|
Bu e-dergiyi
okumakta gucluk cekiyorsaniz, http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi24.htm
adresinden de okuyabilirsiniz Abone olmak için marefidelis-subscribe@topica.email-publisher.com
adresine bir e-posta atınız. DERGIYI BASTIRMAK VEYA TEXT SEKILDE OKUMAK
ICIN buraya
TIKLAYINIZ. www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın |
||
|
Kişisel
Bir Yaşam |
İnsan, Yaşam, ve Değişim Üzerine Haftalık E-Dergi |
Sayı 24 – 7
Ocak 2003
|
|
|
||
|
Bu hafta... Eski
sayılarımıza buraya
tıklayarak ulaşabilirsiniz. Benim
ve bu e-dergi hakkında iki soru doğduğunu karşılaştığım arkadaşlardan ve siz
okurlarımdan gelen e-postalardan anlıyorum. İlk
olarak: Evet, benim ilk ismim gerçekten de Dost, ve bu sahne adım değil! J (İnanmayana Nüfus Cuzdanı
fotokopisi yollanır! J) İkinci
soruya gelince: Hayır, benim işim sadece e-dergi çıkarmak değil. Bu verdiğim
Yaşam Koçluğu hizmetinin bir parçası. Yaşam Koçluğu çerçevesinde yaşam
kalitesini yükseltmek ve istediği yaşamı yaratmak isteyen ilerlemeye açık,
kapasiteli, ve kendine, ilişkilerine, ve deneyimlerine farklı bir
perspektiften bakmaya hazır ve istekli bireylerle kişisel temeller ve/veya
belirledikleri hedefler üzerinde çalışıyoruz. Bunun yanında üst düzey
yöneticilerle hem kendi yaşam kalitelerini, hem de yönetim performanslarını
ve liderlik becerilerini arttırmak, hem de şirketlerini vizyonlarına taşımak
için koçluk yapıyorum. Bu hizmetlerle ilgili daha fazla bilgi edinmek için
lütfen www.marefidelis.com adresini
ziyaret ediniz veya dostdeniz@superonline.com
adresine bir e-posta atınız. Bu
sayımıza gelince... Sürprizleri sever misiniz? Ama ya o hiç beklemediğiniz
zaman karşınıza gelen ve bütün planlarınızı bozan sürprizleri? İşte bu
haftaki yazımız o sürprizler hakkında... Yaşamın temelinde olan o sürpsiz
faktörü sevebilmek, hatta ona teslim olabilmek, aslında mutlu olmanın ve
mucizeler yaratmanın en önemli kuralı. Devamı aşağıda! Saygılarımla, Dost
C. Deniz |
||
|
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı
yapmak için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz. Ücretsiz değerlendirme
görüşmesi için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler
yapabileceğini öğrenmek için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz. |
||
Sürpriiiiiiiz!!!Her yolculuğun karanlık anları vardır. Hepimiz yaşamadık mı o anları! Yolculuğumuzu planlamıştık, herşey yerli yerindeydi, bütün olasılıkları belirlemiş, her olasılığa karşı önlemlerimizi almıştık. Cesaretimizi toplamamız belki zaman almıştı, ama toplamıştık ya, gerisi vız gelirdi artık. Bu yolculuğa öyle veya böyle çıkılacaktı.... Ve birden... Bu da nereden çıktı şimdi! Nedense beklenmeyen bir şey, hiç sırası olmayan bir olay, münasebetsiz bir insan, düşünemediğiniz bir olasılık... birden, sislerin içerisinden, hiç de hoş geldin demememize aldırmadan çıka gelir, çöreklenip oturuverir tam da planlarımızın orta yerine... Sürpriiiiz!!! Bir düşüncedir alır bizi... Ne yapacağız şimdi? Nereden çıktı şimdi bu, ve nasıl planlarımıza uygun devam edebiliriz, bu sürprize rağmen? Nasıl hedeflediğimiz yere, umduğumuz sonuca ulaşabiliriz, bütün bu olanlara