E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.
Bu e-derginin grafik
şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi23.htm
adresinden okuyabilirsiniz
Dergimizi bir arkadaşınızdan veya e-mail
grubundan okuyorsanız, lütfen buraya
tıklayarak abone olunuz.
Kişisel Bir Yaşam
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın
Bu hafta...
Eski
sayılarımıza buraya tıklayarak
ulaşabilirsiniz.
Hıristiyan
okurlarımızın Noel Bayramını kutlarız.
Bu sayımızda
çaktırmadan 20. ve 22. sayılarımızda sürdürdüğümüz yeni yıl üçlemesini
tamamlıyoruz. Daha önce geçtiğimiz yılın değerlendirmesini yaptık, bize şimdiki
yaşamımızı belirleyen hediyeler veren insanlara hediyelerini verdik. Bu hafta
bu sürecin en önemli bölümüne, gelecek yıl için hedef belirlemeye geldik. Kolay
gelsin!
Saygılarımla,
Dost C. Deniz
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı yapmak
için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz.
Ücretsiz değerlendirme görüşmesi
için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini öğrenmek
için lütfen www.marefidelis.com adresini
ziyaret ediniz.
E-Dergimizi istediğiniz gibi, arkadaşlarınıza, e-posta gruplarına özgürce gönderebilirsiniz. Aslında sizden bunu yapmanızı rica ediyorum! Bunu yapan sevgili okurlarıma da özellikle teşekkür ederim.
Ama bir ricam var. Lütfen bu e-dergiyi aşağıdaki yollardan birini kullanarak iletiniz:
1. Bir bütün olarak, ve değiştirmeden. Bu, HTML posta kabul eden serverlar veya gruplar için mümkün olacaktır.
2. Eğer text formatında göndermeniz gerekiyorsa ve ana yazıyı kopyalayıp gönderecekseniz, lütfen copyright ibaresini ( © Dost Can Deniz. Her hakkı saklıdır) ve Mare Fidelis websitesine linki (http://www.marefidelis.com) de e-postanıza ekleyiniz.
3. Eğer serverınız HTML kabul etmiyorsa lütfen aşağıdaki “Update Your Profile” linkinden e-dergi formatınızı TEXT’e çeviriniz.
Evet, haydi şimdi yeni yıl için hedef belirlemeye!
©
2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir.
İzinsiz olarak kullanılamaz.
Birkaç haftadır, her yılbaşı yaklaşırken yaptığım ve çok sevdiğim bir süreci pek çaktırmadan hep beraber gerçekleştiriyoruz aslında. 20. sayımızda sizden geçtiğimiz yılın bir muhasebesini yapmanızı rica etmiştim, olaylara vermeyi seçmiş olduğunuz tepkilere odaklanarak. Sayı 21de yer alan bu sürecin ikinci kısmı, geçmişten bugüne taşıdıklarınızdan, yüklerinizden kurtulmak, bugünkü yaşamınızı şekillendiren acı tatlı bütün olaylara etki eden bütün insanları serbest bırakmaktı.
Geçen yılın muhasebesini tamamladık, yüklerimizden kurtulduk, özgürleştik. Sıra geldi gelecek yıl için amaçlar ve hedefler belirlemeye. Hayaller kurmak, gelecek yıla umutla başlamak, düşen umutları ve ruhları tekrar yükseltmek için ne kadar güzel bir fırsat! İyi ki bu yılbaşılar var!
“Hedef belirleme” kelimesini duyduğunuzda bazılarınızın yazıyı okumakta bayağı zorluk çekeceğinizi biliyorum! O kadar korkuyoruz ki hedef belirlemekten! Ya gerçekleştiremezsem! Ya yapmaya umduklarımı beceremezsem? Ya başarısız olursam? BAŞARISIZLIK! Eyvah, o kelimeyi kullandım! Büyüyü bozmuş olabilir miyim?
Anne
bak, benim hedefim var...
Peki, o zaman size hedeflerle ilgili bir iki şey anlatayım. İlk önce şunu unutmamamız lazım, hedefler sadece birer araç. Mutlak suretle ulaşılması gereken, ulaşılmadığı zaman bizim başarısız olarak adlandırılmamıza neden olacak şeyler değiller. Bu onların önemli olmadığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, bir hedef koymak çok önemli. Çünkü hedefler bizim şimdiki zamanda bir eyleme geçmemize neden oluyorlar.
Hiçbir zaman unutmamamız gereken şey şu: Her ne kadar bir hedef bizim geleceğe yansıttığımız ve şimdiki anda gerçeklik eşiğini aşmamış bir şey olsa da, böyle bir hedef ve amaç için yapabileceğimiz tek şey şimdiki anda. O hedef, bizim şimdiki anda eyleme geçmemizi, yaşamımızı değiştirmemizi, olmak istediğimiz insanı şimdide yaratmamızı sağlıyor. Bu hedef, her ne olursa olsun bizim ilerlememizi sağlıyor. Çünkü aslında olayı gerçekte olduğu hale indirgediğimizde, tek bir ölçüt var: İleri doğru hareket ediyor musun, etmiyor musun? Bu soru bütün bahaneleri, amaları, korkuları, her şeyi geçersiz kılıyor.
