E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.
Bu e-derginin grafik
şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi18.htm
adresinden okuyabilirsiniz
Dergimizi bir arkadaşınızdan veya e-mail
grubundan okuyorsanız, lütfen buraya
tıklayarak abone olunuz.
Kişisel Bir Yaşam
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın
Bu hafta...
Eski
sayılarımıza buraya tıklayarak
ulaşabilirsiniz.
Bu hafta, ihtiyaçlarımızı belirlemek ve onları karşılamak üzere dört haftadır süren yazılarımızın sonuncusunu yayımlıyoruz. Bu yazımızda ihtiyaçlarımızın “susuz” kalmaması ve karşılanmaları için neler yapılabileceği üzerine duruyoruz.
Biliyorsunuz geçtiğimiz aylarda “Korku İle İlerlemek” adı altında üç aylık bir çalışmayı duyurmuştuk sizlere. Aralık ayı içerisinde bu çalışmanın ana hatlarına dayanan bir günlük bir workshop yapacağız. Bu bir günlük çalışma ile ilgili detaylı bilgileri yakında sizlere ileteceğiz.
Saygılarımla,
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı yapmak
için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz.
Ücretsiz değerlendirme görüşmesi
için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini öğrenmek
için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz.
Geçtiğimiz haftalarda ihtiyaçları enine boyuna inceledik. Bu dört haftalık serinin ilk yazısında karşılanmamış duygusal ihtiyaçların yaşamımızda nasıl ortaya çıktığını, nasıl yaşamımızı kontrol altına aldığını inceledik. İkinci yazımızda kendi karşılanmamış ihtiyaçlarımızı belirlemek üzere bir alıştırma önerdim sizlere. Belki de ilk defa ihtiyaçlarımızla karşılaşıp, onlarla tanıştık bu çalışma içinde. Bu ihtiyaçların bizim için ne demek olduklarını fark ettik, onlara düşman olmak yerine onların da bizim bir parçamız olduklarını, sadece bu yüzden bile sevgiyi hak ettiklerini öğrendik.
Geçen hafta ise bu karşılanmamış ihtiyaçların en önemli dört tanesini karşılamak için çalışmaya başladık. Bu çalışma içinde ilk adım ihtiyaçlarımızın karşılanmak için bir fırsat bulmalarına izin vermek için etkin sınırlar oluşturmaktı. Sınırları, ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi için gerekli koşullardan biri olarak tartıştık. İhtiyaçlarımızı tam olarak karşılama fırsatı elde edebilmemiz için öncelikle “Hayır”larımızı ve “Evet”lerimizi kendimiz seçmeliyiz.
Bana
su verdi...
Bu hafta ihtiyaçlarımızı karşılama süreci hakkında konuşmaya devam ediyoruz. Karşılanmamış ihtiyaçları, uzun zamandır sulanmadığı için kurumuş, çatlamış, ama verimli topraklar gibi düşünün. Eğer bu topraklar yeterince sulanabilirse, kendi içlerinde barınan o gizli bereketi açığa çıkaracaklar. Kim bilir, belki de bir süre sonra bu bereketli topraklarda yetişen ağaçlar kendi iklimlerini yaratacakları, kendi yağmurlarını getirecekleri için sulanmalarına da gerek kalmayacak, kendi eko sistemi içinde verimli yaşamlarını sürdürecekler.
İşte ikinci adım bir “otomatik sulama sistemi” kurmak! Amacımız bu sistemi bir kere kurmak, ve daha sonra kendi kendine çalışmasına izin vermek. Bu sistemin tek amacı sizin ihtiyacınıza çözüm olması. Yani öyle bir şey oluşturalım, öyle bir değişiklik yapalım ki, ihtiyaçlarınız bundan sonra otomatik olarak karşılansın! Bu sulamanın tek amacı kendi, bencil ihtiyaçlarımızı tatmin etmek olduğu için gelin buna Bencil Otomatik Sulama Sistemi (BOSS) diyelim.
