E-Dergiyi Bastırmak İçin Browserınızın “Print” seçeneğini kullanınız.
Bu e-derginin grafik
şeklini http://www.marefidelis.com/ezine/mfsayi17.htm
adresinden okuyabilirsiniz
Dergimizi bir arkadaşınızdan veya e-mail
grubundan okuyorsanız, lütfen buraya
tıklayarak abone olunuz.
Kişisel Bir Yaşam
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.
www.marefidelis.com Arşivler Abone ol Aboneliğimi
Sil Bize Ulaşın
Bu hafta...
Eski
sayılarımıza buraya tıklayarak
ulaşabilirsiniz.
Bu hafta ihtiyaçlarımızı belirlemek ve onları karşılamak üzerine üçüncü yazımızı sunuyoruz. Bu hafta işleyeceğimiz konu ihtiyaçlarımızın karşılanması için onlara fırsatlar sağlayacak etkin kişisel sınırlar belirleyebilmek. Etkin kişisel sınırların koruması olmadan ihtiyaçlarımızın karşılanması pek olası olmayacaktır.
İki haftalık bir yazı dizisi olarak planladığımız bu konu, gelecek hafta, dördüncü yazıda sona erecek. Ne kadar çok söyleyecek şey varmış bu konuda, değil mi!
Saygılarımla,
Dergimizi
bütünlüğünü korumak kaydıyla dilediğiniz herkese iletebilirsiniz. Alıntı yapmak
için lütfen bizimle dostdeniz@marefidelis.com
adresinden irtibata geçiniz.
Ücretsiz değerlendirme görüşmesi
için randevu almak ve Mare Fidelis’in sizin için neler yapabileceğini öğrenmek
için lütfen www.marefidelis.com
adresini ziyaret ediniz.
Karşılanmamış ihtiyaçlarımızın yaşamımızı nasıl bize rağmen idare ettiklerini gördük. Daha sonra bu ihtiyaçlarımızla nasıl tanışabileceğimizi inceledik. Şimdi sıra bu ihtiyaçlarla barış yapmaya geldi!
Uzunca bir süredir kendi istediğimiz gibi değil, ihtiyaçlarımızın istediği gibi davranıyoruz. Ama bundan dolayı onlara veya kendimize kızmanın, kendimizi suçlamanın hiçbir anlamı veya yararı yok. Geçmişiniz veya aldığınız kararlar hakkında olumsuz düşüncelere kapıldığınız ve kendinize kötü davrandığınızı hissettiğiniz an durun ve şu soruyu soruyun kendinize: “Tamamen aynı koşullar mevcut olsa, o zamanki bilinç düzeyimde olsam, aynı olsa her şey, farklı bir seçim yapma ihtimalim nedir?”. Ben seçim şansının sadece şimdiki zamanda olduğunu düşünüyorum, geçmişe yönelik “keşke”ler, hiçbir anlam ifade etmediği gibi, şu anda o keşke’yi söyleyebilmenizin en önemli nedeninin de yapmış olduğunuz o seçim olduğu gerçeğini yadsıyorlar bence.
Neyse, bu konuyu ilerdeki yazılarımızdan birine bırakalım ve ihtiyaçlar konusuna geri dönelim. Çalışmamızın önceki aşamasında ihtiyaçlarımızı ortaya dökmüş, onların arasından yaşamımızı şu anda en fazla etkileyen dört tanesini seçmiştik. Daha sonra ise bu ihtiyaçların her birini bir çeşit mülakattan geçirmiş, bu ihtiyaçları yakından tanımaya, onları kabul etmeye, hatta onları sevmeye başlamıştık. İhtiyaçlara sahip olmak insan olmanın bir parçası, ve her yönümüzle insan olmaktan zevk almak, gerçekten yaşama kalite katmanın en kolay ve en ucuz yolu.