Unleashing The Warrior Within: Using The 7 Principles of Combat to Achieve Your Goals adlı çok ilginç bir kitabın yazarı, eski bir Amerikan Donanması SEAL komandosu ve eğitmeni olan ve artık başarı koçluğu yapan Richard Machowitz, hedefler koymanın ve onlara odaklanmanın önemini çok güzel anlatıyor:
“Herhangi birini istediği şeyin peşinden götürecek olan, sihirli bir formül değildir. O, ne olursa olsun, neyle karşılaşılırsa karşılaşılsın, istenilen şeye doğru tutarlı ve sürekli olarak ilerlemek ve hareket etmektir. ... Emin olun, vazgeçmek kulağa çok mantıklı gelir. Aslında, bu hedefe odaklanmak ve ilerlemek ile, vazgeçmeye yol açan iç diyalog arasındaki çok basit bir süreçtir. Ve bu iç diyaloglar insanların yaşamında her gün ortaya çıkar. Ve gerçekte, muharebe budur. Savaş budur. Eğer bir savaş sürüyorsa, savaş aslında sizin içinizdedir ve bu savaş sizin her gün yüzleşmek zorunda olduğunuz bir savaştır....”
Henüz
ölmedim, vazgeçemem...
Biz hedef belirlemekten bile
kaçındığımızda, bu iç diyaloga daha en baştan teslim olmuş, daha en baştan
vazgeçmiş oluyoruz. Machowicz’den tekrar alıntı yapmak gerekirse, “bir insan sadece iki şekilde
yenilebilir: vazgeçtiğinde, ya da öldüğünde”.
O zaman gelin şunu kabul edelim: Bir hedef belirlemekten bile kaçındığınızda, başarısızlıktan adımız gibi korktuğumuzda, sonuna kadar gidemeyeceğiz diye eyleme geçmediğimizde, aslında en baştan korktuğumuz şeyi kabul ediyoruz: yenilgiyi! Şu yazıyı okumakta olduğunuz şu anın bir sonrasında ne olacağını bilmediğimiz halde, biz diyoruz ki aslında, ben bu işin sonucunu biliyorum, başarısız olacağım, onun için vazgeçiyorum, hedefler belirlemekten, seçim yapma hakkımdan, yaşamımı şu andan daha güzel hale sokabilme ihtimalimden vazgeçiyorum. Kazanmak için olan tek şansımızdan, yenilmemek vazgeçiyoruz.
Eğer bunu yapmak istemiyorsanız daha fazla, gelin bana katılın. Gelecek yıl için hedefler belirleyelim kendimize. Yapabileceğimiz kadar gerçekçi, ama dişimizi tırnağımıza takmamızı gerektirecek kadar ulaşılmaz olsun bu hedefler. Bizi gerçekten eyleme geçirecek, şimdimizi güzelleştirecek hedefler koyalım. İşimizle, ilişkilerimizle, kendimizle ilişkimizle, kişisel gelişimimizle ve olmak istediğimiz insanla ilgili hedefler koyalım. Ve eğer dırdırcı iç sesimiz bizi bunun ne kadar saçma bir iş olduğu konusunda uyarmaya kalkarsa (ki yapacaktır, iyi tanırım!), kendisine teşekkür edelim, ve yine de ilerleyeceğimizi, hedef belirleyeceğimizi söyleyelim ona.
Bunun için size önerim, her zamanki gibi, rahat bir ortam, sakin müzik, kokular, mumlar olabilirdi, ama hayır! Bu sadece daha fazla ertelemek olur, ve yapılabilirliğini azaltacaktır. Yaşam şimdide yaşanıyor. Ve hedeflerimize doğru ilerlerken aslında yapmamız gereken, o hedefin şimdide gerçekleştirilebilecek en küçük parçasına odaklanmak. Ve bu hedeflerinizi gerçekleştirmek için şimdide yapmanız gereken en küçük hedef onları belirlemek ve bir kağıda yazmak. Onun için lütfen şimdi bir kağıt çıkarın ve onları yazmaya başlayın.
Ama
kimi kandırıyorsunuz?...
İyi bir kişisel gelişim kitapları okuru olarak, kendimden biliyorum ki çoğumuz bu tip bir alıştırma geldiğinde aklımızdan neler yazabileceğimizi şöyle bir düşünüp daha sonra yapmak üzere erteleriz... ve çoğunlukla da yapmayız! Onun için şimdi lütfen gerçekten okumayı bırakıp en az 20 maddelik bir liste yapın: Önümüzdeki yılın sonuna kadar yaşamınızda gerçekleştirmek istediğiniz değişiklikler nelerdir? Daha sonra okumaya devam edin...
Listenizi yapmış olduğunuza güvenerek, şimdi sizden bu hedeflerinize tekrar bakmanızı istiyorum. Bunları birer büyük hedef, birer proje, birer misyon olarak görün. Şimdi yapmanız gereken, bu hedeflere ulaşabilmek için, şimdi ne yapmanız, neye başlamanız, ne gibi rezervler edinmeniz, ne gibi destekler almanız lazım? (Örneğin bir yaşam koçuyla çalışmanız işinize yarar mı? J) Ve bu ilk aşama gerçekleşene kadar sadece buna odaklanın. Hedefinize doğru ilerlerken kendinize sormanız gereken tek soru var: “Şimdi ne yapmam lazım? Şimdiki hedefim ne? Sadece şimdi, bir ay sonra, başıma şu olasılık gelirse, şu kötü durum gerçekleşirse değil, şimdi, sadece şimdi?”
Unutmayın, yaşamda ya ilerliyorsunuz, ya da ilerlemiyorsunuz. Nokta.
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın
sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme
seansı için bir randevu alınız.
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.