum: Düşünmek, soru sormak demektir. Düşünüyorum dediğimiz her an bir soru soruyor ve ona yanıt veriyoruz aslında... Doğru düşünmek ise doğru soruları sormak demek oluyor bundan hareketle. Bir sürprizin veya beklenmeyen bir olayın suçlusunu arayarak, ondan nasıl kurtulacağınızı düşünerek, planınızı tekrar nasıl yaşama döndüreceğiniz konusunda endişelenerek bir ömür harcayabilirsiniz. Ancak belki de başka sorulardır sormamız gereken. Belki başka sorulardır bizi aydınlığa, öğrenmeye, büyümeye ve karşılaştığımız sürprizin hediyesine götürecek...
Örneğin bütün planlarınızı bozan bu tip bir olayla karşılaştığınızda, hiç sordunuz mu kendinize, bu deneyimden aslında ben ne alabilirim diye? Hiç sordunuz mu, bu olay, şu anda, yaşamımın bu noktasında, bana seçtiğim yolla, çıkmayı planladığım yolla ilgili neler söylüyor diye? Hiç sordunuz mu kendinize, bu beklemediğim olay, ve ona verdiğim tepki, kendim hakkında benim bilmediğim neleri söylüyor, anlatıyor bana diye? Bu deneyimim bana verdiği bilgilerle şimdiye kadar kullanmadığım neleri devreye sokabilirim diye düşündünüz mü? Bu olaya en iyi uyum sağlamak ve ondan en az yarayla çıkmak veya en büyük kazancı sağlamak için planlarımı nasıl değiştirebilirim ve nasıl uyum sağlayabilirim diye sordunuz mu? Bu olay, bana daha önce mevcut olmayan hangi fırsatları yaratıyor, hiç merak ettiniz mi? Bu olayın olması ne açılardan mükemmel, bu gözle bakabilir misiniz?
Bilge Şeker, “Yaşamı devam ettiren sürpriz faktördür, sürpriz faktörü ortadan kaldırmaya çalışan, kendini yok etmeye çabalıyordur” diyor. Yaşamınızdaki sürprizlerle, evreninizle, kendinizle mücadele etmeyi bırakın. Sürprizlerin içindeki potansiyeli görebilen insan, yaşamında mucizeler yaratabilen insandır.
Bütün bu anlattıklarımın şimdi sizi düşündürdü belki de, belki de “ya, doğru söylüyor aslında” dediniz, belki hemen şimdi gelecek beklemediğiniz bir habere karşı yukardakine benzer sorular soracaksınız. Ama kendimden iyi biliyorum ki bu etki belki yarım saat, belki yarım gün sonra geçecek.
Eyleme
geçin...
Onun için gelin eyleme geçelim. Şimdi size önerim bir kağıt kalem almanız, belki de defterinizi açmanız... Yaşamınızda karşılaştığınız en büyük sürprizlerden üçünü seçin, ve her birini birer sayfanın üst tarafına kısaca yazın. Her sayfaya, önce bu sürprizin planlarınızı nasıl değiştirdiğini yazın. Planlamış olduğunuz, veya hayal ettiğiniz ne ulaşılmaz oldu bu sürpriz yüzünden? Daha sonra bu sürpriz olduğunda verdiğiniz tepkiyi, hissettiklerinizi hatırlamanızı ve yazmanızı istiyorum. Görmemezden mi geldiniz, onunla kavga etmeye mi kalktınız? Nasıl hissediyordunuz, ne düşünüyordunuz? Dünyanın sonu mu gelmişti?
Daha sonra bu sürprizden sonra yaşamınızda daha önce mümkün olmayan nelerin gerçekleştiğini yazmanızı istiyorum sizden. Bu sürpriz sayesinde neler başardınız, nerelere gittiniz, neler öğrendiniz, yaşamınız nasıl değişti? Son olarak şu anda, bugün dönüp de bu olaya baktığınızda neler hissettiğinizi yazmanızı rica ediyorum. Bu duyguları, olay sırasında hissettiğiniz duygularla karşılaştırmayı da unutmayın.
Şimdi
kağıdınıza bakın. Ne düşünüyorsunuz?
Pardon, ben bir parçasını değiştirmek
isterdim... O da şu: Keşke o zaman sürprizimle mücadele etmeseydim de şimdi
aslında mevcut olduğunu gördüğüm fırsatlardan yararlanabilseydim... Ama yine
de, o zaman ben, bu ben olmazdım ki! Seçim şansı geçmişe doğru ilerlemiyor,
sadece şimdiki anda var. Ve
Ama dikkat edin de kaçırdığınız geçmiş
fırsatlara üzülürken şimdiki zamandaki fırsatları kaçırmayın.
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce
mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı.
Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine
doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her
anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine
yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel
Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve
kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan
deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Mare Fidelis’in
ve Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme
seansı için bir randevu alınız.
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost
Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.