rağmen? Bundan, bu olaydan, bu insandan, bu deneyimden nasıl kurtulabiliriz? Onu görmezden gelsek? İlgilenmeyin, sakın ha, yokmuş gibi davranın... Göz ucuyla bak bakalım, hareket ediyor mu? Belki sıkılır da gider... Hayır, hiç hareket yok... Peki, madem gitmiyor, o zaman onunla bir konuşalım, haddini bildirelim bakalım! Bana bak, sürpriz misin nesin, başka işin yok mu kardeşim senin? Ha? Hadi canım yoluna, bizim planlarımız var, hedeflerimiz var, bak bizim yolculuğumuz var, alıkoyma bizi, bizim alınacak yolumuz var, öğrenecek derslerimiz var bizim. Bizi bırak, yolumuzdan çekil ki, gidip yaşamın bize sunacağı o derslerle karşılaşıp, büyüyelim. Büyümemize mani oluyorsun bak... Neden manalı manalı sırıtıyorsun be kardeşim, ne var bunda gülünecek? Madem laftan anlamıyorsun, o zaman benden günah gitti, mücadele etmem gerekecek seninle. Kabul etmiyorum seni, kabul etmiyorum planlarımı bozmanı, burada olmaman gerekiyor senin, çekil yolumdan. Neden seninle mücadele ettikçe ben daha kötü hissediyorum? Neden senin değil de benim canım yanıyor sana vurduğumda? Daha hızlı vurmam lazım belki de... ... diyerek bir ömür mü tüketiyoruz, ne! Düşünsenize, ne ile karşılaştık? Bir sürprizle... Quantum fizikçiler çok iyi bilirler ki, evrenin doğasında var sürpriz. Lisede fizik dersinde çoğumuz Heisenberg’in Belirsizlik Kuramını öğrendik, çok basit bir biçimde diyor ki herhangi bir atomik parçacığın hem konumunu, hem de hızını aynı anda belirleyemezsin. Her zaman bir sürpriz, bir bilinmeyen olacak. Bir saniye sonra ne olabileceği hakkında olasılıkların bazılarını bilebilirsin, ama gerçekte ne olacağını hiçbir zaman bilemezsin. Fizik kuramlarıyla kavga etmeye girişirsen kazanma ihtimalin çok olmayabilir. Ama o kuramların gücünü kullanırsan o zaman kendi evrenini kendin yaratabilirsin. Sürprizle Aikido... Bilge Şeker’le yaptığımız keyifli tartışmalarda öğrendiğim birşeyi hiç aklımdan çıkarmıyorum: Düşünmek, soru sormak demektir. Düşünüyorum dediğimiz her an bir soru soruyor ve ona yanıt veriyoruz aslında... Doğru düşünmek ise doğru soruları sormak demek oluyor bundan hareketle. Bir sürprizin veya beklenmeyen bir olayın suçlusunu arayarak, ondan nasıl kurtulacağınızı düşünerek, planınızı tekrar nasıl yaşama döndüreceğiniz konusunda endişelenerek bir ömür harcayabilirsiniz. Ancak belki de başka sorulardır sormamız gereken. Belki başka sorulardır bizi aydınlığa, öğrenmeye, büyümeye ve karşılaştığımız sürprizin hediyesine götürecek... Örneğin bütün planlarınızı bozan bu tip bir olayla karşılaştığınızda, hiç sordunuz mu kendinize, bu deneyimden aslında ben ne alabilirim diye? Hiç sordunuz mu, bu olay, şu anda, yaşamımın bu noktasında, bana seçtiğim yolla, çıkmayı planladığım yolla ilgili neler söylüyor diye? Hiç sordunuz mu kendinize, bu beklemediğim olay, ve ona verdiğim tepki, kendim hakkında benim bilmediğim neleri söylüyor, anlatıyor bana diye? Bu deneyimim bana verdiği bilgilerle şimdiye kadar kullanmadığım neleri devreye sokabilirim diye düşündünüz mü? Bu olaya en iyi uyum sağlamak ve ondan en az yarayla çıkmak veya en büyük kazancı sağlamak için planlarımı nasıl değiştirebilirim ve nasıl uyum sağlayabilirim diye