Şimdiki aşama ise bu ihtiyacın karşılanması için gerekli yapı ve sistemleri kurmak. İhtiyaçlarımızı karşılamak demek, artık idareyi ele almak, onlar tarafından idare edilmeyip, onlara söz geçirebilmek demek. Onların sesini duymak ve onlara “sizi duyuyorum, ama istediğiniz şey ne size ne bana iyi gelecek” deyip doğrudan onları karşılamaya çalışmak demek.
İhtiyaçlarınızın karşılanması için ilk ihtiyaç duyacağınız şey, ardında güvende olacağınız kişisel sınırlar. Etkin bir biçimde, başkalarının sizin yararınıza olmayan ve ihtiyaçlarınızla çelişen istek ve eylemlerine hayır diyemeden bırakın ihtiyaçlarınızı, yaşamınızı kontrol etmeniz mümkün değil. Bu konudaki en önemli kitaplardan biri olan Sınırlar’da Cloud ve Townsend, “tıpkı ev sahiplerinin arazilerinin çevresine fiziksel mülkiyet çizgileri çekmeleri gibi, bizim de yaşamımızda neyin bizim sorumluluğumuzda olduğunu ve neyin olmadığını ayırt etmemize yardımcı olacak zihinsel, duygusal ve ruhsal sınırlar belirlememiz gerekir” diyor.
Hayır Demek...
Çalışmamız için etkin sınırlar demek insanlara size veya sizinle ne yapıp ne yapamayacaklarını açık ve değişmez biçimde bildirmeniz ve bu sınırları uygulamaya koymanız demek. İhtiyaçlarınızın tam ve kesin olarak karşılanması için kendinizi koruyacak sınırlara sahip olmalısınız. “Hayır” demeyi öğrenmelisiniz.
Bu her zaman kolay ve kısa bir çalışma olmayabilir. Zaten bunca yıl bizi idare eden ihtiyaçlarımızı karşılamamız kabul edersiniz ki birkaç saatlik bir çalışmadan uzun sürecektir. Bir çokları için sınır belirleyememek bireysel ve sosyal yaşamlarında istedikleri sonuçlara ulaşmalarıyla aralarında çok önemli bir engel oluşturabiliyor. Başkalarının bizi inciten davranış ve isteklerine sınır koyamamak başlı başına karşılanmamış ihtiyaçlardan kaynaklanıyor olabilir ve bu durum kendi kendini besleyen bir probleme yol açabilir. Etkin sınırlar belirlemek bir yaşam boyu sürecek çok önemli ve uzun soluklu bir çalışma!
Bizim amacımız için önerim öncelikle kişisel sınırlarınızı ciddi olarak gözden geçirmek, belki de bu konuda destek almak. Sınırlarınızı belirlemeye ve ilan etmeye başladığınızda tepki görmemeyi beklemeyin. Büyük olasılıkla hem kendi içinizden hem de dışarıdan çok ciddi tepki ve dirençle karşılaşacaksınız. Bu açıdan eğer ciddi bir sınır probleminiz olduğunuzu saptarsanız kesinlikle destek almanızı öneririm.
Evet, sınırlar belirlemeye başlamak, onlara uyulması için hem kendinize hem başkalarına ısrarcı olmak, bu sınırları koymaya başladığınızda karşılaşacağınız direnç... Bunları düşündükçe zor, uzun ve korkutucu bir yol gibi gözüküyor, değil mi? Sınırlarla veya değil, şimdiye kadar rahat ettiğiniz bölge içindeydiniz. Şu ana kadar sınır belirlememiş olmanızın da tabi ki mantıklı ve geçerli nedenleri var. Belki yalnız kalmaktan korktunuz, belki onay görmemekten, belki sevgiyi kaybetmekten ve terk edilmekten, belki de içinizdeki “iyi insanı” kaybetmekten.
Ama fark etmeniz gereken bir şey var: Bütün bu korkularınız, bütün çabalarınıza karşın, sınır koymamanıza, “hayır” kelimesini çok cimri şekilde kullanmanıza rağmen bazen gerçekleşti, ve sizin bütün öfkeniz, aldatılmışlık duygunuz, gücenmeniz ve karşılanmamış ihtiyaçlarınızla kala kaldınız. Ve eğer sınırlarınızı belirler ve uygularsanız onların çiğnenmesine izin vererek ulaşmaya çalıştığınız her şeye çok daha kolay ulaşabilirsiniz! Yaşamın o tatlı paradokslarından biri daha. Bana inanın, ben de oradan geliyorum! Zor gözükse de karşılığında alacağınız ödül o kadar büyük ki!