Peki nedir, ne olabilir bu BOSS? Hiçbir fikrim yok! Ancak şimdiye kadar bu çalışmayı yaptığımız, “İHTİYAÇSIZ” programını uyguladığım her danışanımla, hatta tamamen benzer ihtiyaçlar üzerine çalıştığımız kişilerde bile birbirinden çok farklı ve yaratıcı çözümler, BOSS’lar kurduk. Bu, gerçekten damarlarınızdaki bütün yaratıcı enerjiyi kullanacağınız, kendi ihtiyaçlarınızın karşılanması için ısrarcı, ve sonuna kadar gitmeye niyetli olmanız gereken nokta. Bu, gerçekten eğlenmeye başlayacağınız, bunun için kendinize izin vereceğiniz nokta.
Çözüm çok basit olabilir. Bir danışanımın sorumluluk alma ve liderlik etme ihtiyacı, o anda işyerindeki pozisyonu ve sorumluluğuyla uyuşmuyor, iş dışında buna fırsat yaratmak kendisi için önemli olan başka uğraşlardan vazgeçmek anlamına geliyordu. İş ve ev yaşamını olumsuz etkileyen bu ihtiyacı karşılamak için bizim bu konuda konuştuğumuz hafta mucize gibi bir fırsat çıktı, ve danışanım apartman yöneticisi oldu. Kendi ifadesine göre apartman sakinleri kendisine yaptıkları için her gördüklerinde teşekkür ediyorlarmış.
Çözüm daha radikal değişiklikler içerebilir. Örneğin benim için özgürlük,
yararlı hissetmek, insanlarla çalışmak, ve başarı ihtiyaçlarımı karşılamak tam
bir kariyer değişikliği ile gerçekleşti. Uzunca yıllar beni çok tatmin etmeyen,
yeteneklerimi kullanmamı büyük ölçüde engelleyen ve benim için çok önemli olan
insanlarla ilişkilerimi kısıtlayan bir mesleği, genel tanımlamalara ve
kıstaslara göre “büyük başarı ile” icra ettikten sonra yaptığım bu değişikliğe
bazen ben de inanmakta zorluk çekiyorum. Ancak yine de fark ediyorum ki bu
sayede bir çok ihtiyacımı bir arada karşılamışım.
Çözüm cesaret ve içtenlik gerektirebilir. Bir danışanımın saptamış olduğu sevildiğini hissetme ihtiyacını karşılamak için büyük bir cesaret gösterdi ve kendisini sevdiğine emin olduğu insanlarla bu durumu konuştu. Beraberce kendisini sık sık aramaları ve sevgilerini ifade etmeleri için bir sistem oluşturduk. İnsanlara neye ihtiyacınız olduğunu söyleyebilmeniz ve bunları onlardan talep etmeniz başlangıçta cesaret isteyen bir şey gibi gözükebilir. Ancak bence bu ihtiyaçlar mevcut değilmiş gibi yaşamak çok daha büyük bir cesaret, bu bombanın ne zaman patlayacağı ve ne gibi hasarlara yol açacağı bilinemez çünkü!
Bunları okumak sizi korkutuyor, değil mi! Şu anda rahatsız rahatsız gülmenizin ardında bu son örnekteki çözümü uygularken kendinizi hayal etmeniz yatıyor olabilir mi acaba? Belki de aklınızdan şöyle bir şey geçiyordur: Sevgi bu şekilde talep edilir, ifade edilirse değerini yitirir. Kim demiş! Neye ihtiyacınız olduğunu ifade etmez ve bunun karşılanmasını talep etmezseniz, o zaman yakınan, şikayet eden, tepki veren, mutsuz olan, tatmin olmayan olursunuz.