sordunuz mu? Bu olay, bana daha önce mevcut olmayan hangi fırsatları yaratıyor, hiç merak ettiniz mi? Bu olayın olması ne açılardan mükemmel, bu gözle bakabilir misiniz? Bilge Şeker, “Yaşamı devam ettiren sürpriz faktördür, sürpriz faktörü ortadan kaldırmaya çalışan, kendini yok etmeye çabalıyordur” diyor. Yaşamınızdaki sürprizlerle, evreninizle, kendinizle mücadele etmeyi bırakın. Sürprizlerin içindeki potansiyeli görebilen insan, yaşamında mucizeler yaratabilen insandır. Bütün bu anlattıklarımın şimdi sizi düşündürdü belki de, belki de “ya, doğru söylüyor aslında” dediniz, belki hemen şimdi gelecek beklemediğiniz bir habere karşı yukardakine benzer sorular soracaksınız. Ama kendimden iyi biliyorum ki bu etki belki yarım saat, belki yarım gün sonra geçecek. Eyleme geçin... Onun için gelin eyleme geçelim. Şimdi size önerim bir kağıt kalem almanız, belki de defterinizi açmanız... Yaşamınızda karşılaştığınız en büyük sürprizlerden üçünü seçin, ve her birini birer sayfanın üst tarafına kısaca yazın. Her sayfaya, önce bu sürprizin planlarınızı nasıl değiştirdiğini yazın. Planlamış olduğunuz, veya hayal ettiğiniz ne ulaşılmaz oldu bu sürpriz yüzünden? Daha sonra bu sürpriz olduğunda verdiğiniz tepkiyi, hissettiklerinizi hatırlamanızı ve yazmanızı istiyorum. Görmemezden mi geldiniz, onunla kavga etmeye mi kalktınız? Nasıl hissediyordunuz, ne düşünüyordunuz? Dünyanın sonu mu gelmişti? Daha sonra bu sürprizden sonra yaşamınızda daha önce mümkün olmayan nelerin gerçekleştiğini yazmanızı istiyorum sizden. Bu sürpriz sayesinde neler başardınız, nerelere gittiniz, neler öğrendiniz, yaşamınız nasıl değişti? Son olarak şu anda, bugün dönüp de bu olaya baktığınızda neler hissettiğinizi yazmanızı rica ediyorum. Bu duyguları, olay sırasında hissettiğiniz duygularla karşılaştırmayı da unutmayın. Şimdi kağıdınıza bakın. Ne düşünüyorsunuz? Eğer siz de bir parça bana benziyorsanız, muhtemelen karşılaştığınız sürprizler sırasında verdiğiniz tepkinin ne kadar gereksiz olduğunu, en acı olaylardan en güzel şeylerin doğabileceğini, en büyük atılımların en büyük zorluklar sayesinde yapılabildiğini, ve bugünden dönüp de bu olaylara baktığınızda tek bir parçasını bile değiştirmek istemeyeceğinizi, çünkü onlar olmasaydı bugünkü sizin de olamayacağını düşünüyorsunuz. Pardon, ben bir parçasını değiştirmek isterdim... O da şu: Keşke o zaman sürprizimle mücadele etmeseydim de şimdi aslında mevcut olduğunu gördüğüm fırsatlardan yararlanabilseydim... Ama yine de, o zaman ben, bu ben olmazdım ki! Seçim şansı geçmişe doğru ilerlemiyor, sadece şimdiki anda var. Ve eğer bu fırsatlardan o zaman yararlanamadıysanız, ve bundan dolayı rahatsızsanız, size garanti ediyorum, bir daha karşınıza fırsatlar çıkacak. Ama dikkat edin de kaçırdığınız geçmiş fırsatlara
üzülürken şimdiki zamandaki fırsatları kaçırmayın. |
||
|
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor. |
||
|
Mare Fidelis’in ve
Kişisel Danışmanlığın sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz
değerlendirme seansı için bir randevu alınız. © 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e
aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz. |
||