Sınırlar ardında özgürlük...
Benim önerim artık kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için yeni bir yol denemeniz. Ve bunun da şimdiki adımı etkin sınırlar belirlemek. Sizden istediğim, belirlemiş olduğunuz dört ana ihtiyacınızın her biri için üçer tane “etkin sınır” belirlemeniz. Yani bundan sonra insanlar size ne diyemeyecek, ne yapamayacaklar? Hangi sınır ihlallerine kesinlikle hayır diyeceksiniz ki, bu ihtiyacınız karşılanmak için bir fırsata sahip olabilsin?
Bir örnek vermek gerekirse, örneğin benim kariyerimde başarılı olmak gibi bir ihtiyacım varsa, başkalarının benim zamanıma karşı saygı göstermemeleri ve beni işimin ortasında her an durdurup kendi anlık ihtiyaçlarını karşılamamı istemeleri bu ihtiyacımla ciddi bir biçimde çelişebilir. Yapmam gereken, günün belirli – ve kısa – zamanları dışında bu tip talep ve istekleri karşılamayı reddetmek.
Bu sınırları belirlerken yapmanız gereken ihtiyacınızın şimdiye kadar karşılanmamış olmasında hangi kişisel sınırlarınızın zayıf olmasının katkıda bulunduğunu sorgulamak. Neye, nelere, kimlere hayır demediniz ki şimdi bu ihtiyacınız sizi idare ediyor?
Her ihtiyacınız için üç adet sınır belirledikten sonra tabi ki sıra bu sınırların uygulanmasına geliyor. Dediğim gibi kişisel sınırlar belirlemek bazıları için daha kolay, diğerleri için çok daha zor olabilir. Eğer siz ikinci gruba giriyorsanız, bu konu başlı başına bir çalışma isteyebilir.
Sınırlarınızı belirledikten ve onları etkin bir biçimde uygulamaya başladıktan sonraki adım ise direkt olarak ihtiyacınızı karşılamaya yönelik sistemler kurmak ki, onu da gelecek hafta inceleyeceğiz.
Gelecek hafta görüşmek dileğiyle...
Dost Deniz, bu derginin yazarı ve Mare Fidelis Life Coaching/Kişisel Danışmanlık’ın kurucusu ve baş danışmanı. Dost önce mühendis, sonra İş İdaresi Master’ı oldu. Bankacı oldu, yöneticilik yaptı. Yöneticiliğin aslında kendini yönetmek demek olduğunu fark edince kendi içine doğru uzunca bir yolculuğa çıktı. Bu yolculukta üç tutkusuyla tanıştı: Her anını farkında ve o andan en fazlasını alarak yaşamak, başkalarına kendilerine yardım etmeleri için yardım etmek ve özgür olmak. Bunları Life Coaching/Kişisel Danışmanlık yoluyla kendi yaşamının gerçeği haline getiriyor. Bunu yaparken Graduate School Of Coaching ve Graduate School of Corporate Coaching’den aldığı Master Coach eğitiminden ve kişisel ve iş yaşamlarında fark yaratmalarına yardımcı olduğu bir çok danışan deneyiminden yararlanıyor. Yolculuk ise devam ediyor.
Mare Fidelis’in ve Kişisel Danışmanlığın
sizin için neler yapabileceğini öğrenmek için buraya tıklayarak bize bir
e-posta gönderiniz veya 0(533) 734 36 04’ü arayarak bir ücretsiz değerlendirme
seansı için bir randevu alınız.
© 2002 Dost Can Deniz. Bu e-dergideki bütün yazılar Dost Can Deniz’e aittir. İzinsiz olarak kullanılamaz.