Başka korkutucu ve rahatsız edici düşünceler geliyor mu aklınıza, bu süreçle alakalı? Örneğin ihtiyaçlarınızı karşılayabilmek için başkalarına bağımlı, “muhtaç” olma hissi?. Size bir iyi, bir de kötü bir haberim var. Kötü haberim şu: Hani derler ya komşu komşunun külüne muhtaçtır diye, bu da öyle bir şey. Her birimiz, her ne kadar itiraf etmek istemesek ve kabullenmesek de hemen hemen her türlü duygusal ihtiyacımız için birbirimize muhtacız. Bu gerçekle ne kadar çabuk barışır ve diğerleriyle ihtiyaçlarınızı karşılıklı olarak gidermek için bilinçli veya bilinçsiz işbirliğine giderseniz yaşamınız o kadar çabuk düzene girecek.
İyi haberim ise şu: İhtiyaçlarınız şifa bulmak istiyorlar! Bir şekilde kendilerini ifade edebildiklerinde, kabul gördüklerinde ve karşılandıklarında ortadan kalkıyorlar, bazen de sonsuza değin. İhtiyacın ortaya dökülmesi ve anlaşılmasıyla oluşan atılım, çoğu zaman onu ortadan kaldırmakta en önemli süreç oluyor.
Kişisel standartlar
Yine de işi sağlama almak ve karşılanmamış ihtiyaçların yerlerini daha sağlam kişisel temellere bırakmaları için bir adım daha atmak gerekiyor: Kişisel Standartlarınızı yükseltilmenizi öneriyorum. Ne demek yüksek Kişisel Standartlara sahip olmak? Yüksek kişisel standartlara sahip olmak demek, yaşam içinde yol alırken, seçimlerini daha yüksek standartlara göre yapmak demek. Kendimizi kabul edilebilir minimum bir davranış biçiminden sorumlu tutmak demek.
Bu standartlar, her ne olursa olsun doğruyu söylemekten ne söylediğimizin değil nasıl duyulduğumuzun da sorumluluğunu almaya, koşulsuz bir biçimde yapıcı olmaktan bedenimizi hiç bir şekilde kötüye kullanmamaya kadar geniş bir yelpazede olabilir.
Kişisel standartların yükseltilmesi, ihtiyaçlarımızın sonsuza dek karşılanması için çok önemli, çünkü bir yanda kendimizi “daha yüksek” davranış biçimlerine tabi tutarak en önemli ihtiyaçlarımızdan birini, “öz-saygı” ihtiyacımızı besliyor, öte yandan daha bütün, daha doyumlu ve kendisiyle gurur duyacağımız bir yaşam yaratarak ihtiyaçlarımızın kendiliğinden tatmin olmalarını vee ortadan kalkmalarını sağlıyoruz. Tabi ki amacımız, belirlediğimiz dört ihtiyaçtan her bir için bu ihtiyaçla alakalı ve bu ihtiyacın karşılanmasına katkıda bulunacak en uygun olan üç kişisel standardı seçmek, ve her ne olursa olsun bu standartları uygulamak.
Örneğin eğer siz sevilme ihtiyacınızı en önemli dört ihtiyacınız arasına aldıysanız, belki de sizin için yüksek kişisel standartlar her ne olursa olsun iç diyalogunuzu pozitif tutmak, karşınıza çıkan insanları yargılamadan koşulsuz sevgi vermek, ve zamanınızın belli bir parçasını toplum yararına harcamak olabilir.
Bunu da hallettikten sonra sadece bir adım kalıyor. O da kutlamak. Hey, büyük bir iş başardınız, bunun kutlaması da büyük olmalı! İhtiyaçlarınızı karşılarken yararlandığınız yaratılığınızı burada da kullanırsınız sanırım değil mi?
Bu süreç, uzun ve zevkli bir süreç.
Danışanlarımla uyguladığım İhtiyaçsız programının
ana çatısını bu ilkeler oluşturuyor. Bu süreci uygularken odağınızda bulunması
gereken şey, sonuçta elde edeceğiniz, sizin yönetiminizde olan ve ihtiyaçlar
tarafından idare edilmeyen bir yaşam. Evet, uzun, bazen zorlu bir çalışma, ama sizce değmez mi!
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın
sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme
seansı için bir randevu alınız.
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.